Kolay kolay bir şeye şaşıramayan, hemen normalleştirme mekanizmalarını işleten dünya geçen hafta çok şaşırdı.
İngiltere'de pop star yarışmasına katılan Susan Boyle herkesi şoke etti
Çünkü Susan sıradan diye tabir edilen ama altdilde çirkin olduğu ima edilen görünümüyle sahnede yerini almıştı.
Şarkısını söylemeye başlayınca ilahi bir ses salonu doldurdu.
Meleklerin şarkılarına eşlik eder gibiydi Susan.
İzleyiciler, Tanrı'nın sesine adeta aracılık eden Susan'ı gözyaşları içinde alkışladı.
Susan pop star yarışmasının tartışmasız birincisi oldu.
Dünya medyası bu olayı 'inanılmaz' başlığıyla duyurdu.
46 milyon insan bu mucizeyi internette tıklamış.
Tanrısal olanın yapımı peşindeki insanlığı hayrete düşürmüştü.
Sade ve sıradana içkin 'güzellik' belli ki unutulmuştu.
Neredeyse Susan metafizik sapkınları için bir mucizeydi.
Onunla ilgili tüm yorumlar ve hayranlık ifadelerinin altında sesiyle, görünüşü arasındaki uyumsuzluk ihsas ediliyordu.
İmge tapıcılarının, ezber bilgi sistemlerini tepetaklak eden Boyle sakin hayatını
köyünde sürdürüyor.
Dünyanın estetize edilmiş gözüne Boyle fazla 'kendi' olarak battı.
Güzellik üretim tekellerinin her çeşit teknik ve teknisyenliğin aşırı kullanımıyla kurduğu iktidarı biraz sarstı.
Güzellik felsefi ve estetik içeriğinden kopartılıp, et ve kemik tasarımına indirgendi.
Kimsenin kendi olmadığı yüzlerle ve bedenlerle 'şeyleştiği' zamanlardayız.
Güzelleşme adına kendini, öz yüzünü hatırlamayan kadınlarla dolu sistem.
Boyle'un ise sanırız böyle bir derdi hiç olmamış...
Boyle insanın içinde taşıdığı güzellik duygusuna seslendi.
Dış dünyanın şartlandırdığı yapay estetizasyondan arındırılmış, sizde dirilttiği güzellik duygusuyla dinlendi.
Oysa 'güzellik' hanidir tanımlanan, tarif edilen ve alt sınıflara ayrılan teknik bir mevzu muamelesi görmekte.
Bizim duygu rafinmanımıza, içsel eğitimlerimize ve hayallerimize hiç fırsat tanımayan despot bir tavırda.
'Neyin güzel olduğu' filtrasyonunu bizim yerimize yapan piyasa estetlerinin tahakkümü altındayız.
Güzelliğin bütününden sökülerek lime lime edilmesi ve bir hiyerarşiye hapsedilmesi yeni kozmetik faşizminden bir örnek.
Üretilen kitlesel güzellik algısının totaliter alanından kıpırdayamıyorsunuz.
Bu öylesine totaliter bir alan ki 'Güzellik' dünyada ilahların güzellik sınırlarına taşındı...
Güzelliğin 'sizi size bütünleyen yaşantı' olduğunu kimse hatırlamıyor.
Boyle'un güzelliği gibi.
Amansız rekabetin kadın savaşçıları için bu güzellik çok anlaşılır değil.
Güzelliğin katı rakamlarına endeksleyerek, kendi fanatiği olanlara Boyle tam bir gündüz kabusu.
Çünkü onları külliyen olumsuzluyor ve hakikaten şarkı söylerken de çok güzel.