Cumartesi günü yazmıştım.
Abdullah Gül BaÅŸbakan olarak Suriye'ye gittiÄŸinde onu BaÅŸbakan Itri ve yurtdışında olanlar hariç tüm bakanlar karşılamıştı.
Bu görüntüyü görenler Suriye-Türkiye iliÅŸkilerinde açılan yeni ve onlar için tehlikeli süreci görmüÅŸtü. Onun için de bu ülke, güçler ve onların Türkiye'deki uzantıları Sayın Gül'ün o dönem Suriye ve bölge açılımlarına karşı çıkmış, engellemeye çalışmış, utanmadan dalga geçip hakaret etmeye kalkışmıştı.
Tabii ki; onlar kaybetti...
Sonra Aralık 2004'te BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Åžam ve Halep'e gitti, Suriye halkı tarafından olaÄŸanüstü bir ÅŸekilde karşılandı.
Ziyaretten üç gün önce doÄŸum yapan Esma Esad, Emine Hanım'ın elinden tutarak Åžam çarşılarında birlikte dolaÅŸmıştı.
ÇevirmenliÄŸi de ErdoÄŸan'ların kızı Sümeyye yapıyordu.
Yani her ÅŸey kendi doÄŸallığı içinde, bu bölgeye özgü dostluk ve kardeÅŸlik iliÅŸkilerinin duygusal boyutunun ağır bastığı bir süreçte geliÅŸiyordu.
Mart 2005'te bu kez Cumhurbaşkanı Sezer Şam'a gitti.
Havaalanında Sezer'i karşılamaya gelen yüzlerce Suriyeli Türkçe olarak 'HoÅŸ geldin onurlu BaÅŸkan' yazan pankartlar taşıyordu.
Çünkü Sayın Sezer, dönemin Amerikan Büyükelçisi'nin 'gitmeyin' demesine ve İsrail'in resmi olmayan engelleme çabalarına raÄŸmen Suriye'ye gitmiÅŸ ve 2004 Ocak'ta Türkiye'yi ziyaret eden BeÅŸar Esad'ın misafiri olarak çok büyük ilgi görmüÅŸtü.
PeÅŸinden TBMM BaÅŸkanı olarak Sayın Arınç Suriye'ye gitti.
Cuma namazını AKP ve CHP'li vekillerle birlikte tarihi Emevi Camii'nde kılan Arınç, cami imamının Türkiye'ye yönelik duygu ve samimiyet dolu sözlerini duyduÄŸunda çok etkilenmiÅŸti.
Şimdi neden bunları anlatıyorum.
Çünkü ben 'devletlerarası iliÅŸkilerde duygulara yer olmadığını' söyleyen o klasik Batı söylemlerine güvenmeyenlerdenim.
Duygusuz Batılılar; öÄŸretilen ve dikte ettirilen bu aptalca söylemlerle bizi de duygusuz kılmak istiyor.
Oysa biz duygusalız. Duygusal olduÄŸumuz için de siyasal-sosyal davranışlarımızda baÅŸta samimiyet, dostluk ve güven olmak üzere tüm insani deÄŸerlere önem veririz.
Tıpkı CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül'ün Suriye lideri Esad ile iliÅŸkilerinde olduÄŸu gibi.
İşte size düÅŸmanları çatlatacak detay.
CumhurbaÅŸkanı Gül'ü Saray'ın kapısında karşılayan Esad 30 dakika olarak öngörülen ikili görüÅŸmeyi 70 dakikada bitirdi. AkÅŸam yemeÄŸinde ikili sohbetini sürdüren Esad-Gül ikilisine paralel olarak Bayan Esad ve Hayrünnisa Hanım da sürdürüyordu.
Onlar arasındaki samimi dostluk iliÅŸkisi çok farklı bir anlam taşıyordu.
Ertesi gün CumhurbaÅŸkanı Gül ve Esad önce ikili sonra da eÅŸleri ile birlikte ve ailevi bir ortamda yemek yedi.
