Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

AKP'nin Doğan Hızlan'ı kim olacak?

Doğan Hızlan, basının duayenlerindendir. Ancak o sadece Hürriyet'in bir yazarı, danışmanı değil, bunların çok daha ötesinde bir figür. Her şeyden önce Hızlan'ın künyede adının yer almasının simgesel bir anlamı vardır Hürriyet için. 'Yayın danışmanı' gazetenin dış dünyayla bağlantısını kuran kişidir aslında: Hürriyet'in entelijansiyayla, iş dünyasıyla, sanat çevreleriyle arasındaki köprüdür Doğan Hızlan.
Çünkü Hızlan herkesin saygı duyduğu bir isimdir. Gerçek bir İstanbul beyefendisidir. Herkes onun önünde ceketini ilikler, bir dediğini iki etmez. Aynı zamanda da geri plandaki önemli bir beyindir. İnsanlara kötülük yapmayan, herkesle arasını iyi tutan ve kimi dönemlerde devreye girerek arabuluculuk yapan bir gizli kahramandır...
İşte Doğan Hızlan'ın önemi buradadır. Yatıştırıcı, dengeleyici birisidir; sakin üslubun, karşılıklı saygının garantisidir.
Gerçek bir 'akil adam' kısacası. Bu yüzden de yıllar içinde künyeler değişse de Doğan Hızlan hep yerinde kalır, hep kalacaktır. Gerek Türk Basını, gerekse de Hürriyet'in 'taşınmazları'ndandır.
Bu gibi akil adamların önemi her zaman olağanüstü kriz dönemlerinde anlaşılır. Yapılan hatalar, tarafların karşılıklı sertleşmesi bu akil adamların devreye girmesiyle normalleşir, öfke bastırılır ve bir ara yol bulunur.
Yaşadığımız Türkiye maalesef öfkenin doruğa çıktığı, kamplaşmaların yoğunlaştığı, bütün bunların sonucunda da aklıselimin geçerli olmadığı bir ülke artık. Herkes çok öfkeli, herkes çok gergin.
Şiddet ikliminin bir numaralı sorumlusunun Başbakan Erdoğan olduğu ortada. Erdoğan, idealinde yatan 'tek adam' yönetimini kendi partisinde, kendi çalışma kadrosunda da sürdürüyor. Yanına hiç kimse dayanmıyor; ne Ömer Çelik ne Cüneyd Zapsu kalabiliyor. Bakıyoruz, Erdoğan her işi tek başına yapıyor, her yere yetişiyor, herkesle tek başına mücadele ediyor...
Ama tabii bu tek başınalık pek çok kez hata yapılmasına sebep oluyor. Bütün dünyada, bütün sektörlerde, liderleri dengeleyecek bir mekanizma olmaması bunun en büyük sebebi. Zaman zaman Başbakan'ı frenleyecek, sert üslubunu yumuşatacak, ülkenin bu kadar gergin bir iklime sahip olmamasını sağlayacak biri...
Zira Başbakan çok kavgacı... Hemen köprüleri yakma taraftarı... Çok kinci, birisini düşman belliyor ve intikamını almak için her yolu mübah sayıyor.
Bu rövanşist hislerin kendisi açısından da iyi sonuçlar vermeyeceğini ona ikna edecek biri...
Eskiden de medyayla siyaset kavga ederdi, ama illa ki bir ara yol bulunurdu. Her zaman için siyasetçiler yanlarında 'İsmet Abi' ya da 'Hikmet Abi' gibi dengeleyici, sakin figürleri tutarlardı...
Şimdi köprüleri yeniden inşa edecek, ilişkileri yeniden normalleştirecek bir figüre her zamankinden daha çok ihtiyaç var.
Kısacası AKP'ye bir Doğan Hızlan lazım... Doğan Hızlan şıklığının, bu zarif tarzın AKP siyasetine de sirayet etmesi gerekiyor. Başbakan'ın normalleşmesi için 'akil adamların' devreye girmesi şart.
Refah Partisi'nde bile 'akil adamlar' vardı; zaten Necmettin Erbakan bile tecrübesinden dolayı daha dengeli, daha serinkanlı bir liderdi.
AKP bu akil adamları yitirdi...
Bülent Arınç devreye girmeli mesela... Belki Necmettin Erbakan bir telefon açmalı... Ya da Abdullah Gül...
Artık kim olur bilmiyorum, ama birinin artık papyonu takmasının zamanı geldi...
Düşmanlıkları, kamplaşmaları bir yana bırakacak, belki bir öğlen yemeğinde buzları eritecek bir arabulucu... Bir Doğan Hızlan... Başbakan'ın en temel ihtiyacı budur.

Kelebek'ten bir yalan daha
Farkında mısınız, Hürriyet'in magazin ilavesi Kelebek neredeyse misyon edinmiş her mutlu çifti ayırmak için uğraşıyor gibi. Son zamanlarda dikkatimi çekiyor. Bu trend dün de yeni bir haberle devam etti: İddialara göre Candan Erçetin-Hakan Karahan çifti 'Gölgesizler' filmiyle ilgili çıkan bir tartışmadan dolayı ayrılmış!
Yuh artık... Bu kadar da bariz yalan olur mu?
Daha bir gün önce Pera Müzesi'nde Candan ve Hakan'la beraberdik. Bir grup arkadaş, onlarla beraber 'Gölgesizler'i izledik, sohbet ettik... Her zamanki gibi beraber, her zamanki gibi çok iyi ağırlayan ev sahipleriydiler... Hal böyleyken bir gün sonra çıkan 'Ayrıldılar' haberinde kasıt aramamak mümkün mü?
Ertuğrul Özkök magazin basının bu niyetli tutumuna artık müdahale etmeli.

Saygı duyduğum bir sinemacı!
Kendisinin hiçbir filmini izlemedim... İzlemeye kalksam da bunun nasıl olabileceğini bilmiyorum zaten. Nerede vizyona giriyor, hangi salonda gösteriliyor, DVD'si çıkıyor mu hiç bilmiyorum. Doğrusu hiç rastlamadım. Bugüne kadar bir galasına da davet edilmedim üstelik.
Ama magazin basınından kendisini çok yakından takip ediyorum. Bir kere benim için Altın Portakal'ın tek ilginç tarafı odur: Bu sene nasıl olay çıkaracak diye dikkat kesilirim, eğer bir vukuatı yoksa sönük bir ödül törenidir benim için.
Dahası kendisinin ısrarla, hiç kimse izlememesine, basın herhangi bir şekilde destek vermemesine rağmen film çekme inadına, ısrarına, disiplinine de şapka çıkarmak isterim. Bir işe baş koymuş ve sonunu getirmiş. Bu uğurda çekimlerde at bile öldürdü; hadi neyse.
Ve bütün bunların üstüne: Bir şekilde gazetelere haber olabilmesi, filminden bahsedilmese de kendisinin dönem dönem anılması... Başarı değilse nedir?
Dünkü gazetelerde Saadet Partisi'nin Tuğba Özay açılımının mimarının da o olduğu ortaya çıktı.
Gani Rüzgar Şavata'yı tebrik ediyorum.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3