AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-05-21

kategori2

Aziz Yıldırım'a açık mektup!

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım önümüzdeki seçimde başkanlığa adaylığını  açıklarken, birçok şey söyledi. Üç alanda söyledikleri beni ciddi şekilde rahatsız etti. Bu nedenle bu üç konuda bazı şeyler sormak istiyorum.
İlk konu futbol! Aziz Yıldırım ile ilgili olarak, yakın geçmişte Fenerbahçe Kulübü'nün tarihine ve düzeyine gerçekten yakışmayan vakalar olduğu zaman ilişkimi kesmiş, açık ve seçik şekilde şu gerçeği ifade etmiştim: Aziz Bey, inşaattan ve  betondan anlıyordu, çok iyi bir stat yapmıştı, para kaynağı bulmuştu, ama insan ilişkilerinden, kurumsallaşmadan ve de futboldan pek anlamadığı ortada idi.
Aziz Bey ise medyaya, 'hem inşaattan anladığını hem de futbol yazarlarından daha iyi düzeyde futboldan anladığını' beyan etmiş ve bu söylemi yazılıp yayınlanmıştı. Kendisi, rivayete göre 'çok teknik' bir futbolcu olarak Anadolu'da amatör faaliyette bulunmuştu ama bir bacağı daha kısa olduğu için askerlik yapamadığı ve ileri düzeyde futbol da oynayamadığı tezi internette dolaşıyor. Bunlar doğru mu bilemiyorum ama, kendisinin futboldan anladığı tezinin temelinin ne olduğu veya olabileceği konusunda hiçbir fikrim yok. Ancak son dönemde gerçekleşenler, oyuncu ve teknik adamları seçen kişi olarak on yıldır görev yapmış olması, sonuçlara bakıldığı zaman, pek anlamadığını ortaya koydu, her şey ortada, bir üç yıl daha neyi değiştirecek? Ne çağdışı tek kişilik yönetim anlayışı, ne de demode futbol anlayışı değişemez. 
Aurelio,Tuncay gibi oyuncuların gönderilmesi, teknik adamların sık sık değiştirilmesi ve hele bu sezon hem ligde hem kupada hem de Avrupa'da yaşanan felaket geçiştirilebilir bir felaket değildir. Aragones'i göndermek de bu sorunları ört bas etmez, felaketleri tarihten silmez! On yıl sonra Fenerbahçe başlanan noktaya geri döndü, stat ve tesis hariç!
Dünya futbolunda her bölgede, tam sekiz tane, çoğu Brezilyalı Latin oyuncu oynatan Fenerbahçe'den başka bir takım, Latin ülkelerinin dışında, yok (Latin kökenli, Brezilya veya Avrupa'da Portekiz veya İspanya ligi takımları gibi  örnekler dışında). Dünyada, en üst düzey futbolda, ideal onbir kurulsa ve bir genelleme yapılsa, yaratıcı Latinler forvette (Messi, Ronaldo gibi), oyunun her iki yanını oynayan Afrikalılar genelde orta sahada (Essien, Yaya Toure gibi) ve ciddi alan savunması oynayabilen fiziki beyazlar de geride (Terry veya Bilic gibi) ideal onbirin direkt adamları olur. Fenerbahçe uygulamasında her pozisyon, her bölge Latinlere teslim edilmiş. Orta alan pek yok, ileridekiler de oyunun tek yönünü oynuyor. Yani yapısal analiz hatası var. Başarısızlık geldikçe de gitsin çalıştırıcı! Fenerbahçe'nin kovduğu Hiddink, Löw gibileri de dünya futbolunun zirvesinde. En başarılı Ferguson veya Wenger gibileri kaç yıldır işbaşında biliniyor mu?
Sonuçta, on yıl işbaşında duran Yıldırım 3 yıl daha görev fırsatı istiyor. Neden? Kurumsal yaklaşım ve başarı getirecekmiş. Ayrıca televizyon yayınlarından Anadolu takımları daha çok para alsın diye sistemden para taleplerini kısıyormuş. Bunlar gerçeğin tam tersi ve inanılması zor ifadeler.
Azizi Bey'e birkaç soru soralım.
Geçmişte biraz daha para talep ederek yayın kameralarını haftalarca zemin düzeyine götürüp, parmaklıklar arkasına tıktınız mı?
2-2 biten İstanbul'daki Fenerbahçe-Denizli maçının sabahı üç Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi, Lig TV ve Digitürk yöneticileri ile saatlerce görüşüp, yayıncıdan yayının yapılmamasını talep ettiler mi? Saat dörde kadar yayın arabaları stada giremeyince ve Futbol Federasyonu da Fenerbahçe takımını hükmen mağlup edeceğini söyleyince, arabaların girişine son anda izin verildiği, ama maçın ilk devresinden sonra da tuhaf bir şekilde kameraların kablolarının  kesildiği (kim kesti bilinmiyor!) ve  yayının sabote edildiği gerçek midir? Sonra Fenerbahçe kulübünde resmi toplantıda medya huzurunda 'Kabloları Digitürk kendisi kesmiştir!' gibi, kabulü çok zor bir beyanatı verdiniz mi? Fenerbahçe Kulübü tarihine, sizce, bu yakışıksız olay, 'faili meçhul bir  leke' olarak mı geçecek, yoksa iftihar vesilesi mi olacak? Dikkat edin, güvenlik kameralarının da kayıt yapmadığı söylendi ve ortaya kayıt çıkmadı!
Aziz Bey, dikkatinizi çekmiş olabilir, bu olaylar o kadar itici ki, bir daha beni Fenerbahçe maçlarında  görmediniz, geçen cuma basın kahvaltısı talebinize de gelmedim. Halbuki geçmişte dostluğumuz vardı, konuşmuş, yemekler yemiş, maçlar seyretmiştik. Bunlar bitti! Artık görüşmeyiz. Basketbol Federasyonu seçimlerine de (Mahmut Efendi'nin tavsiyeleri nedeni ile) çok etki ettiğinizi de biliyoruz. Rehberiniz Mahmut Bey çok kötü bir rehber!
Atilla Kıyat gibi bir insan 'out', bonkör, saygıdeğer rahmetli dayınızın oğlu out , bir sürü 'şak şak' in? Kurumsallaşma bu mu? Gazete muhabirlerinin küçük eleştirilerine bile reaksiyon vermeyi, çocuklarla uğraşmayı, ne zaman bırakacaksınız?
Türk futbol tarihine, heykeli dikilecek bir reformcu olarak geçebilirdiniz, ama bu fırsatı kaybettiniz, artık çok geç!  Bu satırları çok üzülerek yazdım, ama gerçekler bu!