Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Cemalistlerin derdi kişisel mi?

Hasan Cemal hakikaten de Cumhuriyet'i çok sevmişti. 12 Eylül öncesi aşırı politize olan bir gazeteyi şahlandırmış, değiştirmiş ve merkeze çekmişti. Onun Genel Yayın Yönetmeni olmasında en büyük rol İlhan Selçuk'a aitti. Genç Hasan Cemal'i destekledi. Zamanla da Hasan Cemal ve ekibi güçlendi, büyük ağabey Selçuk'tan ve ortanca ağabey Uğur Mumcu'dan ayrışmaya başladılar.
Bunlar işin bilinen kısımlerı. Hasan Cemal'in tabiriyle sonunda vazo kırıldı. 11 yıl yer yer sarsıntılarla süren beraberlik Nadir Nadi'nin ölümünden sonra tamamen bitti. Hasan Cemal ve arkadaşlarını boykot etmek için İlhan Selçuk ve ekibi gazeteden ayrıldı, Cumhuriyet aleyhtarı kampanyaya başladılar.
Cumhuriyet çalışanları da o zamanlar Kemalistler ve Cemalistler olarak bölündü. Bugün medyada liberal dediğimiz ve bol bol AKP'yi, Başbakan'ı yağlayan yıkayan kalemlerin çoğu Cemalist.
Hasan Cemal'in dışında Okay Gönensin, Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Osman Ulagay, Hadi Uluengin...
Bugün eskinin Cumhuriyet kavgası Mustafa Balbay'ın günlükleri vesilesiyle yeniden alevlendi. Hasan Cemal geçtiğimiz hafta fırsat bu fırsat diyerek bir kez daha İlhan Selçuk'u ve Cumhuriyet'i eleştirdi. Okay Gönensin de son derece sert bir yazı yazarak Balbay'ın gazetecilikten men edilmesi gerektiğini ifade etti.
Önceki gün Umur Talu'nun 'politically correct' yazısı durumu özetliyor. Bakın Talu'nun eleştirilerinden nasıl nasiplerini aldılar:
*'Biz [Hasan Cemal'i] 'gazeteciye hapis getiren kanunla ilgili her şey' patron arzusuyla sansür edilirken, aleyhte tek satır yazılamazken, otosansüre diklenenler kovulurken, 'Azledilen Tantan'dan yana' yazısı cartlanırken de bu pistlerde görmek isterdik. Olmadı! Tabii insan değişiyor da... Sabah'ta yazarken, 'Susurluk düzeni yerleştiren Çiller familyası' destekçisi görmemek isterdik... Ne tuhaf, tam tersi... Refahyol'a, yani daha önce desteklediği Çiller'e de 28 Şubat organizasyonunda yine Sabah'ta vururken görmemek isterdik... '28 Şubat askeri müdahalesi'nden yana yazmasın isterdik... Olmadı.'
*'Okay Gönensin 'gazetecilik suçları'na titizliği, o günlerde de şimdi de yanı başında bulunan, 'general talimatıyla bazı gazetecileri hain, alçak ilan etmiş', o dönem 'postal postası' olmuş başkalarına da göstermiş olsaydı, daha 'okey' değil miydi? Çünkü; generaller ve iktidarlarla iç içe haber, manşet, yazı kotaranlar ona komşu, 'mesleğe devam edebiliyor!' Engel yok.'
Umur Talu'nun dedikleri böyle. Ama ben daha çok bugün eskinin Cemalistlerinin Cumhuriyet'e yüklenme motivasyonlarını merak ediyorum. Doğrusu, Talu'nun da dikkat çektiği tabloya bakıldığında müthiş bir tutarsızlık ortaya çıkıyor. Bugün yazılan yazıların, Balbay'ın linç edilmesinin, bir kez daha Cumhuriyet'e saldırılmasının ideolojik bir kavga olduğuna inanasım gelmiyor.
Zamanında İlhan Selçuk'la Hasan Cemal'in yolları ideolojik sebeplerden dolayı ayrılmıştı, kabul. Ama Hasan Abi'nin bugünkü çizgisine ve bugünkü çizgisine gelene kadar yaptığı dönüşlere bakıldığında sadece İlhan Selçuk'la kavgasından ödün vermediği anlaşılıyor.
