Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Yavrum senin baban kim?

Sperm bankasına başvurup suni döllenme yöntemiyle hamile kalan anne adaylarının hemen hepsi, yerkürenin neredeyse bütün büyük şehirlerinde, önünüze aynı gerekçeyi sunuyorlar: Günümüzde düzgün bir adam bulamamak... Evliliklerin yarısının boşanmayla sonuçlandığı, tek eşliliğin uzak bir hayal olduğu, ilişki ve eş değiştirme hızının yarış arabalarının kadranlarıyla ölçüldüğü bir dünyada yaşıyoruz.
Ve kadınların içlerindeki o bitmek bilez anne olma özlemi günümüz şartlarında yeni yöntemlerin gelişmesine de fırsat tanıdı.
Amerika'da 2002 yılında yayımlanan 'Creating a Life: Professional Women and the Quest for Children' adlı kitap, saygın haber programı '60 Minutes'te tanıtıldıktan sonra New York'ta küçük çaplı bir sarsıntıya yol açmıştı.
Yazar Sylvia Ann Hewlett'in araştırması ve verdiği bazı istatistikler kadınların kendilerini sorgulamasına vesile oldu: 40 yaş üstü kadınların yüzde 42'si çocuksuz. 28 yaşından sonra kadınlarda hamile kalma şansı düşüyor. 35'te iyice azalıyor, 40'ta neredeyse bu ihtimal yok oluyor, 42'deyse sıfırlanıyor.
Ortada güvenilir erkek bulamayan bir de yaşları ilerleyen ama hamilelik özlemiyle yanıp tutuşan kadınlara sperm bankaları iyi bir alternatif sunuyor. Geçtiğimiz yıllarda 'bebek piyasası' o kadar kızıştı ki, İngiltere'de İnternet'ten satın alınan ilk spermin döllediği çocuk da dünyaya geldi. Pek çok sağlık örgütünün yüksek sesli itirazına rağmen.
New York dergisine kendi çocuk sahibi olma arzusunu yazan Nancy Jo Sales ('The Baby Dinner') bu uğurda düzenlediği ufak bir yemekten bahsediyor: Evlenemeyeceğini, beyaz atlı prensini bulamayacağını ve yaşının geçtiğini fark edip bir akşam hayatına giren erkekler arasında en ideal sekizini bir restoranda toplayıp içlerinden birinin onu hamile bırakmasını ister. Kimileri hemen geri çekilir, kimileri önceden soğuk baktıkları bu fikirden hoşlanmaya başlar, biriyse sadece sperm bağışçısı olmakla yetinmez, birden kendisini potansiyel bir koca adayı olarak sunar.
Oysa yazarın istediği bu değildir. Sadece onu hamile bırakacak bir erkek arayışındadır ama potansiyel baba adayları daha yemek sofrasında çocuğun tenisçi mi futbolcu mu olacağının pazarlığını yapmaya başlar.
Gece beklendiği gibi sonuçlanmaz ama yazar tek başına çocuk yetiştirmek konusunda ikna olur:
'İki ebeveynli aile modelinin insan türünün on binlerce yıllık tarihinde sadece birkaç bin yıllık geçmişi var. (...) New York'taki yalnız yaşamım tek bir bağlantı kurma arayışım değildi; pek çok bağlantı kurdum aksine ve hepsinin bir anlamı var. Sadece bir koca sahibi olmaktan daha farklı. O yüzden de çocuğumu baseball maçına götürmek istediğimde Adam Amca'yı arayacağım, Lisa Teyze Cadılar Bayramı kostümleri seçmekte yardımcı olacaktır, Rick Amca bebeğime sanata dair her şeyi öğretebilir ve Curtis Amca'sının da her konuda söyleyecek bir sözü vardır. Hele bir de Joey Amca varsa bebeğin başında bir yetişkin daha olmasına gerek yok.'
Anne adayları için her şey böylesine toz pembe görünüyor ama son birkaç yıldır ilk sperm çocukları büyümeye, seslerini duyurmaya başladı.
Babaları belli olmayan sperm çocukları artık isyan ediyor.
Gözleri, bazı davranış biçimleri, saç rengi, ten rengi, kimi hareketleri annelerine benzemiyor bu çocukların ve ister istemez kendi kökenlerini
de merak ediyorlar. Okulda arkadaşları onlara babalarını soruyor; anneleri de tatmin edici bir yanıt veremiyor çünkü onlar da sperm sahibini
tanımıyor.
Çocuğun kendi anne-babasını tanımaktan maruz bırakılması bir anne bencilliği midir?
Sperm bağışıyla yapılan çocuklarla ilgili tam bir 'alan memnun satan memnun' durumu var: Sperm bağışçısının adı ve kimliği garanti altında, gizleniyor. Evlenip doğru adamı bulamayacağını düşünen anne de kolay yoldan çocuk sahibi olma duygusunu tatmin olmuş oluyor.
Unutulan tek şey doğan sperm bebeklerinin de birer insan olduğu. Ve insan doğası geresi merak eder.
Dünya üzerinde 'çocukların anne babalarını tanıma hakkı'nın doğruluğu kişiye göre değişiyor ve bu konuda etik tartışma üzerinde fikir birliğine varılmış değil.
Ancak çocuk sahibi olma konusunda geleneksel teorilerin hala geçerli olduğu, yeni kuşakların davranış biçimine bakıldığında icat edilen aile yapılarındansa bildiğimiz şekliyle çekirden ailenin daha sağlıklı ve sağlam sonuçlar verdiği de ağır basan bir argüman.
Bu bağlamda, muhtemeldir ki babasının rızası olmasa da kimliği belli Deniz Akkaya'nın çocuğuyla babasının kimliği hiçbir zaman ortaya çıkmayacak Güner Özkul'un çocuklarının inceleme altında olması da doğaldır.
Düşünün, daha sezaryen hakkında tam bir fikir birliğine varılmış değil. Batı toplumlarında, ABD'de doktorlar mecbur kalınmadıkça c-section doğumlarına sıcak bakmıyor. Oysa Türkiye'de kadınlar 'vajinal estetik' adına karınlarını kestirmekten çekinmiyorlar; yüzde 90'ların üzerinde bir oran söz konusu.
Aynı şekilde, bugünlerde sperm bebekleri de beraberinde getirdiği yükler, tartışmalar, problemler yokmuş gibi, çok kolay kabul edilmeye başlandı Türkiye'de; bu bebekleri savunanları feminizmin güçlü elleri koruyor, bu konuları tartışmaya açanlar misojiniyle ithaf ediliyorlar.
Oysa mesele etiketçilik kadar basit değil. Bu bir tartışmadır; insanlığın geleceğini ilgilendiren bir tartışma. Ve asla bireysel bir mesele değildir.
Maalesef dünyaya geleneksel dışında yöntemlerle getirilen her çocuk bu gibi süreçlerde istatistiktir, bir tür deneydir; çocuklarının istatistik olarak değerlendirilmesinden rahatsız olacaktır kuşkusuz iki anne adayı da. Ama bu bol tartışmalı yola girmek de onların tercihiydi.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3