AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-05-21

kategori2

Hangi gazeteciler medyadan gidecek?

Basında kendilerine liberal, demokrat gibi isimler takan ve yıllardır katıksız bir şekilde AKP'yi destekleyen bir grup yazarın süngüsü fena halde düştü. Yaptıkları hesabı yüzlerine gözlerine bulaştırdılar, fena yanıldılar. Bu isimler 70'lerde de yanılmıştı, 80'lerde de, 90'larda da... Ve maalesef günümüzde de... Hep yanlış atlara oynayan, hep yanlış yorumlar yapan yarı-aydınların hamleleri bunlar.
29 Mart'tan bir gün önce bile hala AKP'nin yüzde 50'nin üzerinde oy alacağına inanıyorlardı. Ona göre strateji kurmuşlardı.
'Yeteri kadar yağcılık yaptık, önümüzdeki dönemde de rahat ederiz' diye kendilerini rahatlamışlardı, 'Ne de olsa AKP 10 yıl daha başımızda, belli ki basın yeniden şekilenecek, Tayyip Erdoğan tek adam olur, biz paçayı kurtardık.'
Oysa AKP şimdi düşme bandına girdi...
Ama aksi yönde hesap yapanlar da ortada kaldı...
Zaten bu koronun ortak özelliği her zaman yanılmış olmalarıdır. Ama bir başka özellikleri de pişkin olmalarıdır. Bir mahalleden kovulsalar, gider başka mahalleye yanaşırlardı.
Ama şimdi mahalle bitti! 'Köşedeki' hesap sandığa uymadı... Gerçi dediğim gibi, bunlar pişkindir...
Kimileri şimdiden ufak ufak dokundurmaya başlamış AKP'ye... Göreceksiniz, bu ufak eleştirilerin devamı da gelecektir. Tayyip Erdoğan güç kaybettikçe onun uçağında karınlarını doyuran, onun çantasını taşımaya talip, televizyonlarda onu öven bu zavallı güruh ona saldırmaya başlayacaktır...
Peki hani bu kadar eminlerdi kendilerinden? Hani çok net, çok keskin konuşuyorlardı, hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek şekilde gevrek kahkahalar atıyorlardı ekranlarda...
Dedim ya pişkinler... Dün hiç yaşanmamış gibi davranacaklar...
Şimdi güya gazetecilik yapıyorlar... Şimdi güya objektifler... Yeni mi aklınıza geldi?
Ancak maalesef eski mahallede kapılar kapalı...
Defalarca uyarıldılar, 'Bu kadar angaje olmayın, bugünün bir de yarını var, gazeteci mesafenizi koruyun, mesleğinize saygı gösterin, itibarınızı zedelemeyin' diye...
Dinlemediler, bir de üste çıktılar. Kendilerini eleştirenleri küçümsediler, damgaladılar, hakaret ettiler.
Çünkü bir daha buralara dönmeyeceklerini düşünüyorlardı... Sadece yandaş gazeteciliğin varolacağına inanıyorlardı...
Ya şimdi?
Birkaç kozmetik eleştiriyle, birkaç göstermelik muhalif duruşla AKP iktidarı süresince kaybettikleri gazetecilik kimliğini yeniden kazanmak kolay mı? Şimdi gülme, sizi küçümseme, aşağılama sırası bizde değil mi?
Elbette bunun keyfini çıkaracağız... Zalimle ancak zalimce mücadele edilir...
Kusura bakmayın, bir kere bu mahalleden kovuldunuz. Artık geri dönüş yok... Gazetecilik öyle rüzgarın dönmesiyle yapılıyor... Hem dön dön nereye kadar, bütün bu liberaller dönme haklarını fazlasıyla kullandılar...
Bundan böyle AKP'lilikten geri dönüş yok...
Uzun vadede... Oral Çalışlar, evde İnternet sözlüklerine yazar artık... Şahin Alpay meyhane masalarında 'Ben bir zamanlar Banu Güven'i keşfetmiştim' diye anı anlatır... Mehmet Altan belki aile bireylerine özenir ve 'aşk romanı' kaleme alır... Eser Karakaş, dandik taşra bir üniversitesinde sınav kağıtları okur... Ali Bayramoğlu, sanat galerisine yollanmak üzere ressam eşi Arzu Başaran'ın bültenlerini düzeltir... Emre Aköz gider Şemsa'nın restoranına sabahtan akşama kadar yer yer yer... Taha Akyol oğluyla beraber hayatını Evrim Teorisi'ni yalanlamaya adar...
Ve bu böyle sürer gider...
Bu arkadaşlar artık AKP'nin taşınmazlırıdır... Merkez medya, onları bir daha geri almamak üzere AKP'ye verdi... Kaderleri de AKP'ye endekslidir ve oylardaki düşüşe paralel olarak medyanın gidişleri de yavaş yavaş kaçınılmaz olacaklar.
Sakın 'geri dönmeyi' düşünmesinler, tekrarlıyorum kapılar kapalı.
Bari son beş-altı yıldır onlara güzel günler yaşatan Başbakan'ı arkadan vurmasınlar, 'gerileme' döneminde hep yanında kalsınlar, en azından saygıdan, geçmiş günlerin hatrına bunu Erdoğan'a borçlular...

Aydın Doğan'a yanaşma turları başladı
Fehmi Koru, NTV'deki 'Yazıişleri' programına çıkmış ve Başbakan'ın seçim mağlubiyetinde Doğan Grubu'yla girdiği kavganın etkili olduğunu vurgulamış. 'Aydın Doğan'la kavga etmek yanlıştı' demiş...
Başbakan onu sevmezdi zaten, bu biliniyor. Ama AKP'nin oy kaybetmesi Koru'ya eleştirme fırsatı vermiş. Belli ki partiden, AKP yandaşlığından pek bir şey kazanamayacağını anlamış.
Ancak Aydın Doğan'a göz kırpmaktan da vazgeçmemiş. Belli ki hala bir beklentisi, hala bir umudu var. Acaba kendisini bu sefer de Hürriyet'e 'muhalif yazar' olarak mı pazarlamaya çalışıyor?
Malum, 30 Nisan'da Aydın Doğan'ın ev sahipliğinde fasıl var. Hilton'da... Fehmi Koru da bu faslın baş davetlilerinden biri... Sakın orada bir 'iş bağlama' girişiminde bulunmasın?
Aynı faslın bir diğer muhtemel konuğu da Nazlı Ilıcak... Ne büyük tesadüf ki o da dün televizyona çıkıp Sabah'ın 'yalan' haberine çakan Başbakan'ı eleştirmiş... 'Üslubunu' düzeltmesi gerektiğini söylemiş... Başbakan'ın üslubu aynı da, Nazlı Ilıcak'ın da algı kapakları yeni açıldı galiba...