AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-05-21

kategori2

367'li günlere dönüş

Robert Zemeckis'in ilkini 1985'te yaptığı 'Back To The Future-Geleceğe Dönüş' serisi, fantastik bir Hollywood yapımıydı. Filmde, zaman makinesini icat eden deli-dahi doktor, Michael J.Fox'a tarihte bir ileri bir geri yolculuk yaptırırdı.

Ben de bazı olayların karşısında, Türkiye'nin yakın tarihinde hayali bir yolculuk yaptığımı düşünürüm; ancak söz konusu zaman makinesi beni bir türlü ileri götürmüyor, hep geriye ışınlıyor. Dahası, bu yolculukta içinde bulunduğum zaman dilimine dair ciddi bir tereddüt yaşıyorum; sanki hiçbir yere kıpırdayamıyormuş, yolculuk yaptığım halde hiçbir yere gidememişim gibi... Kabus!
Cumhurbaşkanı 'Kürt sorunu' konusunda önemli adımlar atılacağı mesajını verdi, kayıp trilyon davasından yargılanmasının yolu açıldı.
Bu hadise, bana Cumhurbaşkanı'nın seçilebilmesi için 367'lik çoğunluğu sağlama şartının icat edildiği günleri hatırlattı. Onca gerginlik ve kamplaşmaya değdi mi? Peki diyelim ki Cumhurbaşkanı'nın dokunulmazlığı kaldırıldı... Milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmadığı sürece, Türkiye'ye ne faydası olacak?

İşin en acı tarafı, savunmanın 'Cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten yargılanır' şeklinde yapılması. Hukuk mu diyorsun, al sana hukuk!

GÜNÜ KURTARMA
Keşke hakkında dava açılan bir siyasetçimiz, 'Bu rezillikten kendimi aklayana kadar görevi bırakıyorum' diyebilecek cesareti gösterse...  Ancak mücadele, koltuğumda ne yapsam da daha uzun otursam üzerine kurulu.
Sadece siyasette değil; Türkiye'de her alanda hakim olan bir hayat felsefesi bu: Ne yapsam da günü kurtarsam?
İş hayatında ödenmeyen faturalar, ertelenen senetler, ayak kayırmalar ne kadar kanıksanmışsa, siyasette de bir gün daha iktidara sahip olmak, pozisyona sıkı sıkıya tutunmak önemli. İktidarından muhalefetine, oyunun kuralları böyle biçimlenmiş, kökleşmiş; dışına çıkan da ikinci gün unutulup gidiyor. En berbatı 'adam'dan sayılmıyor.
Türk siyasetinde mühim birilerinin, toplumda yükselen basıncı boşaltmak adına inisiyatifi eline alması, evet belki de kendini feda edip herkesi şaşırtması gerekiyor... Bizi buluşturan paydalar hızla azalıyor, uçurum derinleşiyor.
Bu şartlarda 'geriye dönüş' psikozundan çıkmak mümkün mü?

AYIP OLDU
- Hayatını eğitime adamış, toplumun saygı ve sevgisini kazanmış Türkan Saylan'ın cenazesinde tek bir hükümet yetkilisinin bulunmayışı, ayıptan öte, büyük hata.
- Gazeteci Şamil Tayyar'ın 'yürüyüş yapan' sanatçıları eleştirirken Ali Poyrazoğlu'na 'darbe zamanı da pornocuydun' göndermesi yapması...
-  Kezban Hatemi'nin, sperm bankasından sperm alarak hamile kalanları 'toplum ahlakını hiçe saymakla' suçlaması...
-  Levent Ersöz'ün kızı Fulya Hanım'ın, annesinin intihar girişimi üzerine 'Babama artık sevgilisi bakar' beyanı verirken sığındığı klişeler...