Nihal Kemaloğlu nihal.kemaloglu@aksam.com.tr

kategori2

Travesti zihniyet

Bazı ifadeler vardır ki, sahibinin hayat boyu kurmaya çalıştığı duruşunu yıkar. Böyle dil sürçmeleri önemlidir, özür dilense bile siz bir zihniyeti tüm saydamlığıyla idrak etmişşinizdir.
Çünkü zihniyetin üzerindeki travesti kimlik düşmüştür.
Altından asıl zihniyet fışkırmıştır.
Ertuğrul Günay'ın başına geldiği üzere.
Zeki Müren ve Bülent Ersoy burada turnosol kağıdı işlevleriyle Günay'ın altta yatan 'homofobisini' ortaya çıkarmışlardır.
'Homofobinin' olumsuz düşünceleri ve yıkıcı yargılarıyla dile vuran saldırganlığıyla 12 Eylül okuması yapılmaz.
Üstelik ifade sadece homofobiyi değil, ayrımcı, kişilik haklarını incitici ve erkek egemen kodları da içeriyordu
12 Eylül dönemini eleştiren Günay, o dönemde Zeki Müren'in en başarılı erkek, Bülent Ersoy'un da en başarılı kadın sanatçı seçildiklerini, bunun da dönemin absürdlüğünü gösterdiğini söylemişti.
12 Eylül, cumhuriyet tarihimizin en ağır siyasi ve toplumsal kopuşunun tarihidir.
Hala üzerinde kapsayıcı ve kuşatıcı olamadığımız, bugünlerin de bütün çatışmalarının merkezinde olan 12 Eylül'ü, Zeki Müren ve Bülent Ersoy'la refere etmek büyük haksızlıktır.
Türk solunun tamamıyla olumsuzlanması ve gürül gürül akan siyasi düşüncenin blokajı ve toplumun siyasetten izolasyonunu gerçekleştiren 12 Eylül'ün mağduru olduğunu Günay sık sık dile getirirken...
Günay'ın sosyal demokrat, özgürlükçü, çok kültürlülüğe açık beyanlarıyla sistem muhalifi ilanı da burada bitmiştir.
Günay sistemin göbeğinde ve sistemin temel zihniyetinin de kendisidir.
Demokratlık ölçümünde Günay sınıfta kalmıştır.
Söylemek olmak demek değildir pek tabii, olmak ilkeli tutumla mümkündür.
Demokratlık, solculuk, liberallik söylemsel değil edimsel duruşlardır.
Travesti zihniyetlerin cirit attığı günümüzde de gün gelecek şapka düşüp kel görünecek diye beklemedeyiz.
Zaten tutumlarınızla başkaları sizi 'demokrat' diye çağırır.
Yerleşik değerlere ve temellere oturan 'demokratlığınız' onanarak ve sınanarak demokratlaşırsınız.
Ayrıca siyasetçi olarak, söz ettiği sanatçılarla ilgili değerlendirme tasarrufuna sahip değildir.
Tek tasarrufu, bu sanatçıları özel hayatında dinlemek ya da dinlememektir.
Müren ile Ersoy, toplumun gönlünü açtığı, sevdiği, dinlendiği ve sanırız çok uzun yıllar da dinleyeceği ses sanatçılarıdır.
Neredeyse anonimleşmiş toplumsal figürlerdir, dile girmişler, deyiş olmuşlardır.
Toplumsal psikolojimizden vücut bulan figürler olarak belleğimize yerleşmişlerdir.
Onlar biraz biz olmuşlardır, biz biraz onlar olmuşuzdur.
Onların rengarenk, şatafatlı görünen özgün ve zor hayatları bizle yaşanmıştır.
Kültür Bakanlığı bürokratik bir makamdır, toplumsal kültürümüz ise kıvıl kıvıl yaşayan dinamik, canlı büyük bir organizasyondur, zaptı-rapta gelmez.
Bu kültürün gerisinde asırlar durur, kimleri beğeniriz, severiz, kimsenin üstüne vazife değildir.
12 Eylül'ün budadığı düşünce ve entelektüel varlığımızın varabildiği yerden Müren ve Ersoy'u ifşa etmek herhalde kaçınılmaz oluyor.
Günay'ın kendi siyasi geçmişine duyduğu hınç ve kızgınlık onu daha nerelere sürükleyecektir bilemiyoruz.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3