AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-05-20
Önceki gece Türk televizyonlarında bir dizi absürd (saçma) olay gerçekleşti.
Bir politik eylem yaptıklarını zanneden tiyatro oyuncuları, bu münasebetle televizyon kanallarını dolaştılar ve bir yazarın metnini değil, kendi 'değerli' fikirlerini anlatmaya başladılar.
Bu vesileyle, İslami Kahraman Minyeli Abdullah'ı oynayan Berhan Şimşek'in 'Kutlu Doğum Haftası'na itirazlarını dinledik...
Anlaşılan, İslami Sermaye'den aldığı parayı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne bağışlamıştı ki böyle afra tafralı konuşabiliyordu.
Adı Dolunay olan ama soyadını hatırlayamadığım bir hanım kızımız, tiyatrocular olarak 'ortak hareket' ettiklerinden dolayı çok mutluydu.
Oysa benim bildiğim, tiyatrocuların işi, bir metin etrafında 'ortak hareket'ten ibaretti neredeyse.
Lale Mansur, bir tek cümle içerisinde, radikal liberalizm ile Cumhuriyetçilik arasında dolaşan bir sarkaç gibi salınıyordu.
Cüneyt Türel, 'mündemiç'li cümleler ile laiklik ile demokrasinin aynı şey olduğunu ispat etmeye çalışırken, kelime aralarına nedense sahte dublaj gülüşleri yerleştiriyordu.
SkyTürk'te tiyatrocularla konuşan Enver Aysever, sebebi katiyen anlaşılamayacak bir şekilde kendisinin de tiyatrocu olduğunu izah etmek için çırpınıyordu.
Ve fakat bu absürd fırtınası içinde en ilginç olanı, adının daha sonra Emre Kınay olduğunu öğrendiğim bir oyuncunun, birbiriyle hiçbir münasebeti olmayan kelimeleri bir araya toplayıp, birkaç dakika boyunca anlamsız cümleler kurması oldu.
Reha Muhtar bile şaşırmış bir biçimde 'acaba bu adam ne demek istiyor, manalı bir şey söylüyor da ben anlamıyorsam rezil olurum' endişesiyle, dondu ve kaldı.
Oysa ben, Muhtar'ın bu konuşmayı derhal anlayıp, izleyiciye tefsir etmesini bekliyordum.
Sık sık yaptığı gibi, beğendiği sözcükleri İngilizce'ye 'translate' de etmeliydi. Kim bilir, belki bu konuşma Muhtar'ın çevirisiyle bir anlam bulabilirdi.
Tam o sırada telefonum çaldı.
'Bir başyapıt,' dedi telefondaki ses. 'Eğer bu gece tiyatrocuların televizyonlardaki konuşmalarını kaydeden biri varsa, zengin olacak. Bu konuşmalar, İnternet üzerinden satışa sunulabilir ve Dünyayı Kurtaran Adam filmi gibi 'saçmalık' tarihine altın harflerle yazılabilir.'
'Eminim, gençler bu konuşmaları satın alıp, evlerinde komedi partileri düzenleyeceklerdir.'
Maalesef haklıydı.
Ve bugüne kadar 'Türkiye'de kendisini aydın çağıran ve fakat hepsi birbirinden cahil olan kesimler içinde en cahili hangisidir,' tartışması bir sonuca bağlanmış oldu.
Bütün Türkiye ekran başında gördü ki, 'aydınlar arasındaki cehalet yarışı'nda, iş tirad atmak değil de, kendi düşüncelerini açıklamaya geldiğinde tiyatrocular bayrağı önde taşıyor.
Belki manasız laf kalabalığı yapma, bunu ilkokul öğrencilerinin sözlülerde bilmediği konuyu laf kalabalığına getirerek hocayı kandırmaya çalışması gibi izleyiciyi kandırma seviyesine çıkartma...
Türkçe fukarası olmalarına karşın, alengirli cümle kurma...
Ve hiç bilmedikleri konularda limitsiz sallama cüretleri; tiyatro oyunculuğunun sebep olduğu mesleki deformasyonla açıklanabilir.
Ancak, Lale Mansur'un 'bu konuda araştırmalar var, hem de alan araştırmaları,' sözü ile, Emre Kınay'ın yaptığı o birkaç dakikalık anlamsız konuşmanın açıklanabileceği hiçbir bahane maalesef yok.
Ben Türk tiyatrocularının yerinde olsam... Bugünden itibaren, ne bir televizyon programına çıkar ve ne de bir gazeteye demeç veririm.
Oturur, bu meslek erbabı niçin bu kadar cehl içinde, onu düşünürüm.
...
İtirazı olan varsa, bildirsin... Ben de onun televizyonda yaptığı konuşmayı deşifre ettirip, bu sütunda aynen yayınlayayım...
Olur mu?