AKŞAM | CUMARTESI | 30 MAYIS 2009, CUMARTESİ
Türkiye'de, her yıl 1,9 milyon gebelik gerçekleÅŸiyor; bunların 550 bini (yüzde 30) istenmeyen gebelik. 350 bin gebelik kürtajla sonuçlanıyor. 6 bin çocuk sokakta yaşıyor. Her 5 çocuktan 1'i okuma-yazma öÄŸrenemiyor.
İlköÄŸretim çağındaki 1,4 milyon çocuk okula gidemiyor. Kimsesiz çocuk sayısı 800 bin civarında. Her yıl ortalama 500 bebek sokaÄŸa bırakılıyor. 4 milyonu aÅŸkın çocuk küçük yaÅŸlardan itibaren çalışmaya mecbur kalıyor. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nda toplam 14.398 çocuk barınıyor.
Türkiye Aile Planlaması DerneÄŸi, Türkiye'nin bu çarpıcı gerçeklerinden yola çıkarak 'Korunan Kadın Bilinçli Kadın' adlı bir kampanya baÅŸlattı. 'HamileliÄŸinizi planlamadan deÄŸil, istediÄŸiniz zaman yaÅŸayın', 'Yılda en az bir kez doktora gidin' mesajları veren kampanyanın amacı, Türkiye'nin olumsuz hikayeler yaÅŸamaması için aile planlamasının önemine dikkat çekmek, planlı olmayan gebelikleri azaltmak, modern doÄŸum kontrol yöntemlerinin kullanımını arttırmak ve halkı bilinçlendirmek.
'Aile planlaması, ailelerin istedikleri zaman ve istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları demektir' diyen Türkiye Aile Planlaması DerneÄŸi Genel BaÅŸkanı Prof. Dr. Hakan ÅžatıroÄŸlu, Türk kadınlarının yarısının yanlış korunduÄŸunu söyleyerek, konuyla ilgili ÅŸu bilgileri verdi:
'Türkiye genelinde 26 ilde 2020 kadın üzerinde gerçekleÅŸtirilen 'Aile Planlaması Bilinci-DoÄŸum Kontrol Yöntemleri Kullanımı' araÅŸtırması sonuçlarına göre; Türkiye'de her 2 kadından sadece 1'i doÄŸru korunuyor, her 5 kadından 1'i ise doÄŸurganlık döneminde en az bir kez kürtaj yaptırmış. AraÅŸtırmaya göre, her yıl milyonlarca çocuÄŸun dünyaya geldiÄŸi Türkiye'de kadınların yarısı doÄŸum kontrol yöntemlerini kullanmıyor. Aile planlaması kadınların görevi olarak görülürken, erkekler prezervatif yerine güvenli olmayan geri çekilme yöntemini tercih ediyor.
Ülkemizde modern yöntemler yerine, halen geri çekilme, takvim sayma gibi etkisiz ve riskli yöntemleri kullanan çiftler çok sayıda. İstenmeyen gebelikler de en çok bu grupta yaÅŸanıyor.'
DOĞUM KONTROL HAPI HAKKINDA DOĞRU ZANNEDİLEN YANLIŞLAR
Modern korunma yöntemlerinin risk oranlarının çok düÅŸük olduÄŸunu belirten Prof. ÅžatıroÄŸlu, doÄŸum kontrol hapları konusundaki doÄŸru bilinen yanlışlar konusunda da biz kadınları uyarıyor.
'DoÄŸum kontrol hapları düzenli kullanıldığında yüzde 99,8 oranında bir koruma saÄŸlıyor. Binde 2'lik risk, genelde hap saatinin gecikmesi veya unutulması gibi kullanım hatalarından kaynaklanıyor. Spiral, rahim içi araçlar ve rahim içi sistemlerdeyse, 5 ile 10 yıl boyunca yüzde 99,7 oranında koruma gerçekleÅŸiyor. Ancak toplumda modern yöntemlerle ilgili maalesef önyargılar ve korkular var. Tekrar gebe kalamama korkusu ya da yan etkiler dolayısıyla bu yöntemlere önyargı ile yaklaşılıyor. ÖrneÄŸin; haplar yüzde 90 oranında bilinmesine raÄŸmen, kullanım oranı sadece yüzde 9. Bu oran az geliÅŸmiÅŸ ülkelerden bile daha düÅŸük. ÖrneÄŸin; İran'da doÄŸum kontrol hapı kullanımı yüzde 21, Mısır'da yüzde 10, Cezayir'de ise yüzde 44. Ülkemizde doÄŸum kontrol haplarının kullanımının düÅŸük olmasının en önemli nedeni önyargılar, yetersiz ve yanlış bilgilenme. Son araÅŸtırmalara göre; Türk kadınlarının yüzde 51,8'i 'kilo aldırır', yüzde 25,3'ü 'depresyon ve sinirlilik yapar', yüzde 23,5'i 'tüylenme yapar', yüzde 18'i ise 'hormonlar vücuduma zarar verir' düÅŸüncesiyle doÄŸum kontrol haplarını kullanmaktan çekiniyor. Oysa bu önyargıların hiçbiri doÄŸru deÄŸil. DoÄŸum kontrol hapları adet öncesi dönemde su tutulumu ÅŸikayeti olan hastalarda tedavi edici amaçla kullanılıyor. Yine tüylenme artışının tedavisinde en etkin ve yaygın olarak kullanılan doÄŸum kontrol hapları adet kanamasının miktarını azaltıyor, dolayısıyla kansızlığı engelliyor. Adet aÄŸrısını yüzde 80 civarı azaltırken bazı haplar adet öncesi gerginliÄŸi de ortadan kaldırıyor. DoÄŸum kontrol hapı bırakıldıktan sonraki ilk 3 ay içerisinde de baÅŸka bir sorun yoksa gebelik oluÅŸuyor. Özellikle 5 yıldan uzun süre düzenli hap kullanan kadınlarda kullanmayanlara nazaran rahim içi ve yumurtalık kanseri daha az görülüyor.'
