Ülkemizde gündemin nabzı hiç azalmıyor, hele bir de Amerikan BaÅŸkanı gelince tansiyon tavan yaptı.
Son dönemde yaÅŸadığımız 'milli heyecanlar' biraz daha sürerse milletçe 'panik atak' olacağız. Ergenekon ikramiyesi bugün kime çıkacak diye yürekler hopluyor zaten. İHA muhabiri İsmail GüneÅŸ'le yapılan telefon konuÅŸması ile bir türlü sonuçlanamayan arama çalışmaları sicim gibi gerdi hepimizi. Ekranları başına kilitlenenlerin yürekleri un ufak oldu.
Hemen ardından seçim heyecanı sardı milleti, adrenalin tavan yaptı. Sonuçlar kimini aÄŸlattı kimini güldürdü. Kendini sıkmaktan dayak yemiÅŸ gibi kalktı millet ertesi sabah. Son olarak da Obama'nın ziyareti titretti yürekleri. Herkesi BaÅŸkan'a ÅŸirin görünme telaşı aldı. Mustafa TopaloÄŸlu, Obama'ya ÅŸarkı besteledi. Vanlı bir grup köylü Kızılderili kostümleri içinde tamtam dansı yaptı. GüllüoÄŸlu Tatlıcısı, Obama'nın portresini baklava tepsisine iÅŸletti. Kimisi gümüÅŸ bir 'ay' hediye etti, 'yıldız sensin' diye yazıp yolladı. Yollar kapandı, trafik aksadı, ambulanslar yol deÄŸiÅŸtirdi ama çoÄŸunluk halinden memnundu. Helal olsundu, koskoca BaÅŸkan ülkemizi onurlandırıyor. Daha ne isteriz, hem o yabancı sayılmaz, bizden.
***
Beklenen an geldi. ABD'nin yeni BaÅŸkanı'nın özel uçağının tekerlekleri EsenboÄŸa pistine dokunduÄŸunda nefesler tutuldu. Anneminki dahil tansiyonlar hopladı. Merdiven uçaÄŸa yanaÅŸtı. Kapı açıldı. Heyecanlı bekleyiÅŸ baÅŸladı. 5 dakika geçti BaÅŸkan görünürlerde yok, 10 dakika geçti yok. TV başındakiler tuvalet ihtiyaçlarını erteledi. Gelen telefonlar tek tuÅŸla reddedildi. Bekliyoruz. Pekiyi ama n'apıyor içeride bunca zaman? Yoksa gelmedi mi? Al sana bir kriz daha mı yoksa?
Bekleme anı, Sinan Çetin'in bir zamanlar sunduÄŸu programa dönüÅŸtü. Adı 'Film Gibi'ydi galiba. Hani kapılar açılırdı da beklenen kiÅŸi geldi mi, gelecek mi diye bir heyecan sarardı ya milleti. Uçağın açık kapısı ve heyecanlı bekleyiÅŸ o programdaki bekleyiÅŸin tıpkısı. Bir gamlı müzik eksik. Ve sonunda BaÅŸkan Obama, hasreti nihayetlendirdi. El sallayarak kapıda göründü. Herkes derin bir oh çekti. Yükselen, kazanan, vuran figür Amerika'nın BaÅŸkanı Obama, kendinden beklenen abartılı ÅŸovunu eksiksiz yerine getirdi. Ailecek yapılan, 'Yaşını hiç göstermiyor', 'Karısı da gelseydi ya', 'Ne hoÅŸ adam' muhabbetlerinin ardından döndük hayata dair koÅŸuÅŸturmalara; ' Kızım yemeÄŸin buz oldu!', 'Kocacığım yarın doÄŸalgaz faturasını ödemeyi unutma', 'OÄŸlum kalk ÅŸu internetin başından, SBS'ye hazırlan' derken yarın sabah bakalım hangi yürek çarpıntısıyla uyanacağız yine.
Obama'nın güvenliÄŸi için kullanılan ikizini de pek merak ettik. Çok soru takıldı akıllara. 'İyi iÅŸ ÅŸu dublörlük. Gezilerde Obama gibi yaÅŸayacak hem de hiçbir sorumluluÄŸu olmayacak. Üstüne de para alacak. Bu adamlar halana bıyık takar, amcan diye yuttururlar! Yoksa bu gelen Obama deÄŸil de ikizi mi ne?' dedi bazıları. 'İkiz' iÅŸine gece boyunca kafa yoranlar, 'Obama'nın dublörü' diye beyaz ve alakasız bir adamı TV ekranlarında görünce ÅŸaşıp kaldılar. Demedik mi biz, 'onlar halana bıyık takar amcan diye yuttururlar' diye... Garanti Bankası'nın 'ekonomik kalkınma paketi' reklamların da kullandığı, Amerika'da kapış kapış giden tıpatıp benzeri Michael Lamer'i neden kullanmadılar derseniz; Lamer'i hepimiz tanıdık artık, onun BaÅŸkan olmadığını anlar zeki Türk milleti diye düÅŸündüler herhalde.
Çocuklara alışveriÅŸ merkezi deÄŸil, hastane lazım
Dün bir e-posta düÅŸtü posta kutuma. Binlerce miniÄŸin derdine çare olmak isteyen, içleri yanan ana-babalarının acılarını ta derinlerde hisseden yüreklerin mail zinciriydi bu. 13 yaşındaki Volkan Dündar ilik nakli için yıllarca bekledi. 'Sıran geldi' diyen telefon çaldığında, Volkan'ın 4 gün önce öldüÄŸünü anlatan mail yürekleri yakmaz mı? Hayır, Volkan ilik bulunamadığından deÄŸil, ilik nakli için hastanede yatak bulamadığından yaÅŸamını yitirdi. Bizim milletimiz öyle duyarlı ki elinden geleni yapıyor maÄŸdur olan için. Kanını da veriyor, iliÄŸini de. Ama bu yetmiyor iÅŸte. Hastane olmadıktan sonra neye yarar yapılan bağışlar? Uygun ilik bulunduÄŸu halde hastanede yatak bulunmadığı için yaÅŸamını yitiren daha yüzlerce çocuk var.
Ülkemizde her yıl 5 bin çocuk kansere yakalanıyor. Bunun 1,500'ü lösemi hastası. LÖSEV (Lösemili Çocuklar Vakfı)'e kayıtlı çocuk sayısı ise 6 bin. Binlerce miniÄŸin yaÅŸam kaynağı olan LÖSEV'in bu çocuklar için yapacağı tam teÅŸekküllü bir hastane projesi var elinde. Her türlü donanımı karşılayacak kaynakları da var. Devletten tek kuruÅŸ dahi istemiyorlar. İstedikleri tek ÅŸey 100-150 hektarlık bir arazi. Milli Emlak'ın elinde bulunan ve LÖSEV'e uygun olan arazi 6 yıldır bomboÅŸ tutuluyor. Çocukların dev alışveriÅŸ merkezlerine deÄŸil hastanelere ihtiyacı var. İş yine Acun (Ilıcalı)'a mı düÅŸecek? Acun iki-üç programda toplar yine yufka yürekli vatandaÅŸtan arazinin parasını. Belki de devlet bunu bekliyor...