AKŞAM GAZETESİ | Ali Saydam | 2009-05-20
Son yıllarda kaç kişiye nasip olmuştur böylesine yüceltilme?... Türkan Saylan'ın yaşadığı günlerde başlayıp ölümünde bayraklaşan sınırsız itibarının kaynaklarına herkes bir yönüyle değindi...
Kendisiyle uzun boylu yüz yüze sohbet etme fırsatı bulmuş olduğum için kendimi şanslı addediyorum. İki kez lütfedip bizim ofise teşrif etmişti. Ondaki büyüyü, onu bir 'halk kahramanı', Gandhi için de kullanılan ifadeyle 'doğal lider' yapan etki gücünün kaynağını o zaman kısmen keşfettiğimi sanıyorum: Vazgeçmek...
Bir şeyler adına bir şeylerden vazgeçmek... Dünyanın en zor işi... Bertrand Russel 'Dünyanın en zor şeyi ilkeli olmaktır' dermiş. Yani vazgeçebilmek... Her şeyin bizi ilkelerimizden caydırmak, eyyamcılığa doğru itmek için iş birliği yaptığı şu dünyada vazgeçebilmek... Zor iş...
İşte bunu başarmıştı Türkan Hanım. Vazgeçebildiği için özgürleşmiş; o oranda da kazanım ve başarılarını zirveye taşımıştı...
Nur içinde yatsın...
Kılıçdaroğlu ve Tekin aranıyor!..
İletişimde süreklilik esastır... Örneğin durup durup Eurovision gecesinde TV'ye reklam veren ve o geceden sonra da büyük olasılıkla bir daha adını duymayacak olduğumuz Altınkılıç Peynirleri, Ümit Bisikletleri, Borsan Kablo, Delta El Çakma Makineleri'nin paraları sokağa atmış olmaları kuvvetle muhtemeldir...
Tam bu konuda ahkam kesmeye hazırlanıyordum ki gözüme Mahmut Övür'ün dünkü Sabah'taki köşesinin başlığı ilişti: 'Kılıçdaroğlu ve Tekin susturuldu mu?'
Siyasi iletişimde sürdürülebilirlik kadar önemli bir parametre olamaz. Bakınız Süleyman Demirel'e!.. Hala hem siyasetin hem de siyasi iletişimin tam da göbeğinde... Peki, İstanbul Belediye seçimlerinin CHP'ye CHP'den çok oy kazandıran muhteşem ikilisi nerede?
Değişim falan derken; yoksa tutucu 'triumvira' yine sopayı eline aldı ve 'Bize muhalefet yakışır!' stratejine geri mi döndü?..
Övür'ün yazısını okuyun. Orada bu soruyu yanıtlamak için ipuçları var...