AKŞAM | PAZAR | 10 MAYIS 2009, PAZAR

Yüzlerce çocuğa hayat veren doktor anneler

Dr. Gülnihal Şarman ile Dr. Pınar Dayanıklı, 10 yıldır hiç ayrılmadan, dostluklarını da bozmadan erken doğan bebekleri hayata döndürebilmek için bin bir çaba sarf ediyor. Olağanüstü bir disiplinle çalışan iki kadın doktor, gül bebeklerin inatçı ve melek kahramanları oldular.

3
Türkiye'de erken doğan bebekleri, sarıp sarmalayan, onları hayata döndürmek için binbir uğraş veren, çok iyi yenidoğan yoğun bakım doktorları var. Her doğumda özellikle, bin gramın altında bir bebek doğduğunda, olağanüstü bir çaba sarf eden doktorlar, bir nefes daha fazla aldırabilmek için gece-gündüz çalışıyor...

Acıbadem Maslak Hastanesi Bebek Yoğun Bakım Uzmanları Dr. Gülnihal Şarman ile Dr. Pınar Dayanıklı, birçok meslektaşları gibi her bebeğin sağlıkla hayatlarına devam edebilmeleri için yıllardır mücadele ediyor. 10 yıldır hiç ayrılmadan birlikte çalışan ve bu sürede içinde düşük doğum ağırlıklı 1.500 bebeğin bakımını üstlenen bu iki demir yürekli kadın, yenidoğan bakımında çıtayı yükseltmeye devam ediyor.
Yenidoğan yoğun bakım kapılarında gözyaşı döken, bir nefes için dua eden annelerin umutlarına çare olmaya çalışan Dr. Şarman ile Dr. Dayanıklı, prematüre bakımı gibi çok zor bir alanda başarıyla hekimlik yapmaya devam ediyor.

Çok sıkı arkadaş olmalarına rağmen bebekleri yalnız bırakmamak için birlikte tatile çıkamayan Dr. Şarman ile       Dr. Dayanıklı, kendilerine ayırdıkları özel zamanları iyi değerlendirmeyi de ihmal etmiyor.
Madalyalı bir yüzücü olan    Dr. Gülnihal Şarman, spor sevgisini çocuklarına aşılamayı da ihmal etmediğini söylerken, aldığı konservatuar eğitiminin ardından piyano çalan Dr. Pınar Dayanıklı, sanatın insanı nasıl geliştirdiğini anlatıyor. İkisi de ikişer çocuk sahibi olan doktorlar, meslektaşlarıyla evli...
Mesleklerinin zorluğunda anne olmaları bir risk faktörü gibi görülüyorsa da onlar hem kendi çocuklarının hem de yüzlerce prematüre bebeğin 'doktor annesi' olmayı başarıyor...

