AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-05-21

kategori2

Mandacı özgürlük

Kendine aydın diyen okuryazarların bir bölümü kafalarındaki aydın anlayışının gereği olarak düşündükleri 'demokrasi' ve 'özgürlük' kavramlarının içini boşaltmaya devam ediyorlar. 'Evrensel aydın' olduklarını sandıklarından, 'özgürlük', 'demokrasi', ölçütlerinin bu ülkedeki hayatın üstünde, 'gelişmiş, Avrupa kültürü'nde köklerini bulan, ölçütler olduğuna inanıyorlar. Onlar için evrensel ölçüde aydın olmak, hiçbir geçmişe, hiçbir yerelliğe bağlı kalmamaktır. Onların özgürlük ve demokrasi anlayışlarının bu topraklardan gelen bir tarihi yoktur. Belleksiz, taklit, özenti bir özgürlük anlayışının bu ülkede yaşaması gerektiğini düşünüyorlar. Böyle köksüz, belleksiz, bu toprakların binlerce yıllık hikmetinden habersiz ezbere bir özgürlükle bu ülkeyi özgürleştirmek istiyorlar. Elbette, bazılarının içtenliklerinden kuşku duymuyorum. Bu toprakların kültür zenginliğini, yaşam bilgeliğinden b”haber bir özgürlük ve demokrasi anlayışıyla yapılan mücadele, temellerindeki gafletten dolayı, kendi kendini yok eden bir mücadeleye dönüşür.
'Dünyadaki gelişmişliğin, demokrasinin, özgürlüğün Türkiye'de de olmasını istiyorum. Türkiye'nin dünyadaki ileri ülkelerden farkı olmasın istiyorum.' Türkiye'yi bir küre olarak düşündüğü ülkeler topluluğu arasına, yukarıdan bir bakışla koymak istiyor. Türkiye'yi de küreleştirip koskoca küre olan dünya küresinin içine yuvarlamaya çalışıyor. 'Onlar gibi olursak düzeliriz'  diye düşünüyor. Çünkü 'onlar'ın evrenselliği temsil ettiğini düşünüyor. Bu kendi geçmişini, kültürünü, türkülerini duymayan kulakların gafleti o derecede ki, hem taklit etmeye çalıştıkları Batı kültürünün köklerini anlamakta eksik ve özürlüler hem de özgürlük maskesi altında kendi ideolojilerini dayatmaya çalışan insanların kendilerini kullanmalarına açık oluyorlar.
Özgürlük kavramı da, demokrasi kavramı da derinliği olan kavramlar... Örneğin, özgürlük, insanın gönlünce konuşup, dilediğince yaşaması mıdır? Demokrasi, sandığa gidip, serbestçe oyunu vermesi midir, yalnızca? Özgürlük ve demokrasi, salt yasalarla, siyasal olarak ya da toplumsal düzenlemelerle elde edilebilecek kazanımlar mıdır? Batı'da özendiğimiz, o yönde ülkemizin değişmesini düşündüğümüz toplumlara görünüş olarak, form olarak benzediğimizde, örneğin AB'nin yap dediği değişiklikleri yaptığımızda, demokratik ve özgür mü olacağız? Özgürlük, dünyaya, dünyada hayran olduğumuz 'ileri' ülkelere uyum sağlanarak elde edilebilir mi? Peki, insan özerk olmadan, kendi gözleriyle görüp, kendi kafasıyla düşünemeden özgür ve demokrat olabilir mi?
Peki, ne demek özerklik? Ne demek Türkiye'nin özerkliği? Türkiye'nin kendisi hakkında karar verebilme gücü demek. Bu toprakların hikmetinden çıkan özgürlük arayışı demek. Batı'da geliştirilen, insanı özerk, özgür, eleştirel kılan bilgi ve deneyimleri edinirken kendi gücümüzü, geçmişimizi, deneyim ve bilgilerimizi yok saymak, kendimizi tanımadan, özgürlük denen giysiyi giyivererek özgür olacağımızı sanma yanılgısına götürür bizi. Biraz abartılı ama düşündürücü çağrışımlarını göz önüne alarak söylediğimizde, bu tür özgürlük ve demokrasi anlayışı mandacı özgürlük, mandacı demokrasi anlayışıdır. Sığınmacıdır. Kökü bizde olmayan, tepeden indirilmiş, geleneksiz, türküsüz özgürlüktür, demokrasidir. Buradan, bu ülkeden, bu insanların duyarlığından, zekasından çiçek açan bir özgürlük gerek bize.
Oysa gözümüz sürekli dışarıda, özgürlük bize oradan gelecek diye bekliyoruz. Hızla değişip onlara benzersek bize demokrasi ve özgürlük gelecektir. Bize güneş Batı'dan doğar.
Değişmemiz gerek. Türkiye'yi baskı altına alan iç ve dış güçlerinden kurtulmak için değişmemiz gerek. Öyle deniyor. Çok da isteniyor. Değişimin motoru, değişimin itici gücü nereden gelecektir? Kim istemez değişmeyi? Kim istemez özgürlüğü? Demokrasiyi? Kelimelerin büyüsüne kapılıyoruz çabucak, nasıl değişme, ne yönde bir değişme, nasıl bir özgürlük, nasıl bir demokrasi? Tıpkı çoğu insanın kitap okumanın insanı kurtaracağını sanıvermesi gibi... Peki, nasıl okuyacağız kitapları? Ne demek, yaşamı değiştirebilecek biçimde kitap okumak? Bunları sormuyoruz. Oku da, nasıl okursan oku. Böyle sanıyoruz.
Özgürlük olsun da nasıl olursa olsun. Demokrasi olsun da nasıl olursa olsun.
Bu sorgulamama, belki de, bu sözcüklerin ardına saklanıp, özgürlüğü de, demokrasiyi de, değişmeyi de kendi söylenmedik hedeflerimizi gerçekleştirmek için bir vesile, bir araç olarak düşündüğümüzden kaynaklanıyor olabilir.
Sorgulanmamış demokrasi ve özgürlük yaşanmaya değmez. Kendi yaşam köklerimizden güç almayan bir değişim, gaflet içinde yaşayacağımız bir değişimdir.