AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-05-11

kategori2

Nomos belası

Namus' kelimesinin etimolojik kökeni Eski Yunanca'dan gelir:
Nomos.
Yasa, demektir ve fakat Roma'daki gibi bir evrensel hukuku değil, töreyi (yerel olanı) mutlaklaştırmak anlamında kullanılır.
Arapça'ya da Yunanca'dan geçmiştir, 'Namus' olarak söylenir ve aynı anlamı işaret eder.
Ve fakat, Yunanca'ya Yunan medeniyetinin kavramsal içerik çaldığı Ortadoğu kültüründen geçmiştir.
Eski Mısır'da Firavunlar dönemi öncesindeki şehir devletlerinin adı 'Nom'dur.
İlginç mi?
Ortadoğu'da şehir devletlerine verilen isim, Yunan'ın site devletlerinin Yasa'larını adlandırmış...
Bu şehir-devletlerinin ve sonunda Roma gibi Hukuk tesis edemeyen Yunan'ın Yasa'sının adı işte bu Nomos, yani Namus kelimesidir.
Yerel ve töresel olanın Yasa seviyesine çıkartılması, demektir.
Siz bakmayın bazı yazarların 47 kişinin öldüğü katliamı bir 'Kürt Sorunu' olarak görmesini ve olayı 'Kürt Kimliği'ne atfetmesine...
Troya'yı 'Güzel Helen' uğruna yakıp yıkan Yunanlıların motivasyonu da 'Namus belası,' yani 'Nomos'tu.
Yerel gelenek ve görenekleri, töreyi 'Yasa' mertebesine çıkartma anlayışıydı.
Yunanlıların Kürt olduklarını iddia edemeyeceğimize göre, 'Büyük Gazete'nin hikmet şeyederek 'Sorunun kaynağı Kürt Kimliği' teşhisini koyan yazarını bir kenara bırakıp işimize
bakalım.
Bugün 'Namus belası' Anadolu'da karşımıza çıkıyor.
Nomos Anadolu'da Yasa olabiliyor. Ceza kesebiliyor.
Bunu eğitimsizliğe, bunu Kürt kimliğine, bunu sadece koruculuk sistemine nispet edenlerin elbette hikmetlerini sergileme hakkı vardır Türkiye'de.
Ama birilerinin de, sorunun Kürt kimliği, korucular falan değil; aşiret iktidarlarının, devletin hukukuna karşı, töreleri Yasa konumuna yükselttiğini söylemesi gerekiyor.
Bir devletin bir tek hukuku vardır.
Törede meşruiyet arayarak konulan her 'alternatif yasa'nın devletin hukuk sistemine, dolayısıyla kendisine meydan okuduğunu görelim artık.
Alternatif yasayı Kürtler de koysa, Türkler de koysa; bu böyledir. Örnekleri her ikisi için de boldur.
Öyleyse Türkiye'nin Yasa konusunda Yunan'ı mı, yoksa Roma'yı mı örnek alacağı sorunuyla karşı karşıyayız.
Müktesebatımız Roma'dan, yani hukuktan yanaysa eğer...
Meselenin kökenlerini 'Koruculuk sistemi'nde aramak abesle iştigaldir.
Elbette koruculuk sisteminin sorunu besleyen yanları var.
Ama, 'törelere saygılıyız, böyle töre olmaz, bu töre değil, töre olsa olsa 3-5 kişiyi öldürür, 47 değil,' söylemiyle, sorunun özünü görmeyip, sadece 'Koruculuk sistemi'ni kurban verip, töreyi temize çıkartırsak; devlet otoritesi dışındaki yerel iktidar teşebbüslerinin önünü istemeden de olsa açmış olabiliriz.
Sorun; bir boyutuyla reaksiyon doğurarak PKK'yı besleyen, aynı sebepten ötürü 'Koruculuk sistemi'ne ülkeyi mecbur kılan bir sorunudur.
Ve çözümünde sosyal adaletin (toprak reformu) sağlanması ve hukukun (laiklik) tahkim edilmesinden başka bir yol yoktur.