AKŞAM | YASAM | 06 HAZİRAN 2009, CUMARTESİ

Bizi bölen casus

Azınlık, etnik kimlik meselelerini kim, neden karıştırıyor? Tartışmaların fitilini hangi casus ateÅŸledi?  
 

Eyüp Tatlıpınar etatlipinar@gmail.com



Malum tarihi ve stratejik önemiyle, dikkat çekici dış politikasıyla bölgesinin etkili bir gücüne dönüÅŸen memleket, sanki bu tarihi zenginliÄŸinin, yükselen gücünün bedelini yüzlerce yıllık ‘harcının’ ayrıştırılmasıyla ödüyor. Mazinin tertemiz ve dahası geleceÄŸin güzel günleri, dış mihrakların ve onların içerideki sözcülerinin bitmek bilmeyen kimlik, azınlık ve tarih tartışmalarıyla karartılıyor.  


Pek de malum olmayansa, bu cehennemlik tartışmaların fitilinin yaklaşık yüz yıl önce ateÅŸlenmiÅŸ olması. Sıkı durun, hem de bir casus tarafından!  


Birinci Dünya Savaşı yıllarında yurtdışındaki sürgünler arasında baÅŸlayan etnik kimlik tartışmaları, emperyalist iÅŸgalin yaÅŸandığı anavatanda pek muhatap bulamaz. Ne zaman ki iÅŸgal sona erer, herkes kendisiyle baÅŸ baÅŸa kalır, yabancı bir ülkenin casusu olduÄŸu sonradan anlaşılacak bir fikir erbabının sözleri ülkede bu alandaki ilk krizi patlatır. Casusun hayli ‘uçuk’ sayılabilecek teorisi ÅŸöyle özetlenebilir: Ülke Rusların ve İngilizlerin sömürgesidir; devlet deneyimi aslında vatan satıcılığından ibarettir; dilsel ve etnik karışıklıklar yaÅŸanmaktadır, dolayısıyla dağılma sürecine girilmiÅŸtir. Ona göre yapılması gereken bu dağılma aÅŸamasını hızlandırmaktır. ÖrneÄŸin ordu için, “zahirde mevcut, ama batında savaÅŸma ruhundan ve cesaretten yoksun kırk bin kiÅŸilik bir kalabalık” tarifini yakıştırır. Kabinedeki bir bakanın İngilizler tarafından göreve getirildiÄŸini öne sürer. Memleketin kültürel birikimini azınlıklara borçlu olduÄŸunun propagandasını yayar… Tahmin edersiniz ki krizin çıkması gecikmeyecektir. Fakat iddiaların alevi erken sönecek, konu uzunca bir süre hatırlanmamak üzere kapanacaktır.  


Peki, kimdir o aynı zamanda politikacı da olan casus? Cevabın öncesinde yazının başından beri bahsi geçen memleketi açıklayalım; İran. Casusun adıysa RuÅŸeni Bey, TeÅŸkilat-ı Mahsusa’nın bir subayı.  


Kendimizi her zaman belli ölçüde bir gizem barındıran bu tür hikâyelerin çekiciliÄŸine kaptırmak zor olmasa da, söylemek gerekir ki; kimilerince ‘hain iÅŸbirlikçi’ ya da ajan ilan edilmek için illa casus olmak gerekmiyor. Bizde olduÄŸu gibi İran’da da… ÖrneÄŸin etnik kimliklere, azınlıklara deÄŸinmek, farklı kültürel geleneklerin önemini vurgulamak genellikle yeterli oluyor. Otomatik savunma mekanizması anında iÅŸlemeye baÅŸlıyor; ‘Amerika’nın, İsrail’in adamı’, ‘Avrupa’nın, Batı’nın ajanı’… Ve ne tesadüf İran’da da, son 10 yılda akademide baÅŸlayan ama sınırlarını geniÅŸleten popüler tartışmaların hayli önemli bir kısmını, yine kimlik ve azınlık meseleleri oluÅŸturuyor.   


Casusluktan mı, ‘moda’dan mı?

Özel bir merakınız varsa, editörlüÄŸünü Tahran Üniversitesi’nden Prof. Hamid Ahmedi’nin üstlendiÄŸi, Türkçeye önceki aylarda çevrilen “İran/ Ulusal Kimlik İnÅŸası” kitabına bakabilirsiniz. Kendinizi Türkiye’deki tartışmaların içinde hissedeceksiniz. Belki de otomatik savunma mekanizmasını sorgulayacak, bütün bu iÅŸlerin casusların, hainlerin komplolarından deÄŸil de, örneÄŸin uluslararası bir akademik ‘moda’dan kaynaklanabileceÄŸinden ÅŸüpheleneceksiniz. Bizim, yapmadığı ajanlık ve vatan hainliÄŸi kalmamış tarihçilerimizden Halil Berktay’a göre doÄŸru ipucu peÅŸindesiniz. Zira 1990’lardan itibaren dünyanın genelindeki akademilerde yayılmaya baÅŸlayan yeni bir tarihçilik anlayışının; geçmiÅŸe farklı gözlerle, eleÅŸtirel bakışın Türkiye’de de karşılığını bulduÄŸunu söylüyor Berktay. Ve yine dünyanın genelinde olduÄŸu gibi Türkiye’de de akademiyle sınırlı kalmadığını…  


Burada ÅŸüphenizi haklı çıkaracak ÅŸöyle bir açıklama yapılabilir: 1980’lerde tarihin yeniden ele alınmasını saÄŸlayan iki koÅŸul gerçekleÅŸmiÅŸti. Birincisi yeni tarihçilerden önceki kuÅŸağın dünyaya bakış açısını resmi ideoloji ÅŸekillendirmiÅŸti. 80’lerden itibaren yetiÅŸen yeni akademik kuÅŸak artık sorunların ‘halledildiÄŸi’ bir ortamda, resmi ideolojinin yükünden kurtulmuÅŸ bir biçimde tarihi inceleme fırsatı bulmuÅŸtu. O zamana kadar ihmal edilmiÅŸ ‘diÄŸerleri’, hiç olmadığı kadar çekici bulunuyordu. Fakat bu yeni tarihçiliÄŸin toplumda tartışma yaratması ve popülerlik kazanması sadece akademik gerekçelerle, merakla açıklanamaz. İkinci koÅŸul, ülkenin dış dünyayla iliÅŸkisinin geliÅŸmesi ve iç dinamiklerin sakin bir iklim yaratmasıyla gerçekleÅŸebildi.  


Burada, ‘yeni tarihçilik’ kavramının yaratıcısının İsrailli akademisyen Benny Morris olduÄŸunu ve internetten kolaylıkla ulaÅŸabileceÄŸiniz yukarıdaki açıklamanın, bütün zamanını bizi bölmek için harcayan İsrail’i konu ettiÄŸini küçük bir not olarak belirtelim.   
 
 

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3