AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-05-31
Cem Yılmaz'dan Beyaz'a, bizim komiklerin hepsinin bir şarkıcılık geçmişi var. Sesleri çok mu güzel yoksa komikliği beceremedikleri için mi kendilerini sahneye atıyorlar?
Amerikalı şovmen Conan O'Brien, şovunu Jimmy Fallon'a devrettiğinden beri Fallon'a acayip gıcığım. Ne yapsa olmuyor. Hiçbir şekilde O'Brien'ın yerinin tutamadığını düşünüyorum. Son derece kabız olan bu adama neden Amerika'nın en çok izlenen şovunu teslim etmişler hiç anlayamadım.
Ta ki geçenlerde bir gün tesadüfen Fallon'un konuğu Cameron Diaz'la dans gösterisini izleyene kadar...
Harikalardı! O komik olmak için yırtınan adamın, böyle dans edebildiğine inanamadım. Merak eden youtube'dan izleyebilir.
Çünkü adam dersine çalışmış. Ve hala da çalışmaya devam ediyor. Her şovunda ayrı bir performans sergilemeye çalışıyor, esprilerini sürekli güncelliyor. Sadece Conan O'Brien ondan çok daha iyi olduğu için yerini dolduramıyor.
Peki ya yerli şovmenlerimiz? Onların durumu nedir?
Açıkça söylemek gerekirse her yeteneksiz fakat bir şekilde yırtmış Türk'ün, mutlaka B planı olması gerektiği kuralı üzerine bizimkiler ekstra başka bir işe yöneliyorlar. Ya daha ciddi konularda talk şov yapıyorlar ya da şarkıcı olmak istiyorlar.
Kariyerlerinin bir noktasına mutlaka bir şarkı performansı var.
Beyaz, türkü albümü yaptı. Cem Yılmaz, Mazhar Alanson'la beraber şarkı söyledi. Aynı şekilde eskilerden Cem Özer'in de bir albümü var. Yeni komedyenlerden Sarp Apak da bulduğu her fırsatta şarkı söylüyor.
En son Yalın'ın doğum gününde rastladığım Şahan Gökbakar'ı görünce komedyenlerin hayattaki tek dertlerinin şarkıcılık olduğunu anladım. O da saatlerce sahneden inmeyerek, tüm geceyi mahvetti. Bu kadar örnek tesadüf olamaz herhalde. Ve bunun da bir sebebi olmalı.
TÜM ESPRİLER İKİ YILDA TÜKENİYOR
Neden böyle? Çok basit. Çünkü hiç komik değiller. Zaman ilerleyip kendilerinin kötü olduklarını anladıkları anda hemen işi daha da sulandırıp, şarkı söylemeye oynuyorlar.
Beyazıt Öztürk mesela? Helyum gazıyla ses inceltip, konuşturmak belki siyah-beyaz televizyon döneminde ilginç olabilirdi. Kariyeri boyunca aklımızda kalan hangi esprisi var? Ama itiraf etmem gerekirse, o helyum borusunu başka bir yerine takıp, havaya uçarsa gerçekten çok komik olabilir.
Ya Cem Yılmaz? Üşenmeyip ilk patlama yaptığı dönemlerdeki stand up'larını şu an izleyin, sadece saçmalayan bir adam göreceksiniz. Tüm esprileri iki yıl içinde tükendi. Ne kadar çok parası olduğuna dair şakalar gerçekten çok sıktı.
Yılmaz Erdoğan vardı bir aralar, hatırlar mısınız? Onun da şiir albümlerini unutmayalım. Ne durumda şu an Yılmaz Erdoğan? Bitti. BKM'nin genç oyuncularının komedi programında, sunuculuk yapıyor. Gençlerin üstünden 'büyük usta' sıfatıyla şöhretini devam ettirmekten başka bir şey yaptığı yok. Çıkarın onu o programdan, ne eksilir? Hiçbir şey. Bir süre sonra sadece Gülben Ergen'in kayınbiraderi olarak hatırlanacak.
Şahan Gökbakar'ın sahne performansını ise kötü bir şaka olarak hatırlamak istiyorum. Belki de Doğa Rutkay'ın sıkıcı partnerliğinden daralıp kendini sahneye atmıştır o gece. Ama yapmasın mümkünse. Esprilerini Borat'tan da apartmasın, osurukla insanları güldürmeye de kalkmasın. Türk komedyenlerinden yaratıcı olmalarını beklemek bir mucize tabii ki. Ama en azından biraz derslerine çalışsınlar. Komedyenlik yapsınlar. Yeni espriler üretsinler. Kendilerine acımayalım artık, onları her gördüğümüzde utanmayalım. Bizim de bir adet takip edebileceğimiz, işi sadece güldürmek olan bomba gibi bir şovmenimiz olsun. Çok mu şey istiyoruz?
Gerçekleri açıklayalım
Gerçek 1: Teoman'ın, Harbiye Açıkhava'da vereceği yeni konserin tanıtım bülteni geldi. 50 kişilik senfoni orkestrası, Teoman'ın şarkılarını yorumlayacakmış. Pardon geçen sene de böyle bir şey yapılmamış mıydı? Hani, Teoman ve orkestra son derece uyumsuzdu, hiç kimse ne yapacağını bilmiyordu ve berbat bir konserdi. Ne oldu da şimdi ikincisi yapılıyor? Çünkü kimse, artık tek başına bir Teoman performansı izlemek için para vermek istemiyor. Biraz da oyuncaklı olsun diye senfoni orkestrası, Çingene düdüğü, sokak cambazı gibi atraksiyonlarla müşteri toplamaya çalışılıyor. Bir de bu sene sırf meraktan gidip sayacağım, o orkestrada gerçekten 50 kişi mi var?
Gerçek 2: Göksel'i ve 70'ler şarkılarını söylediği son albümünü yere göğe koyamıyoruz. Röportajlara bakıyorum; Göksel ne kadar da o dönemi sevdiği, aslında hep bu çalışmayı yapmak istediği gibi açıklamalar içinde. Bırakalım bu işleri! Muazzez Ersoy da nostalji albümlerini çıkarmadan önce, bu ayaklara yatmıştı. Açık açık söylese ya 'Bu tür cover'larda iyi para var. Ben de bu fırsatı ağlak imajımla birleştirdim. Cebim biraz para görecek' diye. Üstelik albümü de dinledim ve hiç de öyle ayılıp bayılacak bir şey değil. Orijinalleri dururken neden bu şarkıları çakmasından dinleyelim?