AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-05-12
Evrensel olanı, kavrama ve alımlama iki biçimde gerçekleşir bu topraklarda.
Ya evrensel olanı aşırı abartarak diğer değerlerle bağını kopartacak derecede kökten biçimcilik.
Ya da evrensel olanın içeriğinden uzaklaştırılarak yerel başka bir şeye dönüştüren kökten yerelcilik.
Bu iki alımlama şekli, modern tarihimizin garabetlerini oluşturmuştur.
Kisch üretim merkezi niteliğindeki bu kendimize adapte tavrımız bugün halen başımıza derttir.
Kavramları kendi tarihimizden kökleyemediğimiz soy kütükleri bizi kavramlardan ziyade simgelere teslim etmiştir.
Simgelerin mübalağası ve evrenselliğiyle ilişkisini kesen yerelleştirme,
Biçimciliğin ve yerelciliğin ifrat versiyonlarına düşkün insanımız her gün bir aşırı yenilik deniyor.
Ne özgün bir heykel konseptine ne de Adalet Tanrıçası Themis ideasına sahip Anayasa Mahkemesi bahçesindeki heykel son örneği.
Sanat yapıtı, yer aldığı mekana göre sanatsal metnini sergiler.
Bu heykel de ikili bir metni varlığında barındırıyor.
Kadın ve elindeki terazi adaleti, açık gözleri ve şalvarıyla da sadece bir kadını çağrıştırıyor.
Eğer adalet kavramının özü iyi kavranmamışsa artistik açıklamalarla giderilemez.
Themis kendi halinde bir kadın değildir. Themis insanlığın ortak bilincinde 'Adalet'i temsil eder.
Adalet tarihsel bir kavram olup adalet arayışı süreklidir.
Doğal halde adalet yoktur, her adalet insani ve tarihseldir. Ve adil insanlarca yaratılır.
Ötekiyle bizi bağlayan bir erdem olan adalet, toplumsal gereklilik de taşır.
Sırf bu nedenle de 'Ben'in kendi içindeki adaletsizliği yıkmak için adalet karşısındaki insanın yüzünü bilmek istemez.
Dostoyevski, yüzleri olmasaydı birçoğunu sevmenin daha kolay olacağını söylerken.
Adalet de karşısındakinin kim olduğuna göre bir tecelli arzetmez.
Adaletin evrensel ve temel bir değer olması bir yana diğer değerler adaletin varlığında yaşanabilir. Eşitlik, dürüstlük, hakkaniyet vs. gibi.
O zaman sorular gelir. Heykel 'Adalet Tanrıçası' değilse hangi estetik kriterlerle, Anayasa Mahkemesi'nin bahçesinde yer aldı?..
Eğer 'Adalet Tanrıçası' çağrışımı taşıyorsa heykelin gözünün bağlı olması gerekmez mi?..
Eğer gözü açık adalet esprisi taşıyorsa kötü şaka düzeyinde kalmaz mı?..
Adalet kavramının kuşattığını yeniden düzenlemek de keyfiyete tabi midir?
Sıradan bir kadın 'Adalet'i temsilinde kalakalmaz mı?...
Ben'in aç gözlülüğünü ve açık gözlüğünden ötekini koruma ise Ben'in gözünü bağlayarak olanaklı olmaz mı?