Rasmussen krizinin çözüldüÄŸü gün atılan manÅŸetler, bizimki dahil içime sinmemiÅŸti. Bir tarafı gururumuzu okÅŸamıştı ama haberlerde duyurduklarımızın gerçekleÅŸmesinin geciktiÄŸi her gün vicdanımızı bir kurt kemiriyordu.
Diyebilirim ki; bugüne kadar yazdığımız manÅŸetler içinde tek rahatsızlık duyduÄŸum ve arka planını merak ettiÄŸim konu oydu: Rasmussen'in NATO'ya Genel Sekreter olmasına verdiÄŸimiz izin ve karşılığında almayı umduÄŸumuz diplomatik kazanımlar...
Acaba yanılmış mıydık?
Haberlerin geldiÄŸi ilk andan itibaren NATO Merkezi Brüksel, BaÅŸkent Ankara, BaÅŸbakanlık kaynakları, diplomasi çevreleri ve hatta kimi AB çevrelerinden gelen tüm sinyaller, Türkiye'nin Rasmussen'e 'evet' derken baÅŸlıca dört konuda taleplerimizin karşılandığını gösteriyordu.
Biz AKÅžAM'da biraz temkinli olmaya, biraz da habere espri katmaya çalışarak 'Bir koltuk, dört aldık' manÅŸetini atarken, Hürriyet 'Çıkıp özür dileyecek', Sabah 'Bilek güreÅŸini Türkiye kazandı', Milliyet 'Kilidi Obama açtı, NATO çatlak istemedi' manÅŸetleriyle okuyucusu karşısına çıkmıştı. Muhafazakar medyadaki gazetelerin ne yazdığını söylememe gerek yok sanırım.
Bahsedilen dört kazanım: 'ROJ TV kapatılacak, Rasmussen Hz. Muhammed karikatürleri nedeniyle özür dileyecek, NATO Genel Sekreter Yardımcılığı'na bir Türk atanacak, NATO'nun Afganistan TemsilciliÄŸi'ne de bir Türk getirilecek' ÅŸeklindeydi.
Sonraki günlerde boÅŸuna bekledik, bunlar gerçekleÅŸmedi. Özür, yarım yamalak geldi. ROJ TV hala yayında, Afganistan konusunda henüz somut bir geliÅŸme yok. DoÄŸrusu, kendi adıma bir gazeteci olarak yanıltıldığımız duygusuna kapıldım. Bu, iÅŸin bir bölümü... Daha vahimi, Türkiye'nin Batı tarafından kandırılmış olması ihtimaliydi.
Bu, aslında kamuoyunun aldatılması anlamına gelir. Obama'nın da bizzat kefil olduÄŸu bir anlaÅŸmadan bahsediyoruz. Batı dünyasında verilen sözlerin ne kadar deÄŸerli olduÄŸu düÅŸünülünce ortaya çıkan manzarayı kabul etmek mümkün deÄŸildi.
NATO İSLAM DÜNYASINA AÇILIYOR
Dün itibarıyla önemli bir haber geldi. Genelkurmay Muhabiri arkadaşım Barkın Şık, Brüksel dönüÅŸünde NATO'nun yeni yapılanması içinde bir Türk Genel Sekreter Yardımcısı atanacağını duyuruyor. SaÄŸlam kaynaklara dayandırdığı haberine göre NATO, Türkiye aracılığıyla İslam dünyasına yönelik özel bir ilgi sergilemiÅŸ olacak. Duyduklarım, Rasmussen'in 'Müslüman dünya ile daha yakın bir çalışma içinde olacağım' sözlerinin formülasyonuna denk düÅŸüyor.
Diplomaside bazen ödün verirsiniz, zamanı gelince karşılığını alırsınız. O dönemde, BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın 'Rasmussen'in genel sekreterliÄŸine karşı olduÄŸunu dünya kamuoyuna çok net biçimde açıklaması' riskliydi. Arkası getirilememiÅŸti. Küresel sistem ağırlığını koyunca, BaÅŸbakan yalnız kalmış ve zor duruma düÅŸmüÅŸtü.
'Diplomatik oyun' uzun vadeli bir kurguyu zorunlu kılıyor. Diplomaside son nokta yoktur. Her zaman için yeni geliÅŸmelere, yeni anlaÅŸmalara açık olacak bir üslup sahibi olmak gerekiyor.
Kısa vadeli taktikleri hep uzun vadeli stratejilerin ÅŸemsiyesi altında sabırlı uygulamak zorunda devlet yöneticileri.
Evet, bazen siyasetçiler ve diplomatlar kendi iç kamuoylarına yönelik söylemlere baÅŸvurabilirler. Siyasetin doÄŸası buna uygun.
4 Nisan'dan 19 Mayıs'a geçen sürede, dört talebimizden en azından birinin ama bence en önemlisinin gerçekleÅŸeceÄŸini öÄŸreniyoruz. Bunun ne denli deÄŸerli olduÄŸunu da anlamalıyız. Atılan adım, hakkı verilir, doÄŸru bir atamayla taçlandırılırsa Türkiye'nin etkinliÄŸini artıracağı gibi global ölçekte dinler ve medeniyetler arası uzlaÅŸmaya da katkı yapar.
Son üç hafta içinde devletin en üst düzey yöneticilerinden ikisinden, CumhurbaÅŸkanı Gül ve Genelkurmay BaÅŸkanı BaÅŸbuÄŸ'dan benzer ifadelerle 'Türkiye'nin gücünü küçümsemeyelim' cümlesini dinledim. Haklılar. Türkiye gerçekten büyük bir ülke. İş ki onu yönetenler, devlet yararına uzun vadeli diplomatik stratejileri kurgulasınlar. Dün Ankara büromuzdan gelen o haber bize bunun yeni bir örneÄŸini sunuyordu.
Bu manÅŸet içimizi bir ölçüde ferahlattı. Åžimdi, ÅŸu soruya yanıt arayacağız: Nasıl oldu da aynı zirvede 'Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına giriÅŸ kararına böylesine kolayca izin verdik?'
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.