Geçmişte 28 Şubat'ı desteklerken bugün aniden Başbakan Erdoğan'ın en yakını olabiliyor mesela. Eskiden askerlerle yiyip içerken, darbelere destek verirken bugün başkalarını darbeci olmakla suçluyor.
Sadece İlhan Selçuk konusunda ise tutarlı: Düşmanlık o gün bugündür sürüyor.
İşte ister istemez ona yönelik satırlarının da kişisel olduğunu düşünüyorum ben. Başka türlü algılamak mümkün değilmiş gibi geliyor. Bugün medyada yer alan bütün Cemalistlerin yazılarında da geçmişteki hesaplaşmaların izlerini bulmak mümkün. Niyetleri ne olursa olsun, algı böyle. Bunun önüne geçmek için herhangi bir şey yapmıyorlar doğrusu, açıkçası yapamazlar gibi de geliyor. Çünkü o zamanlar oluşan düşmanlık ve nefret bugün objektif bakabilme yeteneğini de gölgeliyor.
Hürriyet'te yazan Yalçın Doğan'ın yazılarını okursanız (o da bir eski Cumhuriyet çalışanı) aradaki farkı anlarsınız. Doğan ne kadar objektif ve geçmişteki hesaplaşmalardan uzaksa, Hasan Cemal hala o vazonun kırıldığı günlerde kalmış.
Tekrar söylüyorum: Niyeti bu olmasa da görünen bu. Maalesef Cemalistler'in yazılarında ciddi bir ikna sorunu var. Bu hesaplaşmanın kişisel olmadığına inandıramıyorlar beni. (Aynı şekilde kendi kendini her geçen gün biraz daha gözümde düşüren Oral Çalışlar da Cumhuriyet'in intikamını almaya çalışmıyor mu bugünkü pro-AKP yazılarıyla?)
Kendi kendime sormadan edemiyorum: Acaba bu nefretin yıllardır sürmesinde İlhan Selçuk'un bir kez bile Hasan Cemal'e yanıt vermemesi, muhatap almaması mı yatıyor?
Şu Balbay meselesi gündeme geldiğinden beri konuyla ilgili aleyhte yorum yapan kimi deşsek (günlüğü ilk yayımlayanlar da dahil) ortaya 'kişisel' bir bağ, geçmişten kalma bir sorun illa ki çıkıyor. Keşke böyle olmasaydı...
Biraz da üzülüyorum, belli bir şöhret, para, deneyimden sonra koca koca adamların, mesleğin duayenlerinin hala bu kişisel hesaplaşmalara mı kaldı diye...

Hangi gazeteciye inanacağız?
Dün, Kürdistan tartışmasına ilişkin en iyi haberi Hürriyet yapmıştı, uçaktaki gazetecilerin fotoğraflarını basıp üzerine 'dedi-demedi' balonu yerleştirerek. Fatih Altaylı ise Abdullah Gül'ün 'Demedim' açıklamasını değerlendirirken, Cumhurbaşkanı'nın kısa süre önce söylediği 'Hayat zaten bir dans' cümlesini yazısının başlığı yapmış Habertürk'te. Dünün en yaratıcı iki yaklaşımı buydu...
Ancak benim dikkatimi çeken bir şey var: Uçakta Türk Basını'nın önde gelen isimleri var. Mehmet Ali Birand, Fehmi Koru, Erdal Şafak, Hasan Cemal, Murat Yetkin, Mustafa Karaalioğlu, Mustafa Ünal.
Bunların bir kısmı Genel Yayın Yönetmeni üstelik.
İçlerinden Hasan Cemal hariç hepsi 'Demedi' diyor. Abdullah Gül de 'Demedim' diyor. Ama diğerleri dediğinde de ısrarcı.
Hadi o resmi olarak yalanladı.
Peki Hasan Abi nasıl oluyor da bu kadar ısrarcı? Acaba bu genç görünümünün altında yaşlandı mı? Kulakları iyi duymuyor mu? Yoksa yorgun mu? İddianame okumaktan, darbe ve örgüt şemaları takip etmekten yıprandı mı?
Fehmi Koru bile 'Dedi' derken Hasan Cemal nasıl bu kadar keskin bir şekilde 'Demedim' diyor... Gerçekten merak ediyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3