Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Yaşasın sonunda kendimi nihayet huzurlu hissediyorum

Dün hayatımda ilk kez uzun yıllar boyunca Türkiye'de yaÅŸamaktan kaynaklanan endiÅŸe ve paranoyalarımdan biraz olsun kurtulmaya baÅŸladığımı hissettim. Üzerimden ağır bir yükü atmaya baÅŸlıyor gibiyim.
Ülkenin bende ruh hastalığı yaratması genetik nedenlerle de olabilirdi tabii ama biraz sonra anlattığımda göreceÄŸiniz gibi burada hayli tuhaf ÅŸeyler de başıma geldi yıllar içinde...

ÖrneÄŸin;
- Yıllar önce, iki ay kadar son derece keyifle kaldığım New York'tan dönmüÅŸtüm. Yanımda aylar hatta yıllar boyunca mutlulukla okuyacağım Fetish Times gazetesinin koleksiyonunu da getirmiÅŸtim. DöndüÄŸüm gün akÅŸam arkadaÅŸlarla içki içmeye de çıktık. Mutluydum, içim huzurluydu. O günü çok iyi hatırlıyorum. Tarih 11 Eylül 1980'di. Sonra ertesi sabah uyandık.

- Bir süre sonra asistanlık yapmakta olduÄŸum üniversiteye maaşımı almak için gittim. Bana maaÅŸ alamayacağımı çünkü bordroda gözükmediÄŸimi, orada çalışmadığımı söylediler. Ben de 'Nasıl olur, burada asistanlık yapmış olduÄŸum gibi bir ÅŸeyi hayal etmiÅŸ olabilir miyim ki?' diye sordum.
Soruyu soran ben olduÄŸum için 'Evet; hayal etmiÅŸ olabilirsin' dediler. Ben bile bir ara endiÅŸelendim 'Ya öyleyse...' diye.
Velhasıl iÅŸten kovulmuÅŸtum. Üstelik bunu kimin yaptığı da belli deÄŸildi. YÖK askeri, asker YÖK'ü, dekan ise kendisi dışında herkesi suçluyordu.

- Yıllar sonra bir Türkiye klasiÄŸi daha oldu ve kimin yaptığı belli olmayan bir iÅŸlem hakkında dava açabilmiÅŸtim. Üstelik davayı da kazandım, bana tazminat ödediler.  Bugüne kadar o tazminatın kimin cebinden çıktığını bilmiyorum, umurumda da deÄŸil.
Bu olay bana bu ülkenin totalitarizmi bile doÄŸru dürüst beceremediÄŸini gösterdi.  Askeri darbe ortamında iÅŸten attığın bir insana dava açma hakkı vermek totaliter bir absürdlüktü, felsefi bir anlamsızlıktı.
Bu aralar yine aynı hatayı yapıyor, telefon dinleme vakalarına dava açılması yolunu getiriyorlar.
Åžimdi soruyorum size; çok az miktarını örnek olarak verdiÄŸim bu türden olayları sürekli yaÅŸamak zorunda bırakılmış bir insandan ülkesinde kendini rahat, içini huzurlu hissetmesini nasıl bekleyebilirsiniz ki?
Ama dün bu oldu. Beni bile ÅŸaşırtan bir sürprizdi bu...
Birbiri üstüne gelen birtakım geliÅŸmeler nedeniyle kendimi nihayet güvende ve huzurlu hissetmeye baÅŸladım. Bu geliÅŸmelerin listesi aÅŸağıdadır:

ARTIK KURTULDUK ŞENER PARTİ KURDU
1-
Ülkede bugüne kadar olan biten her türlü kötülüÄŸün, berbat olayın sorumlularının Ergenekon çetesi olduÄŸu ortaya çıktı. Onlar da deÅŸifre olduklarına göre bundan böyle artık kötü bir ÅŸeyler olabilmesine imkan yok. Mutlu ve huzurluyum.

2- Türkiye'de en fazla AKÅžAM gazetesinin Ankara bürosunda liderliÄŸini Deniz Güçer'in yaptığı bir çete tarafından desteklenen ve sevilen Abdüllatif Åžener sonunda çok beklendiÄŸi iddia edilen bir parti kurdu. Bundan böyle Türk siyasi yaÅŸamına kalite, müthiÅŸ parlak fikirler ve farklılıklar gelecektir mutlaka.
Adamcağız üniversitede hocalık yaparken onun boÅŸ odasından bile birinci sayfalık fotoÄŸraflı haberler çıkaranlar nedense yeni partiye fazla haber ilgisi göstermediler. Partiden yapılan ilk resmi açıklama kendilerini diÄŸer partilerden ayrıştırmayacakları oldu. Ne demek istediklerini bir tek ben anladım ama bu basit fikri bile neden bu kadar karmaşık ve yanlış biçimde ifade ettikleri meçhul.
Bu partinin ileride büyük bir komünikasyon problemi yaÅŸayacağına eminim. Hele tüm iletiÅŸimi Aydın Menderes gibi yanaklarını ÅŸiÅŸire ÅŸiÅŸire ve anlamsız vurgulamalarla konuÅŸmaya çalışan Abdüllatif Åžener yapacaksa partinin kendisiyle ilgili hiçbir ÅŸeyi anlatabilmesi katiyen mümkün olmayacak.
Groucho Marx bir ara 'Beni üye olarak kabul edebilecek bir kulübe ben üye olmak için baÅŸvurmam' demiÅŸti. Ben de ilke olarak Abdüllatif Åžener'in büyük bir siyasi lider, büyük alternatif ve kurtuluÅŸ umudu olabildiÄŸi bir ülkenin vatandaşı olmak pek istemem. Bu da bilinsin.
Åžunu da unutmayın; bu kiÅŸi siyaset tarihimizde ErtuÄŸrul Günay'dan bile daha absürd biçimde konuÅŸmayı baÅŸarabilmiÅŸ bir kiÅŸidir. Bir ara 'Ben tadı dışında ÅŸarap hakkında her ÅŸeyi bilirim' bile diyebilmiÅŸtir. Ben de ÅŸarabın tadını bilmeyen, bunu anlamayan bir insanı ne ciddiye alırım ne de onu fazla dinlerim. Bu da bilinsin.

