Forum İstanbul, birçok yabancı uzman ile Türk uzmanın katıldığı önemli bir kongredir. Her yıl çeÅŸitli ülkelerden uzmanlar gelir, daÄŸarcıklarını dökerler ve medyamız da onları yüceltir. Bu yıl da aynısı oldu ve gene bir dış uzman manÅŸetlere çıktı: Steve Hanke! KonuÅŸmasını canlı dinlemedim ama, ülke medyasındaki akislerini izledim, okudum. Hanke demiÅŸ ki, 'BaÅŸbakan haklı, Türkiye hem politik açıdan hem de ekonomik açıdan IMF ile anlaÅŸmamalıdır. Böyle bir anlaÅŸmanın imzalanması hükümeti zayıf gösterir. Bunun yerine hükümet daha önce hızla uyguladığı reformlara tekrar baÅŸlamalıdır.'
Steve Hanke dünyaca tanınan bir kimsedir. ABD Baltimore'da Johns Hopkins Üniversitesi'nde Uygulamalı İktisat Profesörü'dür. Aynı zamanda Endonezya'nın Jakarta Pelita Harapan Üniversitesi'nde de hocadır, BirleÅŸik Arap Emirlikleri'nin danışmanıdır, ayrıca Toronto kökenli Friedberg Mercantile Group adlı ticari ÅŸirketin yöneticisi ve ortağıdır. 1981-82 arası BaÅŸkan Reagan döneminde Ekonomik Danışmanlar Konseyi'nde görev almıştır, ayrıca Arnavutluk, Kazakistan, Venezuella ve Yugoslavya'da devlete danışmanlık hizmeti vermiÅŸtir. Ama esas ÅŸöhreti para kurulu denen döviz kuru politikası sisteminin dünya çapında destekçisi olmasından kaynaklanır. Arjantin, Estonya, Litvanya, Bulgaristan, Bosna, Montenegro, Ekvador gibi ülkelerde döviz kuru ve para reformu konularında ve de özellikle para kurulu uygulamasında danışmanlık yapmıştır. GeçmiÅŸte ülkemize de gelmiÅŸ ve bize de para kurulu uygulamasını tavsiye etmiÅŸtir. 1995 yılında en çok para kazandıran geliÅŸen ülkeler yatırım fonunun da yöneticiliÄŸini yapmıştır. Bu fon döviz ve emtia ticareti üzerinden para kazanmıştı. Forbes adlı popüler güncel ve Cato Journal adlı çok muhafazakar ancak prestijli akademik dergide sürekli yazı yazmakta idi. İlk büyük ÅŸöhrete 'Para Kurulu' kavramını tanıtan ve öÄŸrencisi Kurt Schuler ile 1994 yılında ortak yazdığı kitap neden olmuÅŸtur. Hanke'yi anlamak için para kurulu kavramını anlamak gerekir.
Döviz kuru sistemleri dörde ayrılır. Bir uçta sabit kur, diÄŸer uçta ise dalgalı kur vardır. Orta yol olarak da yönetilen kur yani dalgalı kurun yumuÅŸatılmış ÅŸekli olan managed float veya sabit kurun yumuÅŸatılmış ÅŸekli olan ve soft peg denen kur sitemi bulunur. Sabit kur sistemleri ise Avrupa'da uygulanan para birliÄŸi (currency union) veya dolarization adı ile geçen yani baÅŸka bir ülkenin parasını kendi paran kabul etme sistemi ve Hanke tarafından ÅŸiddetle savunulan currency board veya para kurulu sistemidir. Bu son sistem, yani currency board veya para kurulu sistemi uluslararası çerçevede alındığında bir 'katı sabit kur' sistemidir, ama iç politika açısından 'kurala baÄŸlı para politikası' demektir (rule based monetary policy). Yani Merkez Bankası ortadan kalkar ve rule based monetary policy denen, günlük sorunlara günlük yaklaşım yerine pasiflik içeren bir politikadır. Steve Hanke yapı olarak tutucu olduÄŸu ve özellikle de 'Cato' yaklaşımında olduÄŸu için mesela bugün gündeme gelen Keynes türü politikalara ve dolayısı ile devletin müdahalesine dayalı IMF-Dünya Bankası paketi türü mali yaklaşımlara sıcak bakmaz. Hanke 1997 krizinde Malezya ve Endonezya'da IMF politikaları ile ciddi çatışmaya girmiÅŸti, üstelik IMF birçok ülkede para kurulu uygulaması yaparken! Bugün de IMF anlaÅŸmalarına karşı olması oldukça doÄŸaldır. Peki gerçek ne?
Türkiye bu krize üç kuvvetli ekonomik faktör ile girdi. 2001 yılında bankacılıkta bedel ödediÄŸimiz için banka sistemi son derece güçlü idi. İkincisi Merkez Bankası artı bankalarda 125 milyar doları aÅŸan bir döviz rezervi ile girdiÄŸimiz için döviz kökenli bir çöküÅŸ yaÅŸamadık. Ve tabii 2001 sonrasındaki program ve özelleÅŸtirmeler nedeni ile de kamunun borç ve bütçe açığı sorununu minimize ettiÄŸimiz için büyük çapta mali sorunsuz yaÅŸamakta idik. IMF, Dünya Bankası'ndan gelen 40 milyar doları aÅŸan fonun da, hem enflasyonun düÅŸük kalmasını hem de antienflasyon politikasının çok baÅŸarılı olmasını temin ettiÄŸini de unutmayalım.
Ancak enerji nedeni ile dışa bağımlılık ve cari denge açığı, dev sosyal güvenlik açığı nedeni ile birçok yatırımı yapamamamız, beceri eksikliÄŸi yani eÄŸitim zafiyeti nedeni ile, dev boyuttaki ve finansman bekleyen istihdam sorunumuz, sosyolojik deÄŸiÅŸim (kente göç) ve genç nüfusu nedeni ile tasarruflarımızın GSMH oranı olarak yüzde 20 altında olması ama büyümek için yüzde 25 oranında yatırım yapma gereksinmemiz, dolarizasyonun yarıya inmesine raÄŸmen hala mevcut olması, ülke içindeki siyasi gerilim (üç seçim ortamında üç yıldır aşırı dozda mevcut) gibi sorunlarımız da sürmekte. Bu nedenle de örneÄŸin petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üstüne çıkması gibi bir durum, bizim açımızdan önemli bir ÅŸok olur. Veya dünya çapında bankacılık sorunlarının dünya ticaretini uzun süre yarıya indirmesi ve parasal fon akımlarının yarılanması (özelleÅŸtirme, veya portföy yatırımının daralması uzun sürebilir) bizim için ciddi zorluk, faizlerin yeniden yükselmesi ve buna baÄŸlı sorunları getirebilir. Bu nedenle ülke ekonomisini ve ülke insanını yakından tanıyanların (eksantrik olmayanlarının), nerede ise yüzde doksan kadarı, ben de dahil, IMF ile üç yıllık 'soft' yani esnek bir anlaÅŸma yapılmasından yanadır. Yani siyasetin ekonomiyi yenmesine izin verilmemelidir. Bu nedenle Steve Hanke'nin analizi popülist bir yaklaşımı temsil ediyor, ülkeyi iyi tanımıyor ve yanlış tavsiyede bulunuyor diye düÅŸünüyoruz! Türkiye IMF ile pazarlık etmelidir, ama en kısa zamanda da anlaÅŸmalıdır. Çünkü, bütçe açıklarının artması ve iÅŸsizlik kriz nedeni ile çok yüksek boyutta olacak. Kriz geçecek ama zaman alacak!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.