İnsanları anlayamıyorum... Bu yaşa geldim; neyi hedeflediklerini çözemiyorum. Ama artık şunları görüyorum:
- Bugün beyaz dediklerine yarın siyah diyebilirler!
- Bugün zirvede olan, yarın yerin dibine girebilir!
- Bugün 'çok iyi bir insan' olarak görünen, yarın 'Çok kötü bir insan' olarak anlatılabilir.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ne demek istediğimi anlamış olmalısınız.
Bülent Korkmaz, üç ay önce göreve geldiğinde neler söylediler neler... 'Cesur yürek' dediler, 'Galatasaray tarihinin altın adamı' dediler, 'Ne de iyi oldu' dediler. Hatta pankart açtı tribüne taraftarlar; 'Sonuna kadar seninle birlikteyiz' dediler.
O dündü...
Ya bugün!
Bugün o tribündekiler istifaya çağırdılar Bülent Korkmaz'ı... Hem de iki, üç gün gibi kısa bir sürede...
Gel de anla sen şimdi bu insanları!
Kafamdan bunlar geçerken, Hacettepe maçından iki gün sonra Adnan Polat'a telefon açtım:
- 'Sayın Başkan iyi günler. Kafamı kurcalıyor da size sorayım dedim. Bülent Korkmaz'ı gönderecek misiniz?'
- 'Nereden çıkıyor bunlar? İsteniyor ki hemen darağacını kuralım, çocuğu da iskemleye çıkaralım, tekmeyi de vuralım. Yok böyle bir şey... Sinirler bozuk, canımız elbette sıkkın... Sakin olup düşünmemiz lazım... Şimdi güle güle Bülent demek vicdansızlık olmaz mı? Sezon sonu bir gelsin oturup her şeyi konuşuruz...'
Telefonu kapattım, yine düşüncelere daldım. Demek ki Bülent hoca şu anda gitmiyor. Ama sezon sonunda da kalmıyor.
Yönetimde de ilginç görüşler var. Bülent hoca için üç gruba ayrılmışlar:
a) 'Yetersiz' diyenler...
b) 'Gömlek bol geldi, biraz tecrübe kazanmasını beklemek lazım' diyenler... c) 'Karizmatik bir hoca getirelim; Bülent de yanında devam etsin' diyenler...
Düşünüyorum... Ben Bülent olsaydım ne yapardım acaba... Dün, 'Aslansın, kaplansın, cesur yüreksin!'
Bugün 'Yetersizsin, gönderileceksin, istenmeyensin!'
Yazık...
Adnan Polat döneminin 2 yılda 5. hocası Bülent Korkmaz...
Görünen o ki, 6.'sı gelecek!
Ne olacak peki; bir süre sonra gelene de mi güle güle denecek!
Anlayış, günü kurtarma, koltuğu kaptırmama mantığı değişmedikçe daha çok Bülent'ler gelir gider...
Arda ve sonrası
Hani Başkan Adnan Polat, bundan bir ay önce İtalya'da yaptığı röportajda 'Arda'nın etrafında bir takım oluşturacağım' demişti ya...
O takımın da bugünden kimler olacak diye merak ettim.
Benimki sadece merak işte...
Başkan Arda'nın etrafında bir takım kuracaksa:
- Başta Lincoln olmayacak.
- Hasan Şaş olmayacak.
- Ümit Karan olmayacak.
- Aydın olmayacak.
- Nonda olmayacak.
- Yaser olmayacak.
- Serkan Çalık olmayacak.
- Linderoth olmayacak.
- Mehmet Güven olmayacak.
- Volkan Yaman olmayacak.
- De Santis olmayacak.
- Sabri'nin durum belli değil.
Bu isimler benim tahminim...
Çünkü Başkan Polat ile futbolun bir numaralı ismi Haldun Üstünel çoktan transfer görüşmeleri yaptılar, bazılarını bitirdiler bile...
Açıklamıyorlar, sezon sonunu bekliyorlar.
Yani Galatasaray bu sezon kampa ilk başladığı gün tam kadro başlayacak.
Lider Arda olacak, etrafında voltran oluşturulacak. 'Haydi yürüyün' diyecek Polat...
Gidecekler ise açıklanacak.
Şunun şurasında ne kaldı ki...
Organize işler bunlar!
Ankara dönüşü takıma yönelik iğrenç saldırı, basit bir olay değil.
Birkaç Galatasaraylının öfkelenip, kendinden geçmesi ve bunu eyleme dönüştürmesi olarak değerlendirmeyin bunu.
