Hürriyet'in yayın yönetmeni ErtuÄŸrul Özkök'ün 'O köÅŸeler babamızın malı mı,' tartışmasını hatırlayın...
Sonra, Özkök'ün AyÅŸe Arman gazeteciliÄŸini nasıl ürettiÄŸini, Ahmet Hakan'ı nasıl pozisyonladığını, Serdar Turgut'un 'sevgili penisi'ni ne maksatla kullandığını anlattığı o yazısını bunun altına koyun...
En sonuna da 'Okurlar, Hürriyet'in bu yazarlarının hayatlarını Friends dizisi gibi yakından izlediler,' cümlesini ekleyin.
Bunların altına bir çizgi çekin ve toplama iÅŸlemini yapın.
Çıkacak sonucun saÄŸlamasını yine ErtuÄŸrul Özkök'ün ÅŸu cümlesiyle yapabilirsiniz:
'Hürriyet sitcom'u ÅŸimdi yeni nesil insanlarını çıkartmaya hazırlanıyor.'
...
Katiyen tebrik etmek gerekiyor ki, Hürriyet'in çok iyi bir yazarı var.
Kendisi mükemmel bir 'REJİSÖR-SENARİST'tir.
Pek tabii, köÅŸe yazılarını da, kendi senaryosunda rol almak isteyen senaristin 'oyunculuÄŸu' olarak deÄŸerlendirebiliriz.
İşte ben bu derece yüksek zekaya ve kendini bu derece deÅŸifre edebilmenin altındaki özgüvene bayılıyorum.
Zannederim, ancak, Hürriyet kadar kurumsal bir markayı yönettiÄŸinizde, onun için 'sitcom,' yani 'durum komedisi' demeye cüret edebilirsiniz.
Nihayetinde, sözünü ettiÄŸiniz ÅŸeyin en iyisi, 'Avrupa Yakası' gibi bir ÅŸeydir.
...
Bu ÅŸartlar altında benim anlayamadığım, bu derece derin ifÅŸaata karşın Hürriyet yazarlarının oynadıkları rollerden memnuniyetlerini koruması oluyor...
Hiç olmazsa, sitcom oyuncusu olarak tarif edildiklerine göre, 'senaryo'ya biraz olsun yaratıcılık katıyor, biraz olsun doÄŸaçlama yapıyorlardır, diye düÅŸünmek...
Hiç olmazsa, ErtuÄŸrul Özkök'e isyan yazılarının kendiliÄŸinden yazıldığına ve senaryonun bir parçası olmadığına inanmak istiyor insan...
...
Öyleyse...
Hürriyet bir sitcom ise... ErtuÄŸrul Özkök'ün dediÄŸi gibi...
ErtuÄŸrul Özkök'ün Hürriyet'e eklediÄŸi isimler de, yazar deÄŸil, oyuncudur.
Hürriyet'te adı ErtuÄŸrul Özkök olan bir tane yazar olsun isteniyor.
'O köÅŸeler babalarının malı deÄŸil,' tabii.
Ne zannediyorsunuz?
O köÅŸeler ErtuÄŸrul Özkök'ün her bir farklı role yazdığı tirad'lardır.
...
Hürriyet'ten transfer olan her 'ErtuÄŸrul Özkök yazarı'nın, baÅŸka bir gazetede niçin ancak 'yabancılaÅŸtırma efekti' kadar tesiri bulunabildiÄŸi anlaşılıyor mu ÅŸimdi?
'Yeni gazetecilik'in geleceÄŸi...
Televizyoncular çok iyi bilir ki, 1990 baÅŸlarından itibaren dünya televizyonları sitcom üretmekten büyük ölçüde vazgeçti.
Sebebi, klostrofobik bir yapının kısa bir süre sonra, kendini tekrar ederek seyirciyi sıkmaya baÅŸlamasıydı.
Dünyadaki geliÅŸmeler, Türkiye'ye gecikmeli yansıyor.
Son günlerde Türk televizyonlarında da sitcom sayısı bir tek örnek haricinde sıfırlandı.
Ona da sitcom deÄŸil, domcom (Karakter Komedisi) demek daha doÄŸru.
EÄŸer Hürriyet Gazetesi de senaryosunu sitcom'dan domcom'a çevirmekte gecikirse, (Ki 'İslami paparazzi Ahmet Arsan' denemesi bu yolda, ama baÅŸarısız bir giriÅŸim oldu) tiraj kaybının devam etmesi mukadderdir.
BaÅŸka bir yol daha var tabii...
Sitcom'u, seks tartışmalarını bir kenara bırakıp; gazete çıkartmak...