PeÅŸinden Gül ve tüm heyet Halep'e hareket etti.
Esad ailesi Halep'te de misafirlerini yalnız bırakmadı.
Halep kalesinde CumhurbaÅŸkanı Gül'ün onuruna muhteÅŸem bir akÅŸam yemeÄŸi veren Esad ve eÅŸi, Gül ikilisine olaÄŸanüstü ilgi gösterdi.
BaÅŸkan Esad önce yanında oturan Hayrünnisa Hanım ile uzun uzun sohbet etti sonra da CumhurbaÅŸkanı Gül ile bir konuyu konuÅŸmaya baÅŸladı. KonuÅŸma uzayınca bu kez Hayrünnisa Hanım'ın yalnız kaldığını fark etti ve hemen yer deÄŸiÅŸtirerek onu eÅŸi Esma Hanım'ın yanına aldı. Esad, CumhurbaÅŸkanı Gül ile sohbetine yemek boyunca devam ederken eÅŸler de çok samimi bir ÅŸekilde belki de farklı konuları konuÅŸuyordu.
Ertesi sabah BaÅŸkan Esad kendi arabasını kullanarak otele geldi, CumhurbaÅŸkanı Gül'ü yanına alarak eÅŸlerinin dolaÅŸtığı tarihi Halep çarşısına gitti. Oralarda Esad'ın çocuklarının elini tutarak dolaÅŸan CumhurbaÅŸkanı Gül ve eÅŸi Hayrünnisa Hanım Halepliler tarafından olaÄŸanüstü bir ilgi ile karşılanıyordu. Bununla da yetinmeyen Esad ve eÅŸi, Gül ikilisini öÄŸle yemeÄŸinde ailece misafir ederek sohbet ve muhabbetlerine devam etti. Ama BaÅŸkan Esad'ın herkesi ÅŸaşırtan davranışı CumhurbaÅŸkanı Gül'ü kendi arabasiyle Halep havalanına getirmesi ve oradan yolcu etmesidir.
Hemen söyleyeyim; bunca meslek yaÅŸamımda yüzlerce liderin Türkiye ziyaretini, Türk liderlerin Arap ya da baÅŸka ülkelere ziyaretlerini, Arap liderlerin de baÅŸka Arap ülkelerine ziyaretlerini izledim ama buna benzer görüntüleri hiçbir yerde görmedim.
DüÅŸmanlar bu detaylar karşısında çatlamasın da ne yapsın.
Arapları Türklere, Acemlere, Kürtlere (tersi de doÄŸru) düÅŸman kılarak bu coÄŸrafyada kendi bildiÄŸini yapan Batılı devletler ile güçler ve onların kendi içimizdeki uzantıları elbette bu görüntülerden mutlu olmayacaktır.
Olmayacaklarını bildiÄŸim için de bu detayları özellikle yazıyorum.
Ama ÅŸu gerçeÄŸi de vurgulayarak onların rahat olmasını isterim: Gül-Esad dostluÄŸu hiç kimseyi hedef almamaktadır.
Çünkü biz bu coÄŸrafyada temelde Batılıların neden verdiÄŸi tüm acıların ne olduÄŸunu biliriz ve yalnızca bunların son bulması için birlikte mücadele edilmesine varız.
Esad-Gül ya da ErdoÄŸan-Esad ve aynı içerik ile düzeylerde olmamasına karşın Gül-ErdoÄŸan ikilisinin tüm bölge liderleriyle iliÅŸkileri hiçbir ÅŸekilde düÅŸmanlık içermemektedir. Tümüyle samimi, dürüst ve karşılıklı güvene dayalıdır.
Ve belki de böyle olduÄŸu için bu denli etkileyici, deÄŸerli ve geleceÄŸe dönük çok ama çok anlamlı ÅŸaşırtıcı geliÅŸmelerin iÅŸaretini vermektedir.
YaÅŸayanlar bunu da görecektir.
Bundan hiçbir ÅŸüphem yok ve başından beri de hiç olmamıştır.