AKŞAM
Normalleşme süreci için 50 yıla ihtiyacı olan Irak'ın en önemli hedefi kısa vadede Şii-Sünni barışını sağlamak ve Kerkük sorununu barışçı bir şekilde çözmektir
Başkan Bush ve akıl hocaları Neo-Con'cuların Irak politikasının iflas ettiğinin en somut kanıtı Amerikan seçimleridir. Amerikalılar kendilerine ve Amerika ile Batı'nın 'değerlerine' büyük zarar verdiğini anladıkları Irak savaşına tepkilerini siyahi Obama'yı seçerek gösterdiler.
Peki bu kendi başına yeterli midir?
Elbette hayır...
Çünkü aynı Amerikalıların oyu ile iki kez seçilen Bush'un Irak ve coğrafyamızda neden olduğu siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve insani yıkım, Obama'nın seçilmesi ya da onun olumlu söylemleri ile giderilecek gibi değil. 6 yıl süren ve 2011'in sonuna kadar sürmesi beklenen işgalin neden olduğu dramın izleri silinmeyecektir.
NORMALLEŞMEYE 50 YIL VAR
Her şey normal gelişse bile Irak ve Irak halkı en az 50 yıl sonra normal bir yaşam düzeyine kavuşabilecektir. Yollar, binalar, fabrikalar elbette kısa bir sürede yapılabilir ama savaşın insanlar üzerinde bıraktığı ağır ve derin yara ortamın düzelmesine rağmen, kolay kolay iyileşmeyecektir.
Şiiler ile Sünniler arasında son 6 yılda yaşanan kanlı çatışmalar bu insanları birbirine düşman kılmış, tüm Arap ve İslam aleminde çok tehlikeli sorunlar yaratmıştır.
Yeni Irak'ın en önemli hedefi Şii-Sünni barışını gerçekleştirmek ve Kerkük sorununu barışçıl bir şekilde çözmektir. Bu iki hedefi gerçekleştiremeyen bir Irak hem kendi geleceği hem de bölgenin barış, istikrar ve güvenliği açısından saatli bomba işlevini görecektir.
İşte bu nedenle Irak'ın bu durumundan sorumlu olan ABD'ye ve onun yeni başkanına düşen görev, öncelikli olarak Iraklı yöneticilere varsa bu yöndeki çabalarına yol göstermek ve destek vermektir.
OBAMA'YA DÜŞEN GÖREV
Daha açık ifadeyle, günah çıkarmak zorunda olan ABD; Irak ve coğrafyamızda barış, istikrar ve güvenliği önemsiyorsa öncelikli olarak Irak'a komşu ülkelerle hemen ve ciddi işbirliğine girişmelidir. Yani ABD; Türkiye, Suriye ve İran ile anlaşarak Irak'ın geleceğini güvence altına almalıdır. Bu üç ülkeyi Irak konusunda ortak bir zeminde hareket ettiremeyen herhangi bir plan ne Irak'ta ne de bölgede başarı şansını yakalayabilir. Daha açık bir ifade ile Türkiye'yi ziyaret etmek, Suriye'ye kongre heyetlerini göndermek ve Nevruz dolayısıyla İran'a zeytin dalı uzatmakla, Başkan Barack Obama Irak'ta işlenen cinayetlerin günahından kurtulamaz. Obama'ya düşen görev, Yahudi lobileri ve Neo-Con artıklarından bir an önce kurtularak Irak ve bölge konusunda yeni türden politikalar üretmek, zaman geçirmeden bu politikaları uygulamaktır. Çünkü Türkiye'ye gelerek Ankara ile bölgesel politikalar konusunda anlaşamayan Obama, AK Parti hükümetini zorlamak amacıyla Kıbrıs ve Ermeni soykırım iddiaları, PKK ve Kerkük konularında gerginliğe yol açacak yöntemleri tercih edecektir. Türkiye buna karşı önlemlerini alarak başta Irak olmak üzere ABD'nin İsrail yanlısı bölgesel politikalarına geçit vermeyecektir.