ERTUÄžRUL ÖZKÖK İLE AYNI FİKİRDEYİZ
3-
Dün medyanın geleceÄŸi hakkında birtakım tahminlerde bulunup bir süre sonra medyada tüm taÅŸların yerinden oynayacağını söylemiÅŸtim. Dün baktım ErtuÄŸrul Özkök 'Fitneciler, iftiracılar, bohçasında alelade fikirden baÅŸka satacak bir ÅŸeyi olmayanlar, cümbür cemaat gidecekler. Görüyorum, söylüyorum. Babıali'de hicret zamanı geliyor' diye yazmış. İkimiz de tesadüfen aynı konuyu farklı biçimde iÅŸleyip farklı ifade ettiÄŸimizde aynı sonuca ulaÅŸmışız.
İnsanın fikirlerini paylaÅŸtığı bir baÅŸka yazarın da olması, güvenlik ve huzur duygusuna katkıda bulunuyor.

4- Bir de dün her ÅŸeyin ötesinde kendimi daha iyi anlamama 'dip not' ÅŸeklinde katkıda bulunan bir geliÅŸme oldu. Gördüm ki benim bir 'Takıntılı takipçi avcım' (Stalker) varmış. Hani hayran olduÄŸu sanatçıların yazarların peÅŸine takılır da tüm hayatını onu takip etmeye ve avlamaya adayan ruh hastaları var ya; onun gibi bir ÅŸeyim varmış benim hayatımda.
Farkında deÄŸildim bunun. Allah'tan 'Takıntılı avcı' takibinin ilk sonuçlarını dün Taraf gazetesine yazdı da varlığının farkına vardım.
Alper GörmüÅŸ yazısında, benim hayatımdaki tutarsızlıkların bir dökümünü çıkarmış. Tabii ki çok eksik yazı. Benim övündüÄŸüm daha çok esaslı turtarsızlıklarım da vardı. Takipçi bana telefon açıp sorsaydı onları da eklerdim listesine, yazısı daha güzel olabilirdi.
Bu tutarsızlıkları bazı mülakatlarda ve yazılarda daha önce açıkladım ama son günlerde bunun kapsamlı bir yazıyı hak ettiÄŸini düÅŸünerek bazı çok zor metinleri okuyarak anlatmaya hazırlanıyordum bir yazıyla.
Taraf'ta dün o yazı çıkmasaydı, yanlış anlamlar olmasın, kimse 'Bak cevap vermek zorunda kaldı' ÅŸeklinde düÅŸünmesin dedikoducular diye, bir süre erteledim o yazıyı. Ama kısa sürede yazmam gerekiyor. Çünkü yazı artık kıvama geldi...

5- Ayrıca üsüne üstlük dün sabah birden çok hafiflediÄŸimi ve üzerimden bir yük kalktığını hissettim. CNN TURK sabah programına artık takmam gerekmediÄŸini anladım. Bundan böyle bakmayacağım o programa. Nedenini merak ediyorlarsa banttan seyretsinler programı yeniden ve neyin eksik olduÄŸunu kendileri görsünler. Eksik olanı yeniden koymaya karar verirlerse belki yine seyretmeye baÅŸlarım.

6- Bir buçuk insanın sunduÄŸu programa da bakmıyorum artık. Çünkü onu seyrederek medyayı deÄŸil sadece seçilmiÅŸ kalitesizliÄŸi yani ErtuÄŸrul Özkök'ün deyiÅŸiyle 'Yakında gidecek olanları' izlediÄŸimi fark ettim. Topal ördek konumundaki bu yazarlarla neden vakit harcayayım ki?

Ahmet Arsan ÅŸarap içiyor mu?
Bütün bunlar Türkiye'de kendimi ilk kez huzurlu ve güvende hissetmeme yol açtı.
Bir de tabii ki bütün bunları hissetmeme dün bu yazıyı öÄŸlene doÄŸru bir İtalyan lokantasında ÅŸarabımı yudumlayarak yazıyor olmam da katkıda bulunmuÅŸ olabilir. Yazıyı biraz daha uzatırsam ÅŸarabın da etkisiyle Abdüllatif Åžener'den nefret etmeye bile baÅŸlayabilirim. En iyisi ben burada keseyim yazmayı.
Son olarak yazmadan da ne yazık ki duramayacağım. Acaba Hürriyet'in yeni yazarı Ahmet Arsan ÅŸarap içiyor mu? EÄŸer içiyorsa bir öÄŸle yemeÄŸinde buluÅŸup güzel ÅŸaraplar içme teklifime ne der acaba? ÖÄŸle vakti Merlot tercih ederiz deÄŸil mi Ahmet kardeÅŸ?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3