Olsa da konuÅŸsalar; geldikleri evlerde yaÅŸanan aÅŸkları, aldatmaları, sevinçleri ve hüzünleri anlatabilseler keÅŸke... Ne çok ÅŸiire, ne çok romana konu olacak hikayeleri vardır kim bilir?
Belli etmiyorlar ama hepsi de yorgun. Yılların dokunuÅŸlarını ve gizlerini cilalı görünüÅŸleri saklıyor. Bitpazarlarında da var bu hüzün ama müzayedelerde alıcı bekleyen görkemli eÅŸyalarla tablolar daha zavallı görünür gözüme. Çünkü onlar bulundukları evlerin gözbebeÄŸi, evin nazlı kızları iken mecburen gözden çıkarılırlar ekseriyetle. İstemeye istemeye satılmak zorunda kalmışlar gibi gelir bana. Anılarını yanlarında taşısalar neye yarar, yeni gittikleri evde paylaÅŸacak kimseleri yok ki. Terk edilmiÅŸ hissediyor olmalılar. İşte tam da bu yüzden çift olan eserler farklı alıcılara gittiklerinde daha da hüzünlenirim. 'Ayırmasalar' derim, 'birlikte alınsalar'. Ah dilleri olsa da konuÅŸsalar keÅŸke. Kendileri için ödenen milyarlardan onlara ne. Onlar ilk sahiplerini isterler herhalde.
HHH
Geçen hafta Antik AÅž'nin düzenlediÄŸi müzayedede bayraklar kıyasıya yarışırken; II. Abdülhamit tuÄŸralı gümüÅŸ meyvelikler, kahvedanlar, opalin gülabdanlar, altın enfiye kutuları arasında kayboldum. Åžu Sultan Abdülmecit tuÄŸralı aynada kimler makyajını tazeleyip, sevgilinin yolunu gözledi kim bilir? 18. yüzyıldan günümüze ulaÅŸmış, 50 bin liraya alıcı bulan tombak ÅŸekerlikten lokum ikramı ile kimler ağırlandı? 40 bin lira fiyatla yeni alıcısına giden 3 taÅŸlı elmas küpenin süslediÄŸi kadın o yıllarda zarafetiyle gözleri kamaÅŸtırmış olmalı. ÇekiÅŸmeli bir mücadeleden sonra yeni sahibini bulan 3 adet Fransız bronz sehpa kim bilir ne keyifli kahve dedikodularına tanıklık etti. Bir daha dönmemek üzere evlerinden ayrılan 380 eser 4 saat içinde satıldı ve bambaÅŸka evlere dağıldılar.
KERAMET ANTİKALARDA MI?
Müzayedenin en deÄŸerli parçası Ressam Halil PaÅŸa'nın 'İstanbul-Türk Evleri ve Sokak' adlı eseriydi. 180 bin liradan satışa sunuldu. '180 bin'in üstü 200 bin, 200 bin'in üstü 220 bin' derken bayraklar 460 bin'de durdu. Böyle bir eserin müzeye gitmesi gerekirdi; müzayedeye telefonla katılan bir ÅŸahsa kaldı. Böyle özel eserler söz konusu olduÄŸunda keÅŸke müzelere bir ayrıcalık tanınabilse diye düÅŸündü tüm salon. İşin tuhaf yanı aynı ressamın, yaklaşık aynı boyutlardaki 30 bin liralık eserine alıcı çıkmadı. 20 yıldır resim topluyorum ama ben hala bu resim iÅŸine akıl erdirmiÅŸ deÄŸilim. Ömer Uluç'un 80 bin'den satışa çıkan 'Elma-Armut' adlı eserinin 140 bin'e kadar yükselmesi ise salonu ÅŸaşırttı. UÄŸuldama ve fısıltılar eÅŸliÄŸinde eser yeni sahibini buldu.
Nejad Melih Devrim'in 'Çin Bulutları' eseri ise 115 bin liraya satıldı. Tamamıyla fırça darbeleriyle yapılmış resim için müzayede yöneticisi Turgay Artam, 'Fevkalade önemli bir eser' dedi ve ben aradan 20 yıl deÄŸil ya 120 yıl da geçse resimden asla anlamadığıma bir kez daha karar verdim. 25 yıl öncesinin en popüler ressamlarından Salih Acar'ın kuÅŸları resmettiÄŸi yüzlerce tablosu ne oldu sahi? Yoksa resmin ve ressamın da mı modası var?
***
Kriz dorukta... Memlekette üretim durdu. Yatırımlar da durdu. İşten çıkarmalar son hızla sürüyor. Ama 4 saatte 380 eser yaklaşık 7 milyon liraya alıcı buldu. Sanatseverler arasında bulunan inÅŸaatçı İbrahim Polat da dayanamadı sonunda ve 'Ben daireleri satamıyorum, sen bunları iyi satıyorsun' diye laf attı. Görüyorsunuz, kim demiÅŸ 'Türkiye'de sanata ve sanatçıya deÄŸer verilmiyor' diye.
Sen destekle Cenk Eren
Önceki hafta bu köÅŸede yer alan 'Deniz Seki'ye bu destek neden?' baÅŸlıklı yazıma benimle aynı kaygıları paylaÅŸan çok sayıda ana-babadan e-posta geldi. Ne var ki hafta içinde aynı yazıyı sabah programında VTR olarak kullanan Seda Sayan'ın, o günkü konuÄŸu ÅŸarkıcı Cenk Eren bana ateÅŸ püskürmüÅŸ. 'Napalım uyuÅŸturucu kullandı diye öldürelim mi yani? Bu ne biçim yazı böyle?' diye yırtınmış kameralara karşı. Kaldı ki iddianamedeki 'içmek' deÄŸil 'satmak' bölümü asıl kaygı uyandıran. Öldürelim diyen de yok ki zaten, ama toplumda gençlerin rol modeli olanların ne yazık ki yanlış yapma hakkı yok. DiÄŸer ünlülerin de, gençlerin gözleri önünde, o yanlışı yapanları koÄŸuÅŸ önünde kuyruÄŸa girerek 'destekleme' lüksü yok. Hiç kimselere göstermeden buyurun arkadaşınıza her gün gidin, hatta koÄŸuÅŸunun önüne yatak serin. Amma gürültü etmeden, kameralara görüntü vermeden, sessizce gidin beyefendi!