AİLE PLANLAMASI NEDİR?
- 'İstenildiği zaman, istediği kadar' gebe kalmak ancak her gebelik arasında en az 2 yıl aralık bırakmak
- 18 yaÅŸ altında ve 35 yaÅŸ üstünde gebeliklerin anne ve özellikle bebek saÄŸlığını tehlikeye düÅŸürebileceÄŸi bilincini kazanmak ve bu bilgilere uygun davranmaktır.
Her yol kadına çıkıyor!
YaÅŸamın daha dikkatli planlandığı, kazara deÄŸil, isteyerek; anne-bebek saÄŸlığını gözeterek çocuk sahibi olduÄŸumuz bir ülke istiyorsak, 'Aile Planlaması' yapmak zorundayız. Hafta içi hergün saat 14.30'da Turkmax ekranlarından seslendiÄŸim 'Anne Olunca Anladım' adlı programımda her gün çocuklu hayata dair bir konuyu uzmanlar eÅŸliÄŸinde tartışıyoruz. Amacımız, bir an önce en son bilgileri öÄŸrenerek bunları günlük hayatımızda yaÅŸamak ve böylece deÄŸiÅŸip dönüÅŸerek daha saÄŸlıklı ve mutlu aileler olabilmek... Ve programımda iÅŸlediÄŸim konu ister erken doÄŸum olsun, ister annenin depresyonu olsun, ister çocuklarda öfke olsun; hiç ama hiç fark etmiyor, mesele dönüp dolaşıp, annenin o bebeÄŸe isteyerek ve hazır olarak sahip olup olmadığı noktasına gelip dayanıyor. İstenmeden sahip olunmuÅŸ bebek, anne-baba ve bebeÄŸin fiziksel ve ruhsal saÄŸlığında ve tabii ki aile hayatında az ya da çok deformasyona sebep oluyor. Bu isteksiz hayat buluÅŸ, bir yerlerden adeta pörtlüyor.
Hayallerde doÄŸmayan, hayali bile hiç kurulmamış, düÅŸlerde yaÅŸatılmamış bir bebeÄŸin; sırf doÄŸum kontrolü yapılmadığı için, sırf 'Hamile kaldım, doÄŸurayım bari' denilerek doÄŸurulması, o bebeÄŸe büyük bir haksızlık; kadının kendisine yaptığı büyük bir saygısızlık; erkeÄŸe yani babaya da yazık...
Geçenlerde bir anne adayı aradı, telefonla canlı yayınıma baÄŸlandı; gencecik, evlendikten hemen sonra hamile kalmış, bebeÄŸi doÄŸurmak istememiÅŸ, ama kocası ve kocasının ailesi, 'Hayır, aldıramazsın' demiÅŸler... Neredeyse hiçbir ÅŸey yiyemiyor, sürekli kusuyor, bulantıları çok ÅŸiddetli, serumlarla ayakta kalabiliyor, üstelik bir de intihar giriÅŸimi olmuÅŸ. DüÅŸünsenize, anne olmak istemediÄŸini, ailesine anlatmak için canını bile feda edebiliyor.
Tabii ki, olaylar bu kadar dramatik hale gelmeden, hiç kimse saÄŸlığını ve mutluluÄŸunu kaybetmeden önlem almak mümkün. Bu önlemin adı da 'doÄŸum kontrolü'! İşte, önce biz kadınların bedenimize sahip çıkması gerekiyor; sonra doÄŸurganlığımızı fiziksel ve ruhsal olarak hazır olduÄŸumuzda ve herkesin hayrına olacak ÅŸekilde kullanmamız gerekiyor. Yoksa ülkemizdeki eÄŸitim ve saÄŸlık konusundaki imkanlar da, bakış açılarının çaÄŸa ne kadar yakın olduÄŸu da ortada... Seçim sizin!
HÜLYA YILDIRIM