AKÅžAM | EKONOMI | 19 MAYIS 2009, SALI

Çalışma hayatının kuralları değişiyor

Batıda hem iÅŸçi hem de iÅŸveren köklü bir deÄŸiÅŸim sürecinden geçiyor. KuÅŸaklardır kanıksanan bazı deÄŸerler rafa kalkıyor. Modern iÅŸ dünyasının yeni prensipleri, krize ve iÅŸsizliÄŸe gösterilen tepkilere de ÅŸekil veriyor.

20. yüzyılın ilk yarısındaki küresel buhran sonrasının en ağır ekonomik krizine sahne olan sanayi ülkelerinde çalışanlar neden kitleler halinda sokaklara dökülüp ağızlarını açmıyorlar?
Son 20 yıl ortalama iÅŸçi ve memurun da yüzünü güldürmemiÅŸti. “London School of Economics”de öÄŸretim üyeliÄŸi yapan Richard Sennett, hisse senetlerinin hızla deÄŸer kazandığı bereketli yıllarda da ‘iÅŸverilen’ durumundakilerin maddi durumlarında düzelme olmadığını, aksine iÅŸ ağırlığının daha da arttığını söyledi:
“Son 15 yılın ‘Yeni Ekonomi’ dönemindeki iÅŸ organizasyonu deÄŸiÅŸikliklerinin en karakteristik özelliklerinden biri de bireyler arasındaki baÄŸ ve iliÅŸkilerin gevÅŸemiÅŸ olmasıdır. Birey kimliÄŸini kaybetti. Kısa vadeli düÅŸünebilen bukalemuna döndü. Herkes piyasa deÄŸerini arttırmanın peÅŸindeydi. Uzun vadeli kâr yerine, ‘hisse senetlerim nasıl deÄŸerlenir?’ düÅŸüncesi hâkimdi.”
SADAKAT KAVRAMI UNUTULDU
Richard Sennett, öncelikle finans dünyasının en üst katlarında, medyacılıkta, yaratıcı iÅŸ kollarında ve ileri teknoloji ÅŸirketlerinde iÅŸletmeye ve çalışana sadakat kalmadığını ve bunun da bu iÅŸletmelerde çalışan insanların günlük hayatını önemli ölçüde deÄŸiÅŸtirdiÄŸini anlattı:
“İnsanların bir tarafından girip öteki tarafından çıktığı döner kapıya benzeyen organizasyonlarda yerine baÄŸlılık kalmaz. Uzun süre birlikte çalışılmayacağı için aynı durumdaki diÄŸer bireylerle olan iliÅŸkiler yüzeyde kalır. Karşılıklı güven yaratılamaz ve dayanışma ortadan kalkar. Dayanışmayı bilmediklerinden, modern iÅŸ dünyasının alt ve orta kademelerinde çalışanları sendika üyesi yapmak son derece zordur.”
HEVES VE ENERJİSİNİ YİTİREN PERSONEL
Personel seçimi ve yönetiminin de çağımızda, ’20 kiÅŸi arasından en yeteneklisinin, en sıra dışı olanının seçilip, diÄŸer 19’unun kaale bile alınmadığı’ bir niteliÄŸe büründüÄŸünü belirten Sosyolog Sennett, baÅŸarı ve rekabetten baÅŸkasını tanımayan sanayi toplumundaki bu sapıkça anlayışın, verimli çalışamayacağı düÅŸünülen diÄŸer 19 kiÅŸiyi aÅŸağılayıp rencide etmekten sakınmadığını söyledi:
 “Sen kötüsün’, demek istemiyor. Günümüzün iÅŸvereni, ‘seni dikkate bile almıyorum, beni ilgilendirmiyorsun', diyor. ‘Benim tek derdim, 20 kiÅŸi arasından aradığımı bulmak’, diyor. Bu dışarıda kalanlar açısından son derece moral bozucu bir ÅŸey. İşe yaradığını düÅŸünen insanı bile hevesinden ve enerjisinden ediyor. Bu sadece iÅŸte deÄŸil, İngiltere ve ABD’deki eÄŸitim sisteminde de böyle. Almanya’da inÅŸallah böyle deÄŸildir ama Fransa da onlardan pek farklı deÄŸil.”
SİSTEM DEĞİL SEFİLLİK
İşler kötüye gittiÄŸinde ÅŸirketi yönetenlerden hesap sorulmayacağını bilmenin çalışanları çaresizliÄŸe sürüklediÄŸini anlatan ‘London School of Economics’ öÄŸretim üyesi Richard Senneth, güç ve otorite arasındaki uçurumun büyümesinin iÅŸletme bünyesindeki pozisyonu zayıf olanları bağımlı kılıp esnekliÄŸini elinden aldığını söyledikten sonra sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: “Son 30 yılda yapılandırılan sistem tam anlamıyla sefilliktir. Kurumsal altyapı son derece gayrı adil… Bütün Anglosaksonlar gibi ben de, yönetimdekilerden yeteneksizlikleri yüzünden hesap sorulmasını önce Almanya’nın baÅŸarmasını umuyorum. Böylece içinde bulunduÄŸumuz sistem bünyesinde köklü bir sosyal deÄŸiÅŸiklik baÅŸarılmış olacaktır.”

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3