AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-05-21
Bir dönem televizyonlarda çok ünlü ve fakir medyatik figürler vardı. Onlara video jokey, denirdi. (Güzellerdi.)
Şimdi, çok ünlü ve fakat ne iş yaptığı gerçekte bilinmeyen 'Konuşan Kafalar' var. (Güzel değiller.)
Bu yazıda, gazetecilik vazifemi yerine getirip, sizlere her gün ekranlarda gördüğünüz 'Konuşan Kafalar'ın aslında ne iş yaptıklarını açıklayacağım:
Çok şaşıracaksınız ama onlar televizyonların kadrolu, maaşlı elemanları değil; onlar birer köşe yazarı!
Şimdi, tabii akıl sağlığı yerinde bir okur olarak, 'madem bunlar köşe yazarı, niçin köşe yazmıyorlar da gecede 5 kapı yapıp, stüdyo stüdyo dolaşıp dengbej gibi anlatıyorlar,' diye soracaksınız...
İzah etmesi epeyce güç olacak ama elimden geleni yapayım.
Şimdi, öncelikle şunu biliniz. Onlar köşelerini hala yazıyorlar.
Aralarında 15 yıldır başyazarlık yapanlar bile bulunuyor. Hepsinin memleketin mümtaz medyasında dekar dekar, hektar hektar arazisi bulunuyor.
Ve fakat, memleketin her meselesine 5 dakikada çare bulma yeteneğine, her vakayı 15 dakikada analiz edebilecek entelektüel müktesebata, her cümlede keramete tur attırabilen üsluplara sahip bu zevat...
Maalesef ve çok acıdır ki, sizin onları okumadığınızı düşünüyor...
Aralarında, okumanıza rağmen anlamadığınızı düşününler de var...
Bu yüzden kadere ve memleketin eğitim seviyesine isyan ediyor, 15 yıldır başyazı yazmalarına rağmen bir tek yazılarının gazetelere manşet olamayışını gazete yöneticilerinin ahmaklığıyla; yıllardır sebil niyetine hikmet dağıtmalarına karşın, önerilerinden yek bir tanesinin bile yetkililerce uygulanmamasını seçilmişlerin cahilliğiyle, muhteşem yorumlarının televizyoncular tarafından konu edilmeyişini televizyoncuların yetersizliğiyle açıklayıp...
Atıyorlar kendilerini ekranlara...
Sizin, 'deli mi bu adam, karman çorman, saçma sapan fikir kırıntılarından ne çıkartmaya çalışıyor,' diye izlediğiniz'şey,' aslında biçarenin akşam yazdığı yazısını sabah kendisinin tefsir çabası.
Yine de haklarını yemeyelim... Yeri geldiğinde birbirlerinin yazılarını da tefsir etmeye girişiyorlar...
Bir paragraf değil, bir cümle içinde, daha noktayı koymadan dört ideoloji değiştirebilmelerinin sebeb-i hikmeti de işte bu.
Şimdi siz, her sağlıklı izleyici gibi, 'pekiyi,' diyeceksiniz, 'bunlar Avrupa Yakası'nın Burhan Bey'i gibi oldu. Kapıdan kovuyoruz, bacadan giriyorlar. Ulusal kanallardaki tartışma programından kaçıyoruz, zap, karşımızda haber kanalından çıkıyorlar; orayı zaplıyoruz bir bakıyoruz aynı konuşan kafalar güzellik yarışmasına jüri olarak sızmış... Hiçbir yer bulamazlarsa dizilere gazeteci rolüyle giriyorlar... Yok mu bir çaresi?'
Onu ben bilemiyorum işte.
Benim bildiğim, kurum veya kuruluş angajmanından, Abdurrahman Çelebi kontenjanından köşe yazarı olmuş bu zevatın gazetelerdeki emeklilik zamanının artık çoktan geldiği...
Gazetelerde bir tesirleri olmadığı için ekranlarda 'Konuşan Kafa'ya dönüşmediler mi zaten?
Televizyonlar mı?
Siz de çok zalim oldunuz artık. Ne yapsınlar, bu kadar malumat yığınıyla, bu kadar anlaşılmamış hikmetle vj olacak halleri yok ya?
Bilirkişilik mesleğine, bir müddet daha 'Konuşan Kafa' kadrosundan devam edecekler.
Sakin olunuz... Ekrana çıkmak için üzerine para vermeye başlamazlarsa, bu furya da üç vakte kadar geçer...
Ama Burhan Bey seviyesinde ısrarcı olanları da ekranlarda kalıcı olmayı başaracaktır muhakkak.
Buna bütün kalbimle inanıyorum...