AKŞAM GAZETESİ | Nihat Sırdar | 2009-05-21

kategori2

Bandrol...

Mustafa Kemal Atatürk Orman Çiftliği'nde dolaşırken bir gün, Rus radyosunu dinleyen bir köylüye rastlar.
O zamanlar sadece kısa dalgadan yayın yapan başka ülkelerin radyo yayınları var.
Bunun üzerine bir radyo kurulması talimatı verir ve Türkiye'nin ilk radyo yayını yapılır 1927 yılında.
82 yıl geçmiş ilk radyo yayınının üzerinden.
Bir zamanlar, yani televizyon yokken insanlar radyoların başından kalkmazmış...
Tiyatrolar, yarışmalar, konserler ve ajanstan haberler.
Radyo kültürüyle büyüyen insanların zamanında ülkeyi nasıl ayağa kaldırdığını biliyoruz.
Nasıl memleketine sahip çıkan insanlar olduklarını, toplumsal olaylara nasıl tepki verdiklerini de biliyoruz...
Ne zamanki Türkiye'de televizyon, özellikle de özel televizyon yayıncılığı başlıyor, ondan sonra işin çivisi çıkıyor.
Pespayelik, rezillik gırla...
Ot gibi, okumayan, sormayan bir toplum oluşturuluyor.
Şu an ne halde olduğumuzu görüyorsunuz.
Medya mecraları içinde en etkili olanı radyodur aslında.
Çünkü her yere ve her zaman en hızlı ulaşabilen kitle iletişim aracıdır.
Televizyonu her yerde izleyemeyebilirsiniz mesela...
Ya da her yerde gazete okuyamayabilirsiniz.
Ama radyo öyle değildir.
Her yerde dinlenir...
Her yere ulaşır...
Deprem olup sokaklara çıkınca insanlar ilk radyo açar.
Araba kullanırken, otobüste giderken hatta banyo yaparken bile dinleyebilirsiniz radyoyu.
Belki de bu kadar fazla yere ulaşabilmesinden dolayı medyanın diğer alanları sevmez radyoları.
Kaale almazlar radyocuları.
Gazeteciler mesela radyoculardan duydukları haberleri, esprileri yazarlar köşelerinde.
Kimden duyduklarını yazma gereği bile hissetmezler.
Televizyoncular hele hiç sevmezler radyoları.
Halbuki yarısı önce radyoda çalışmış, sonra televizyoncu olmuştur.
Bütün bunlara rağmen güzel iştir radyoculuk.
Birçok televizyon ünlüsünün yaşamadığı keyfi yaşarsınız yayın için gittiğiniz şehirlerde mesela.
İnsanlar sizi yollarda karşılar, korna çalıp selam verirler.
Çevirip sohbet ederler, sizi, arkadaşları, evin ferdi gibi görürler...
Böyle güzel bir iştir radyoculuk.
Ve bu radyolardan ilk ses duyulalı 82 yıl olmuş.
Ta 82 sene...
82. yılda TRT'den aradılar beni.
Dediler ki bir sabah yayınını bizimle yapar mısınız?
Aynı anda sesiniz hem Alem FM'den hem TRT FM'den duyulsun.
Ben tabii hemen doğru adamı aradığınıza emin misiniz diye sordum doğal olarak.
Tabii dediler...
Sonra düşündüm...
Eğer 82 yıldır varsa radyoculuk Türkiye'de, 16 yılında ben varım.
Az değil yani...
Sözün özü...
6 Mayıs Çarşamba sabahı 7-9 arası hem Alem Fm'de olacak Nihat'la Maximum Curcuna, hem TRT FM'de...
O kadar yıldır elektrik faturalarından ve bandrollerden ödediğim TRT paylarını almak böyle kısmet olacakmış demek ki.