BİRÇOK DOSTLUĞU PAYLAŞTIK
- 10 yıl birlikte çalışmak zor muydu? Zorlukların üstesinden nasıl geldiniz?
Dr. Pınar Dayanıklı: İkimiz de ihtisasımız yurtdışında yaptık. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi olmayan ama kurmak isteyen bir hastanede çalışmaya başladık. Daha önce yapılmamış bir şeydi, ikimiz de heyecanlıydık. Bebek yoğun bakım alanı, gerginliklerin çok olduğu ve hatta obsesif olmayı, aynı zamanda takım ruhunu da gerektiren bir dal. Daha önce birbirini tanımayan iki insan çalışırken bilinmez bir yolculuğa çıkıyor. Ben çok şanslıydım, gereken zamanda benim gibi düşünen, beni tamamlayan, hem benzer hem ayrı düşündüğümüz bir ortakla çalışma şansına sahip olmuştum. Hemşireler de iki doktorun birlikte uyum içinde birbirini tamamladığını görüp olumlu etkileniyor. Yoğun baskı ve stres çok yıpratıcı olabiliyor. Hiçbir şeye gücünüz olmayabiliyor, bir kişinin diğerine rahatlatması gerekiyor. Çocuklarımıza iyi örnek oluyoruz, çok disiplinli ve ortak yürütülen bir işe küçüklüklerinden beri şahit oluyorlar. İki iyi dost muyuz evet, birçok arkadaşın birbirini görmediği sıklıkta birbirimizi görüyoruz. Birçok zorluğu paylaştık. Birinin size dayanak olması sayesinde güçlü oluyorsunuz, yeni projelere yelken açarken her şeyi yapabilecek gibi düşünüyorsunuz. Gülnihal'ın varlığı benim moralimi yükseltti, bazı zorlukları daha kolay aşabilmemi sağladı.
Dr. Gülnihal Şarman: Bence sosyal hayatı ayırmak lazım. Arkadaşlarımdan birlikte başlayıp ayrılan çok var. Biz erkeklerden daha detaycıyız, bu nedenle her anı birlikte geçirmemekte fayda var. Yaptığımız işte çok fazla iniş-çıkış var. İnişlerde birlikte olmak gerekiyor. Bebeğin ölüm kararını vermek, çok kötü durumda olduğunu aileye anlatırken sizin yanınızda duracak birinin olması çok önemli. Bu başka iş ortaklıklarına da yansıtılabilir. İşimizde negatif enerji ile uğraşmayacağız deyip kararlılık gösterdik. İşimizi yaparken, ne kadar büyük zorluklar içinde olursak olalım hep pozitifine bakarız, yoksa işimizi yürütemeyiz. 

- Tartışıp anlaşamadığınız zamanlar oldu mu?
Dr. Şarman: Hiçbir zaman bir gün bile işimizi aksatmadık, hep disiplinli olduk. Pınar bana hiçbir zaman 'Şu işe de sen bak, ben hastayım' demedi. Hasta olmasına rağmen işe geldi. Ortaklığı bozan en önemli şey sorumluluk almamaktır. İşte, olmazsa olmaz görünenlerde ısrarcı olmak ilişkiyi bozabilir. Karşılıklı saygı da çok önemli. Birlikte çalıştığınız insanı iyi tanıyarak sınırları iyi çizmek gerekiyor. 10 yılda bizim de tükendiğimiz zamanlar oldu. Çünkü prematüre bebeklerle uğraşmak 7 gün 24 saat ilgilenmeyi, dikkati zorunlu kılıyor.
Dr. Dayanıklı: İşimizde hep iyiyi düşünmeye çok özen gösteririz. Ama işler her zaman mutlu sonla bitmeyebiliyor. Kararları ailelerle birlikte almamız gerekiyor. Dar zamanlarda iki kişi olmak da yetmiyor, hemşireler ve diğer doktorları da işin içine katarak, toplantılar yaparak kötü haberleri bildiriyoruz.

ÇOCUK DA EVLAT EDİNEBİLİRLER
- Annelerin çocuk sahibi olabilmek için inatla, ısrarla kendilerinden bile vazgeçebilecek ölçüde mücadele etmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Dayanıklı: Annelik insana hem haz veren hem de çok şey öğreten bir durum. Anne olunca fedakarlığı, sorgulamadan sadece vermeyi ve sevmeyi öğreniyorsunuz. Çocuk sahibi olmak eşsiz bir durum ancak bunu hayatın tek amacı haline getirmeyi sağlıksız buluyorum. Amaç, çocuğa kişinin kendisinin sahip olması mı yoksa bir çocuğun büyümesine katkıda bulunması mı diye düşünürüm. Doğal ya da yardımlı yollarla hamile kalamayan kişilerin bünyelerini zorlayarak, maddi ve manevi zorluklara girmesini yıpratıcı buluyorum. Eğer anne-babalık yapma istekleri bu denli kuvvetliyse, çocuk edinebilirler ya da bir çocuğun bakımını üstlenebilirler.

