AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-05-31

kategori2

Öğrenmenin sevincinin yaşanabildiği okulların özlemiyle

Şimdi okullu olduk
Sınıfları doldurduk
Sevinçliyiz hepimiz
Yaşasın okulumuz
Bu şarkılarla gittik okula. Arkadaşlarımı bilmem ama ben coşkuyla gittim okula. Öğretmenlerimi sevdim. Benim gibi olanlar da vardı, öğrenme sevincini üleştiklerim. Öğrenmek bir yaşama sevinci idi. Bir güzel oyundu.
Elbette 'inek' bir öğrenci değildim. Haylazdım ve sık sık okulun girişindeki büyük sarkaçlı saatin altında diğer yaramaz öğrencilerle cezaya kalırdım. Derse giren öğrenciler önümüzden bizle alay ederek geçerlerdi. Elbette biz de onlarla alay ederdik, öğretmenlerimize görünmeden. Okulda bulunmanın sevincini hiçbir ceza yok edemezdi. Her ders yılı bitişinde söylediğimiz şarkının iki dizesi şöyleydi:
Ne müşkülmüş ayrılması arkadaşlardan
Sevgili öğretmenlerden mukaddes okuldan
Arkadaşlarımız, öğrenme yolculuğumuzdaki Candaşlarımızdı, öğretmenlerimiz sevgili, okulumuz mukaddesti, kutsaldı. 
Ne oldu bize? Öğrenci yorgun, bıkkın, acılı. Öğretmen canından bezmiş, okul yöneticisi gergin. Veliler endişeli. Okul nasıl bir okul oldu? Nerede kaldı kutsallığı? Sevgili öğretmenler nerelere kayboldular? Bilgiler nerelere kaçıp gitti de önümüze sürekli sınavlar çıkmaya başladı? Okul bir sınavevi oldu. İmtihanhane! Okula sınava girmek için gidiyoruz. Yolumuz dershane denen yorulmaevlerinden geçiyor. Eğitim bizi eğip büküp canımızı çıkarıyor. Güzel Türkiye'min güzel çocukları her sabah savaşa gider gibi, cehenneme girmek üzere okullarına yöneliyorlar. (Öğlenci olanlar da her öğle, öyle!) Öğretmenler içlerinden 'eyvah yine okula gidilecek!' diyerek ayaklarını sürüye sürüye hayatlarının istemedikleri bir dilimini daha yaşamaya çalışıyorlar.
Elbette bu öğrenciler ve öğretmenlerin dışında da yaşamlarından memnun olan okullular vardır. Eğitimin genel resmi iç açıcı değil. Mutsuz yaşlıların mutsuz gençleri sınava hazırlayıp soktukları yere okul deniyor. Dershane denilen ayrı bir yerde mutsuzluklara hazırlık yapılıyor. Cumartesi-Pazar günleri uykuları gözlerinden akan öğrenciler, ellerinde kalın kalın test kitapları, dershanelerin kapılarından eğitim mezbahasını koklamaya başlıyorlar.
Bunları uzun yıllar dershanelerde her aşamada ders vermiş eski bir dershane öğretmeni ve otuz yıla yakın üniversitede çalışan bir akademisyen olarak yazıyorum. Çoğumuzun bildiği bu durumu içinizi karartmak ve Türkiye adına karamsar bir resim çizmek için dile getirmiyorum.
Amacım eğitim düzenimizin dayandığı temel değerleri yeniden gözden geçirme çabasında öğrenme ve öğretme sevincinin önemini vurgulamak. Buna eğitişim sevinci de diyebiliriz.
Eğitişim benim eğitim edebiyatına önerdiğim bir kavram. Öğrenen ve öğretenin birbirinden öğrenmesine eğitişim diyorum: Karşılıklı eğitim. Yazık ki müfredat programlarında, eğitimdeki temel yönelişlerimizde ne denli değişiklik yaparsak yapalım eğitişimi başaramıyoruz. Türkiye'de çok karmaşık bir yapıya sahip, hantal bir eğitim düzeni var. Sayısız proje yapılıyor, birçok eğitim bilimci bu konularda kafa yoruyor. Bütün bu çalışmaları enerjiye dönüştürebilecek heyecanlı, aşk dolu, araştırma coşkusu içinde genç beyinlere gereksinimimiz var.
Eğitimimizin dayandığı temel değerleri yeniden gözden geçirip, yalnızca çağı yakalamak için koşuşturup duran yarışmacı insanlar yetiştirmeyi değil, bu toprakların değerleriyle beslenmiş, Anadolulu olmanın aşkıyla dünyada var olmaya yaratıcı bir ruhla sahip çıkan insanları ortaya çıkarmaya çabalamalıyız.
Sürekli olarak tazelenen bilgilerle, eğitişim odaklı bir eğitim... Kendimize özgü yaşayışımızla dünyada var oluşumuza katkıda bulunacak insanlar yetiştirecek bir eğitim.
Bu düşüncelerimin bir bölümünü yeni Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu'ya bir kısım akademisyenin ve yüksek düzeyde eğitim yöneticisinin hazır bulunduğu '21. Yüzyılda Eğitimin Geleceği' adlı toplantıda arz ettim. Sayın bakan, benimle birlikte diğer akademisyen arkadaşlarımın eğitim düzenimizin işleyişi üzerine görüşlerini dikkatle dinledi. Bu tip bilgilendirme toplantılarının süreceğini söyledi.
Umuyoruz. Eğitimimizde köklü değişiklerinin nasıl yapılması gerektiği konusunda cumhuriyetin başından beri yoğun tartışmalar yapıldı. Yapılıyor. Yapılacak. Böyle toplantıların önümüzdeki yıllara ne gibi farklı düşünceler taşıyacak göreceğiz. Sayın bakana yeni görevinde başarılar diliyorum.