Son iki haftadır herkes Suriye sınırındaki mayınlarla ilgileniyor.
AK Parti hükümeti bu mayınların temizlenmesi için özel bir yasayı TBMM'den çıkarmaya uÄŸraşırken, CHP, MHP ve bazı AKP'li vekiller bu çabalara kuÅŸku ile yaklaÅŸmakta, hükümetin temizlenecek arazileri İsrailli ÅŸirketlere verme hazırlığı yaptığını söylemektedir.
Önce teknik bilgi.
900 kilometrelik Suriye sınırının yaklaşık 600 kilometresine döÅŸenen 700 bin civarında mayının kapsadığı alan 180 milyon metrekare. Hükümet bu alanı temizleyerek organik tarıma tahsis etmeyi planlıyor.
Peki Türkiye bu mayınları neden döÅŸedi?
Bu mayınlar rahmetli Menderes hükümetinin kararı ile 1955-1959 döneminde NATO'ya baÄŸlı NAMSA (İkmal, tedarik ve bakım örgütü) örgütü tarafından döÅŸendi. Gerekçe ise güneyden gelebilecek tehlikeyi önlemek. Oysa böyle bir tehlike yoktu. Çünkü 1946'da bağımsızlığını kazanan Suriye'nin henüz ciddi bir ordusu bile yoktu. Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar zayıf ve henüz Sovyetler BirliÄŸi'ne yakın da bir ülke deÄŸildi.
Özetle ABD ve NATO, Türkiye'nin komÅŸuları ile dost olmasını istemiyor ya da Türkiye ile dost olması gereken ülkelerin Amerikancı olmasına bakıyordu.
Tıpkı dönemin Irak ve İran'ı gibi.
Tahran'da Amerikan uÅŸağı Åžah, BaÄŸdat'ta ise sözde Türkleri arkadan vuran Åžerif Hüseyin'in torunu Kral Faysal vardı.
Menderes de ABD'nin talimatı ile her ikisi ile dost olarak ünlü BaÄŸdat Paktı'nı kuruyor ve Mısır'daki Arap milliyetçisi Nasır'a karşı bölgesel planlar yapıyordu. Tabii Åžerif Hüseyin'in bir diÄŸer torunu olan Ürdün Kralı Talal ve İsrail'i unutmayarak.
İsrail BaÅŸbakanı Ben Gorion'u Temmuz 1958'de gizlice Ankara'da misafir eden Menderes İsrail'i eleÅŸtirdi diye İngiliz ve Amerikalılar tarafından deli muamelesi görerek 1951'de görevden alınan ve İstanbul'da Ortaköy Åžifa Yurdu'na (ÅŸu anda burasını İshak Alaton kullanıyor) kapatılan Kral Talal'a gözcülük yapmayı da kabul edecekti.
Özetle; Türkiye'nin son 50 yıllık dış politika sorunlarının ve bunların iç politikaya yansımalarının temel nedeni Menderes hükümetinin davranışlarıdır.
Bu gerçeÄŸi merak edenler 1950-1960 dönemindeki geliÅŸmeleri inceleyerek Menderes hükümetinin ABD, NATO ve İsrail ile birlikte bölgesel ve uluslararası politika açısından ne denli tehlikeli planlarda yer aldığını onlarca kez görebilir.
Suriye sınırına yerleÅŸtirilen mayınlar da bu planların çok basit bir ayrıntısıydı.
Üstelik aptalcaydı.
Çünkü Türkiye 50 yıl süre ile mayınların yerleÅŸtirildiÄŸi arazileri kullanamadı ama daha önemlisi bu mayınlı bölgeleri kaçak geçmek isteyen kendi vatandaşı yaklaşık 10 bin insanını kaybetti ve 20 bin kadarı da sakat kaldı. Ama daha önemlisi bu mayınlar hiçbir iÅŸe yaramadı. Çünkü Suriye'den Türkiye'ye hiçbir tehlike söz konusu olmadığı gibi bir dönem Suriye'de barınan PKK'lılar da bu mayınlı bölgelerden çok rahat geçiyordu!
Gelelim bugüne...
Türkiye altına imza attığı Ottawa SözleÅŸmesi'nden dolayı bu mayınları 2014 sonuna kadar temizlemek zorunda. 2001 yılından itibaren bu mayınların kimler tarafından ve nasıl temizleneceÄŸi konusunda çok farklı ve ilginç tartışmalar yaÅŸandı, yaÅŸanıyor.
Bu tartışmaların detayları bir yana bırakılırsa bu konu çok ciddi ve muhalefetin dediÄŸi doÄŸru ise bir o kadar önemli.
Çünkü İsrail ya da İsrail yanlısı Avrupalı ya da Amerikalı ÅŸirketlere ihale edilecek bu temizleme iÅŸi Türkiye'nin ulusal güvenliÄŸini, komÅŸuları ile iliÅŸkilerini ve son dönemde kazanılan bölgesel prestij ve saygınlığını yakından ilgilendirmektedir.
Sıra ile gidelim.
Türkiye istediÄŸi kadar önlem alsın, bugünün teknolojik olanakları ile donatılmış İsrailliler bölgede çalıştıkları dönemlerde Türkiye'nin güvenliÄŸi ile ilgili istedikleri her türlü bilgiyi saÄŸlayabilir ve tehlikeli iÅŸler yapabilir. Genellikle askeri kökenli olan bu görevliler doÄŸal olarak MOSSAD adına da bilgi toplayacak ve yalnız Türkiye ile ilgili deÄŸil aynı zamanda Suriye, İran ve Irak (Kürtler dahil) konusunda özel çalışmalar yapacaktır.
Unutulmamalıdır ki; İsrail devleti turistlerin bir kısmı dahil dışarıya çıkan özel ve resmi tüm vatandaÅŸlarına (örneÄŸin ÅŸu anda GAP bölgesinde iÅŸ yapan İsrailliler) özel görevler vererek onlardan yararlanmaktadır.
İşte bu nedenle Suriye sınırında çalışacak İsrailli ajanlar öncelikle Suriye-Türkiye iliÅŸkilerinin bozulmasına neden olacaktır.
Türkiye ile yakın iliÅŸkilerinden dolayı Åžam belki baÅŸlangıçta sesini çıkarmayacaktır ama asla bu durumu da kabul etmeyecektir.
Son olarak Gazze olayları sırasında ve Davos'ta İsrail'e karşı bildik tavrını cesaretle ortaya koyan BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve Türkiye mayın iÅŸini İsraillilere vererek kendisine karşı beslenen tüm saygınlık, hayranlık ve güven duygularını sıfırlayacaktır.
Gerekçesi ve hesabı ne olursa olsun İsrallileri çok iyi tanıdığını bildiÄŸim BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın ve yasayı imzalaması gereken CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül'ün bunları göze alacaklarını sanmıyorum.
Alırlarsa da o zaman söylenebilecek hiçbir ÅŸey kalmıyor.
Çünkü İsrailliler Suriye sınırından çıkaracakları mayınları mutlaka Türkiye'nin bölgesel prestijini ve iç güvenliÄŸini sarsmak için patlatacaklardır.
Bundan hiç kimsenin ÅŸüphesi olmasın.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.