Organize işler bunlar!
Bu birkaç Adnan Polat düşmanının bazılarını 'Şimdi gidin orayı karıştırın... Galatasaray elden gidiyor' diye kışkırtmasından başka bir şey değildir...
Çünkü tribünden gelen bir Haldun Üstünel'in her şeyden haberi olur...
Soruyorum; maç sonrasında böyle bir organizasyon yapılacağının sinyalini bile almamış...
Yani oraya gelen kafası bulanıkların kahvede otururken 'Haydi gidip şunlara bir haddini bildirelim...' muhabbeti değil bu saldırı...
Bu planlı, programlı bir senaryodur..
Ne oldu? Galatasaray herkese rezil oldu.
Ne oldu? Yabancı futbolcular şok geçirdi.
Yani üç-beş kendini bilmezin güya hesap sorması, Galatasaray'ı düzlüğe çıkardı mı şimdi!
Havaalanındaki kavga sonrasında yabancıları yatıştırmak Haldun Üstünel'e düştü...
Kewell ve Milan Baros sordular.. 'Niçin bu kavga, neden oluyor, bu nasıl bir anlayış... Yine olur mu?' gibisinden yığınla sorularla endişelerini dile getirdiler.
Üstünel, dili döndüğünce olayları anlatmaya, çalıştı... Kewell ve Milan Baros'un şaşkınlığı hala geçmedi... Üstünel, soğuk terler döktü ikna etmek için... Dramatik bir durumdu... Kewell ve Baros bundan sonra Türkiye'ye gelecek yabancı futbolcuların durumlarından falan bahsettiler...
Yani havaalanındaki 'hesap sorma' her şeyi altüst etti...
Şimdi kına yakın isterseniz...
Neredesin ey vefa
Hem Bülent Korkmaz'a hem de Hasan Şaş'a, Hacettepe maçında yapılan vefasızlığı asla içime sindiremiyorum...
Bunlar Galatasaraylı olamaz...
Bunlar sarı-kırmızılı renklere gönül verenler hiç olamaz...
Bunu Hagi gibi bir efsaneye, Fatih Terim gibi bir tecrübeye, Hakan Şükür gibi bir yıldıza, Faruk Süren gibi başarılı bir başkana da yapmadılar mı?
Bunlar vefa nedir bilmeyen sadece skora göre yaşayan sözde Galatasaraylılardan başkası olamaz...
Bülent Korkmaz'ı istifaya davet ettiniz, çok mu mutlu oldunuz?
Hasan Şaş'ı yuhaladınız, içiniz mi rahatladı?
İkisiyle de konuşmak istedim, sustular...
Dudakları titredi, gözleri doldu, ama ağızlarından tek laf çıkmadı.
Bu vefasızlığı artık kaldıramıyorum... Vicdanıyla bilet parası verenlerin arada sıkışıp kaldığı bu insanları anlayamıyorum... Öğüte öğüte kimse kalmadı daha bıkmadınız mı?
Biraz daha dayan Bülent hocam, biraz daha dayan Karataşlı Hasan kardeşim...
Tarih sizi hep yazacak.
Onlarınsa adı bile anılmayacak.
Yiyin Polat'ı rahatlayın
Adnan Polat'ı sevin ya da sevmeyin ama eleştirirken, medyaya haber uçururken, ailesini karalarken, iğrenç iftiralar atarken bir gün aynı şeylerin sizin de başınıza geleceğini unutmamanız lazım...
Polat'a muhalifler imza kampanyası başlatmışlar safsatalarına gülüp geçiyorum...
Çünkü sadece Galatasaraylı olup, şampiyonluklarla laylom yapanlar sisli havada ortaya çıkıyorlar...
Aslında burada ömrünü Galatasaray'a adamış Özhan Canaydın'ın devreye girmesini beklerdim.
Çünkü Polat'ı en iyi tanıyan o değil mi?
Bir parmağıyla camiayı hizaya sokmaz mı?
Ama Özhan abinin ağzı var dili yok, çıtı çıkmıyor...
Ne konuşuyor, ne yorum yapıyor, ne muhalefet peşinde...
Hani Polat evladıydı!
Ne demek bu kadar sessiz kalması!
En iyisi hep birlikte Adnan Başkan'ı yiyelim herkes rahatlasın...
Laylomcular içki masalarında 'Nasıl bitirdik Polat'ı' demenin keyfini çıkarsınlar...