AKŞAM | CUMARTESI | 16 MAYIS 2009, CUMARTESİ
Yolunuz Londra'ya düşerse, Kıbrıslı bir Türk olan, Reşat Niyazi'nin imzasını taşıyan Sarastro'yu görmeden geçmeyin... Evsizlerin mekanını bir opera sahnesine dönüştüren bu ünlü Türk, aralık ayında ölse de ruhunun o sahneden inmediği kesin...

İngilizler şu sıralar kabinenin fazla harcamalarını masaya yatırdı, harıl harıl tartışıyor. Şehrin göbeğinde Avam Kamarası ile Lordlar Kamarası tartışadursun, iki adım ötede 10 binleri çeken turistleriyle Londra'nın havası bambaşka... Şehirde tam anlamıyla adım atacak yer yok! Bazıları ünlü müzikallerde, bazıları ünlü caddelerde gezip, fotoğraf çekiyor; zengin ve zengince turistlerse Harrods'un kapısını aşındırıyor, 100. yılı nedeniyle sarıya boyanmış Selfridges'te markaları çantalarına dolduruyor. Uçakların biri iniyor, biri kalkıyor. Biraz kaçamak yapmak istiyorsanız THY'nin Londra'ya özgü bir de sürprizi var. Bu yaz kalabalıktan bunalmadan rahat rahat Londra'ya gitmek için Heathrow yerine, İngiliz mimarisinin 'Sir' unvanlı ismi Norman Foster'ın tasarladığı ödüllü ve genç havaalanı Stansted'ı öneriyorlar. Ama önerim Sir Foster'ın eserine göz attıktan sonra bir Türk'ün elinin değdiği Sarastro'yu da görmeden gelmemeniz!
MÜŞTERİYİ SAHNEYE ÇIKARDI
İngilizlerin 'Şeytan Richard' ismini taktıkları Reşat Niyazi, Covent Garden'daki metruk binanın önünde durduğunda ne düşünüyordu bilinmez. Ama evsizlere tahsis edilmiş mekandan vazgeçseydi, bugün Sarastro olmayacaktı. Yardımseverliğiyle ünlü işadamı Reşat Niyazi, mekanı tutkunu olduğu operalardan bulduğu ve aldığı aksesuarla süsledi. Kırmızılar, maviler, birbirinden ilginç heykeller, resimler derken ortaya ilginç bir restoran çıktı. Derken restoranın içine tek tek localar ekleyip, herkesi sahnenin içine taşımayı başardı. Bu ilginç mekana da Mozart'ın ünlü operası 'Sihirli Flüt'ten esinlenerek Sarastro adını verdi.
Mekan, kısa sürede ünlendi. İngiliz hükümetinin Tony Blair gibi ünlü isimleri, Kraliyet Ailesi'nin Prens Edward, Prens Andrew gibi üyeleri, opera sanatçıları, tiyatrocular derken 'Şeytan Richard' kendisiyle birlikte Sarastro'yu da marka yapmayı başardı. İşe bulaşıkçılıktan başlayan Niyazi bununla da yetinmedi. Türk yemeklerini mutfağına taşıdı, genç Türkleri garson olarak işe aldı...
Ancak Niyazi'nin Sarastro'yu terk etmesi biraz hüzünlü oldu. Geçtiğimiz aralık ayında bu çok sevdiği sahneyi bırakmak zorunda kaldı. Vasiyeti üzerine cenazesinde kimse ağlamadı, dualar, kemanlar ve şampanyalar eşliğinde uğurlandı.
'Şeytan Richard'ı tanımak mümkün olmasa da bugün Sarastro'da onun ruhunun hala yaşadığı kesin. Dekor size kendinizi gerçekten bir sahnede hissettiriyor. Localarda müşteriler tam anlamıyla sahnenin 'tadını' çıkarıyor!
ROLLS ROYCE'TAKİ ŞANSLI 'HOMELESS'
Kızı Sibel Niyazi de babasının başlattığı geleneği sürdürüyor. Bunlardan en ilginci ise işe alınan 'homeless' yani evsizler. Sarastro'nun yeni sembolü ise: Sir David!
Belediye evlerinde kalan evsiz David 'Amca', her akşam takım elbiselerini giyiyor ve yandaki binada bulunan Sarastro'nun önüne geliyor. David'in işi mi? Sıkı durun: Reşat Niyazi'nin 100'ün üzerindeki antika arabasından birine -ki genelde bu bir Rolls Royce oluyor- oturup burada yemek yemek. Kapının önünde şarabını yudumlarken gelenleri selamlamak.
David'le birlikte tüm ekip 'Şeytan Richard'ın yokluğunu fark ettirmemek için emek veriyor, 'sahne' asla kapanmıyor. Unutmadan; yolunuz düşerse Time Out Dergisi'nden ödüllü 'müstehcen' tuvaletlere de göz atmadan geçmemenizi öneriyorum.
DENİZ GÜÇER-deniz.gucer@aksam.com.tr