AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-05-21

kategori2

Sanatçı sessizliği: Nuri Bilge Ceylan

Nuri Bilge Ceylan, 13-24 Mayıs tarihleri arasında Cannes Film Festivali'nde jüri üyesi...
Ceylan, geçtiğimiz yıl Cannes'de 'Üç Maymun'la 'En İyi Yönetmen' ödülü almıştı... 
Muhtemelen sessizce Cannes'a giderken onu hararetle destekleyen basın taifesi olmayacak.
Sanat dünyasının endüstri dünyasıyla iç içe geçtiği, sanatın endüstriyel mamulden farkının farksızlık olduğu asri zamanlarda, Ceylan sanatını ihtimamla koruyor.
Angajmanlar dışı, gruplar ötesi tavrıyla seyircisine olan saygısını bildiriyor.
Piar-promosyon merkezlerinin medyayla ortaklaşa yürüttükleri sanatın ve edebiyatın satışına alet olmadı.
Bilindiği üzere yeni film, yeni kitap tanıtım işgalleri kaçamadığımız dayatma.
Manipülasyon gücünün devreye sokulduğu tanıtımlarla ve sanatçı ve eserine karşı ileri doygunluk gınaya dönüştü.
Haber verme ve duyurmanın çok ötesindeki danışıklı, ayarlı programlar silsilesinde aynı söyleşiyi yapan sanatçılara karşı ağır şüpheler oluşuyor.
Yeni çalışmasıyla birlikte neredeyse bir el kitabı çıkarmayı gerektiren açıklamalarla heder oluyoruz.
'Son yapıtından' kopmayı beceremeyip bizim alımlamamızı da yönetmeye kalkışıyorlar.
İşte, Ceylan bütün bunların dışında bize özerk seyretme ve okuma fırsatı veriyor.
Sinemasıyla bizim aramıza herhangi bir sistemin girmesine izin vermiyor, başta kendi varlığının.
Yapıtından ilk önce kendi ellerini çekiyor, onu bağımsızlaştırıp bize sunuyor, bize güveniyor.
'Ben' ve 'yaptım' sözcükleri Ceylan'ın dilinde de zihninde de yok.
Sanatına ve filmlerine dehşetli sınırlama bir getiren bu belirlemenin ötesinde  yaratıcılığa olan saygısı var.
Hem sanatının hem de kendisinin akacak çok yatağı olduğuna emin sıkı bir zaman bilgisi var.  
Tek ideolojisi olan 'Hayat ve insan'ın doğasına dönük arayışına devam ederken yakaladıklarını beyazperdeden bizlere aksettiriyor.
Tasavvuf ehlini çağrıştıran haliyle bir şeyler konuşmak istemiyor.
Kalbi şuuruyla susuyor, çünkü konuştuğu yer sineması olan bir yönetmen.
Dile geldiğinde yok olacak ilham yaşantıları, sezgilere açık hayatların tecrübesine inanıyor olmalı. 
Bu 'hal' sanatın kurgusal ve taktiksel çalışmaların çok dışında bir 'haldir.'
Nuri Bilge Ceylan, hayatının içinde kalarak hayatın görsel sanatını yapıyor hayata adeta gömülerek...
Sayfalarca, dakikalarca ne yapmak istediğini, ilham koordinatlarını, yaratma süreci bunalımlarıyla bize seyretme bilgisi dersi ezberletmiyor. .
Kendine ve sanatı arasındaki mesafeyi kaybetmiş insanların 'ben' çığlıkları arasında Ceylan uzaktan bizi seyrediyor.
Sade ve iç zenginleştirici kamerasıyla hayatı tarafsız kaydediyor.
Bize kaydediyor, bizim için kaydediyor, müsaadenizle çığlıkların ardına taşınıyoruz.