Nükleer dosya konusunda İran ile anlaşamayan ve nükleer tesisleri vurmayı hedefleyen yeni İsrail hükümetine mutlak ve geleneksel Amerikan desteğini sürdüren bir Obama, lobilerin ve Neo-Con'cu şahinlerin de kışkırtması ile Tahran'ı kuşatmayı sürdürecektir.
İranlı mollalar ise Irak ve Afganistan'daki Şiileri, Lübnan'daki Hizbullah'ı, Filistin'deki Hamas'ı ve Körfez ülkelerindeki Şii azınlıkları kullanarak şimdiye kadar yaptığı gibi Amerikan ve İsrail planlarını boşa çıkartmaya uğraşacaktır.
IRAKLI SORUNLARINI ÇÖZMELİ
Suriye ise Türkiye ile stratejik dostluğunu, İran, Hamas ve Hizbullah ile stratejik ittifakını kullanarak bölgedeki konumunu ve rolünü güçlendirmeyi sürdürmektedir. Ay sonunda Katar'ın başkenti Doha'da toplanacak Arap liderler zirvesinin sonuçlarını bekleyen Suriye, doğal olarak Irak'taki gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürecektir. Suriye; Iraklı tüm Arap taraflarla yakın temas halinde. İşler karıştığında ve ABD ile uzlaşmanın uzak kaldığı bir durumda Suriye bu ilişkilerini kullanmaktan geri kalmayacaktır.
Özetle; işgal öncesinde bölgedeki tüm denklemlerde çok önemli ve etkin bir faktör olan Irak, işgal sonrasında bu denklemlerin pazarlıklarında bir kart olmuştur. Kendi aralarındaki sorunları çözmeyen, çözemeyen ya da çözmeleri engellenen Iraklılar bu durumdan kurtulmayı başaramadıkları sürece Irak'ın geleceği hep karanlık kalacaktır. Geleceği karanlık bir Irak, çevresinin de aydınlanmasını geciktirecektir.
Diktatör ve katil bir Saddam yönetiminden kurtulmanın bedelini çok ağır ödeyen Iraklılar, özgürlük ve ölüm arasında tercih yapmak zorunda bırakılmıştır.
TEDBİR ABD'DEN GELMEZ
Saddam Hüseyin, Amerikan işgali, Şii-Sünni çatışması ya da savaşın neden olduğu tüm ölüm çeşitlerini tadan Iraklılar, işgalin getirdiği özgürlükle artık ölümlerden ölüm seçebilme özgürlüğüne sahip. Çünkü bugün Irak koşullarında yaşamak savaş, acı, onur kırıcı ve sinsi ölümün ta kendisidir. ABD'nin Irak halkına planlayarak sunduğu en büyük hediyesi budur.
Bu ölüm türlerinin bölgeye bulaşmasını istemeyenlere düşen görev bir an önce önlem almaktır. Önlemin ABD'den geleceğini düşünenler tıpkı savaşın Irak ve Ortadoğu'yu demokratikleştirip özgürleştireceğine inananlar gibi yanılıp pişman olacaklardır. Unutmamak gerekir ki; ABD'nin Irak'tan çekilmesi ancak 2011'in sonundadır ve o zamana kadar bu coğrafyada daha çok şey olacaktır.
İsrail'in saldırgan politikalarına 'dur' demeyen ya da diyemeyen bir Obama ne Irak'ta ne de Irak'a komşu tüm coğrafyada hiçbir konuda başarı sağlayabilir. Belki de bu nedenle ABD; Irak'ta bir miktar asker bırakmayı düşünüyor ve başta Türkiye olmak üzere bölgedeki tüm askeri üslerini güçlendirmeyi planlıyor. Umarım Obama yönetiminde ABD klasik politikalarına devam ederek bölgemizde yeni Irak ya da Irak'lar yaratmayı düşünmüyordur!
BİTTİ