AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-05-21
Başbakan'ın uçağında ağırlanmak bu kez de 'o adam'a nasip oldu... O uçaktayken benim de aklımdan şunlar geçti.
* Bir kez daha anladım ki, promosyon gezisinin türü fark etmiyor 'o adam' için... Otel gezisi de, Başbakan'ın uçağı da makbul... Yeter ki bedava olsun, yeter ki para ödemesin... Bu yüzden de beleş tatil gezisiyle Başbakan uçağı arasındaki farkı idrak edememiş, 'Kıskanananlar çatlasın' diye keyiften dört köşe...
* En merak ettiğim soru: Uçakta isli viski servisi mi var mıydı? 'O adam'ın alkol probleminin Başbakan Erdoğan'ın da dikkatini çektiğini İsmail Küçükkaya'nın izlenimlerinden öğrendik. Meğerse alkolü azaltmış... 'Bu da azaltmış haliymiş demek ki' diye düşünmemek mümkün mü? Fotoğrafta çok kötü görünüyordu.
* 'Ya uçakta aç kalırsa' endişem boşunaymış. 'O adam' iştahlı kaleminden mönüyü sıralamış: 'Misafirlere önce çiklet ve sıcakhavlu servisi yapılıyor. Sabah kahvaltısı gayet zengin: Peynirler, meyveler, bal-kaymak, börekler, gözleme, yumurta çeşitleri (menemen, omlet, sucuklu), meyve suları, çay, kahve... Tabii bunlar bembeyaz örtüler üstünde yeniliyor.' Afiyet olsun.
* Egemen Bağış'a geçmişte çizgi-roman yazdığını söylemiş o adam; Bağış'tan ilham alarak... Keşke hazır konu açılmışken, geçmişte yaptığı işlerden, mesela Penthouse geçmişinden de söz etseydi.
* Her şey bir yana, birkaç ay önceki 'Yeni Hayat Apartmanı' skandalı sönmüşe benziyor. Başbakan affetmiş çocuğu... Bunda eşinin yıkama yağlama yazıları mı, kendi çabaları mı etkili oldu henüz bilmiyoruz.
Oscar basını
Pazar geceki Oscar töreninden sonra aşağı yukarı bütün gazetelerin aynı haberleri vereceği, ekranda görüneni yorumlayacağı, ödül listesini açıklayacağı belliydi... Bu, bir anlamda, yılbaşı çekilişinin sonuçlarını vermek gibi zorunlu bir haber gazeteler için.
Peki böyle bir durumda, hele hele Türk Basını'ysa söz konusu olan, nasıl bir fark yaratabilir?
İşte, dünün iki gazetesi bu farkı ortaya koymuş.
Vatan, birinci sayfasında 'Oscar bu evden çıktı' başlığıyla 'Slumdog Millionaire' oyuncusu Azhar Muhammed'in yaşadığı evi göstermiş.
Sabah ise kültür-sanat sayfasında Esin Küçüktepepınar'ın ödüllü filmin yönetmeni Danny Boyle'la yaptığı röportajı yayınlamış. Londra'da görüşmüşler Boyle'la ve tam zamanında yayımlamışlar.
Tebrikler. Çok küçük numaralarla fark yaratmak bu işte.
Akla zarar filmler
Tunca Arslan mükemmel bir iş yapmış ve 'Akla Zarar Filmler' adında bir kitap çıkarmış. Bana kalırsa yüzlerce sayfalık bir ansiklopedi olmalıydı. Herhalde Türk sinemasında bu kitaba girmeyecek de pek az film vardır. Zaten Arslan da bu çabasının bireysel olmamasını, hatta bu işin bir Kötü Türk Filmleri Ödülleri'ne (Altın Kestane) varmasını dilemiş...
Arslan'ın da kitabında bahsettiği pek çok film zamanında bize Türk sineması olarak yutturulmaya çalışılmıştı. O yönetmenlerin, onlara destek çıkanların büyük günahkarlar olduğunu düşünüyorum. En başta da Yavuz Özkan'ın. 'Akla Zarar Filmler'de bol bol bahsi geçiyor zaten.
Pek çok sohbetin konusudur zaten 'En kötü Türk filmi'nin ne olduğu. 'Dansöz', 'Balans ve Manevra', 'Mumya Firarda' herkesin ilk aklına gelen. Ben bir de 'Emret Komutanım Şah Mat' faciası yaşamıştım da başkasının adına utanmıştım...
Ama bu kötü filmler arasında 'Umut Yarına Kaldı' filminin özel bir yeri vardır bende. Zar zor VCD'sini bulup arşive katmıştım ve hala zaman zaman Ortaköy meydanındaki o sahneyi izlerim...
Bir masa düşünün...
İçkiler içiliyor, sohbet ediliyor, yemekler yeniyor...
Konuklar birbirinden ilginç... Melih Aşık, Komet, Selahattin Duman, Duygu Asena, akordeon çalan bir Savaş Ay... Neden o masadalar, filmle ne ilgisi var, ne yapıyorlar hala çözemedim. Tabii ki Arslan bu filmi de listesine koymuş.
Keşke bir televizyon kanalı, Arslan'la özel bir program yapsa da ardı ardına bu kötü filmleri yayınlayıp başına ve sonuna küçük söyleşiler eklese...