Åžu sıra, fıstıklıdan top atışı -sevgili Can CaÄŸdaÅŸ'ın sıkça kullandığı bir sözdür- ÅŸeklinde mangalda kül bırakmadan kelam eden edene: 'O müÅŸteri sana yakışmıyor, hizmet verme, bu müÅŸteri ile kültür ve deÄŸerlerin uyuÅŸmuyor, bırak!... Åžunun reklamlarını alma...' Yaman çeliÅŸki aslında!..
Çünkü hepsi 'hakikati' (İngilizcesiyle truth) dile getiriyorlar. Bir de 'gerçeklik' (reality) var tabii. Hiçbir zaman üst üste gelemeyecek bu iki 'hal' çoÄŸu zaman karıştırılır birbiriyle... Bazen hakikati gerçeklik zanneder insan; bazen de gerçekliÄŸi hakikat...
ÖrneÄŸin, yalan söylemenin, adam öldürmenin kötü ve günah olduÄŸu bir hakikattir...
Ben bazen 2 bin kiÅŸilik salonlara konferans verdiÄŸimde herkese sesleniyorum, diyorum ki: 'Son 15 gün içinde tek bir yalan dahi söylememiÅŸ olduÄŸunu iddia edenler elini kaldırsın!'
Kaç kiÅŸi elini kaldırıyor ortalama biliyor musunuz?
Hiç yorulmayın ben hemen söyleyeyim size: Hiç kimse!.. İşte bu da bir 'realitedir'...
Ya da savaÅŸlar... Öldürene kahraman, öldürülenlere ÅŸehit denildiÄŸi durumlar... Tekrarlayalım. Hakikat ve gerçeklik arasında her zaman mesafeler vardır. YokmuÅŸ gibi davranmak insanı hüsrana uÄŸratır...
Åžimdi de bir realite cümlesini tespit edelim: Hizmet sektöründe son karar daima müÅŸterinindir. İletiÅŸim sektöründe hizmet verene düÅŸen görev; müÅŸterisinin iÅŸ hedefleri doÄŸrultusunda onun sattığı hizmet, ürün ve/veya fikirlerinin benimsenmesi, 'satın alınması' (!) için hedef kitlelerinin ve sosyal paydaÅŸlarının ikna edilmesine yardımcı olmaktır... MüÅŸteriye belki doÄŸruları göstermek, ancak onu 'eÄŸitmek' deÄŸil... Yine de denilebilir ki, 'O zaman hizmet verme kardeÅŸim!'... İşte zurnanın zırt dediÄŸi yer de 'O zaman' sözünün arkasında yatmaktadır zaten... Hangi zaman?..
Bir de tabii 'O zaman' kime hizmet vereceksiniz, sorusu da çıkıyor karşımıza...
Çünkü bu tür durumlarda hizmet vermemeye karar vermek de 'hakikat'le ilgili bir meseledir... Ve realiteyle; bir gazetenin reklamdan, bir ajansın vereceÄŸi hizmetten yaÅŸayabileceÄŸi, çalışanlarına maaÅŸ ödeyebileceÄŸi gerçekliÄŸiyle çakışır... Tamam, diyelim ki ÅŸu müÅŸteriye hizmet verilmesin... Çünkü 'birilerine göre' etik (veya toplumsal duruÅŸ açısından ahlaki) olmayan davranışları var... Daha yalın bir ifadeyle, davranışları 'pek hoÅŸ deÄŸil'...
Peki, uçak ÅŸirketlerine hizmet verecek miyiz?.. Çünkü ona bakarsanız, 'onların davranışları hiç hoÅŸ deÄŸil'...
Net olarak kanıtlanmış ve biliniyor ki, uçakların karbondioksit emisyonları feci seviyelerdedir... Dolayısıyla küresel ısınma ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine katkıları da müthiÅŸtir... Bu yüzden tüm canlılığı tehdit etmektedirler... Bunlarla iÅŸbirliÄŸi içinde olmak, onlara hizmet vermek, 'iyidir' de, davranışları 'hoÅŸ' olmayan müÅŸteriye mi hizmet vermek 'kötüdür'?
Ya otomotiv sektörü?... Uçaklardan beter. Kent yaÅŸamının, ÅŸehirdeki temiz havanın bir numaralı düÅŸmanı... Cep telefonları?... Beyinde tümör oluÅŸmasına katkıları tartışılmaz... Cep telefonu firmalarına nasıl hizmet verecekler?... Tüm deterjanlar ve temizlik ürünleri... Suları tehdit ediyorlar. Olmayan içme sularıni hepten zehirliyorlar... Peki, hormonlu gıdalara ne demeli? O zaman onlara da hizmet verilmesin... Silah, sigara ve içki sanayinin burada adını aÄŸzımıza almamalıyız. Siyasi partiler hepsinden beter... Bazen insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar... Yalan 'hakikate' göre tu kaka deÄŸil miydi?..
Peki, ne yapacağız?... Bu tür kuruluÅŸlara hizmet veren sadece PR ajanslarını mı tartışacağız, eleÅŸtireceÄŸiz? Peki ya reklamcılar ne olacak? Gazetelere reklam verilmesine aracı olanlar? Reklamları yayınlayan gazeteler? Onlar da mı tu kaka!.. Bu tür kuruluÅŸların yöneticilerine ev kiralayanlar, bunlara hukuk hizmeti verenler; bunları taksilerine alan taksi ÅŸoförleri... GördüÄŸünüz gibi bu iÅŸin sonu yok... Kapitalist, liberal, demokrat, küresel bütün sistemlerde, eÄŸer kural koymazsanız, iÅŸ dönüp dolaşıp sübjektivizme dayanır, 'Hizmet vermeyin... Reklamını almayın... Ben olsam vermezdim, almazdım...'
O zaman hiçbirine verme... Hiçbirinden reklam alma!..
...
Åžimdiye kadar bilinen bir tek 'akılcı' (rasyonel) çözüm, konulmuÅŸ tek kural var... Özetle ÅŸu: İçinde bulunduÄŸunuz ülkenin ve devletin yasalarının suç saymadığı alanlarda varlıklarını sürdüren, 'yasal' her kuruluÅŸa hizmet verilmelidir. Gerisi kaypak zemindir, bataklıktır, çıkış yoktur... Tabii, kuralları ben koyarım; herkes de buna uymak zorundadır, ÅŸeklinde bir yaklaşımınız yoksa... Ben bu yaklaşım 1930'larda kalmış sanıyordum...