- Yoğun bakım kapısında annelerin psikolojisi, ilişkiniz nasıl oluyor? Onlara neler anlatıyorsunuz?
Dr. Dayanıklı: Anne ve babalar yoğun bakıma giren bebeklerinin öncelikle hayatı ile ilgili endişeli oluyorlar, daha sonra da ne zaman çıkacağıyla ilgili. Biz, ailelere bebekleriyle ilgili bildiğimizi her şeyi, düşündüklerimizi, hiç saklamadan anlatır, onları da bir an önce büyük resmi görmeye hazırlarız. Eğer hayata ince bir pamuk ipliğiyle bağlanan 500 gramlık bebekten bahsediyorsak, önümüzdeki günlerde bebeğe bir şans vereceğimizi, haftanın sonunda bebeğin yeterli kuvvetliliği gösterip göstermeyeceğini bekleyeceğimizi anlatırız. Ya da eve gitmek için bebeğin hangi şartları yerine getirmesi gerektiğini söyleriz ki, anne ve babalar da bizimle birlikte aynı gelişmeleri izleyebilsinler. Aileye doğru ve samimi bilgi vermek çok önemli. Kaplı kapılar ardında, onları hiç bakıma ve düşüncelerimize katmadan bu işin yapılabileceğine inanmıyoruz.

BEBEKLERİMİZİ  SAĞLIKLI GÖRMEK   EN BÜYÜK SEVİNCİMİZ
- Prematürelerle ilgili en sevindiğiniz şeyler nelerdir?
Dr. Şarman: Prematüre aileleri hep teşekkür borçlu oluyor. Manevi tatmin alınabilecek bir iş yapıyoruz. Geçenlerde markette alışveriş yaparken tam arkamı döndüm, bir çocuk önüme çıktı. Bağıra çağıra coşkuyla kucaklaştık. Bu prematüre doğmuş, bağırsakları delindiği için haftalarca besleyemediğimiz bir çocuktu, canımıza okumuştu! Şimdi 9 yaşında... Arada sırada ziyaretimize gelir, çok mutlu oluruz. 

- Bu kadar yorulduktan sonra ailenizle ilgilenmek zor olmuyor mu?
Dr. Şarman: Gün içinde eşlerimizden, çocuklarımızdan çok birbirimizi görüyoruz. Bebeklerin başında çok yorgun bir gece geçirdikten sonra yeşil bir suratla eve gelmişsiniz, hiç gülmüyorsun denilebiliyor... Maalesef, 'doktor hanım' çok duyarsız olabiliyor, doktor hanımın duyacak hali kalmıyor!
Dr. Pınar Dayanıklı: Palyaçonun içi kan ağlarken gülmesi lazım ya, doktorlardan da beklenen bu. Tecrübeyle bu zorluğu aşabiliyorsunuz, ben insan ilişkileri konusunda artık çok farklı bir yerdeyim. Anne olmak da empatik olmayı mümkün kılıyor. Birebir çalışmak da önemli, kötü şeyi anlatabilmek, insanı başka yönden besleyip zenginleştirebiliyor.

HOBİLERİMİZ BİZE GÜÇ KATIYOR
- İşin dışında nefes aldığınız alanlar neler?
Dr. Şarman: 8 yıldır İstanbul Boğazı'nı yüzerek geçiyorum. Boğaziçi yarışları temmuz ayında Milli Olimpiyat Komitesi tarafından düzenleniyor. Kendi kategorimde iki kere birinci, bir defa ikinci ve iki defa da üçüncü oldum. Geçen senenin birincisi          16 yaşında profesyonel bir sporcuydu, ben ikinci oldum.

Dr. Dayanıklı: Piyano çalmak hayatın çok dinlendirici işlerinden biri. Bahçeyle ilgileniyorum, spor hep hayatımda oldu, sporsuz bir dönemim yok. Pilates yapıyorum, squash oynuyorum. Yürüyüş yaparım. Ertesi gün hastalarımın problemlerini daha kolay çözerim. İnsanın kapıyı kapatıp gittiğinde yapacağı başka işleri olmalı.

TÜRKAN YILMAZER

 

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3