Ali Saydam ali.saydam@aksam.com.tr

kategori2

Çarşı, şampiyonluğa da karşı mı!..

Kimse ÅŸampiyon olmak istemedi. O istedi. Helal olsun...
Tebrikler BeÅŸiktaÅŸ.
Mazlum takımdır. Galatasaray, Fener gibi agresif deÄŸil. İkincilik üçüncülükle istikrarlı bir ÅŸekilde yetinir hep... Taraftarı bile (Çarşı) 'popüler entelektüel'dir... Onların ve 'söylemlerinin' (Çarşı kendisine de karşı vb...) özellikle 'hastasıyım'...
Babam BeÅŸiktaÅŸlı'ydı. Severim BeÅŸiktaÅŸ'ı da, BeÅŸiktaÅŸ- lıları da.
Åžimdi bir araÅŸtırmacı gazetecilik çalışması bekliyorum, 'skor basını' olmayan arkadaÅŸlardan. Mustafa Denizli alındığında kim ne demiÅŸ, aynı kiÅŸiler ÅŸimdi ne diyor? BeÅŸiktaÅŸ 6'ıncı iken kim, hangi analizi yapmış; ÅŸimdi ne yapıyor?
İlginç olmaz mı?..

İlahi TuÄŸçe Tatari!..

Bizim Prof. Dr. Haluk Şahin'le bir 'mavramız' vardır. Arada sırada İstanbul'da ya da Bozcaada'da bir araya geldiğimizde kaynatırken konu oraya gelir...
Haftalık bir siyasi dergi çıkaracağız. Akis'ten bu yana adam gibisi yok. Sadece Türkiye'nin deÄŸil OrtadoÄŸu'nun gündemini belirleyecek, raconu kesecek. Benchmark, Der Spiegel, Time dergileri... 30 küsur doktoralı 'araÅŸtırmacı gazetecinin' çalıştığı Spiegel, örnek. Ankara bürosu ÅŸöyle olacak; İzmir bürosu böyle... Yaklaşık 300 kiÅŸilik kadro... Türkiye'nin 81 ilinde ve dünyanın bütün metropollerinde temsilci; kriz bölgelerinde muhabir...
40 milyon dolara mal olacak... Üç yıl 'EBİTTA' (FAVÖK, Faiz Amortisman ve Vergi Öncesi Kar) artı vermiyor; yani Türkiye'deki dergi yayıncılığında patronların beklediÄŸi gibi, ilk sayıda hemen kar etmek yok. Tüm sanayi kollarında olduÄŸu gibi burada da yatırım süresi var. Ama 3 yıl sonra, önce 'break even point', (baÅŸabaÅŸ noktası) ardından haftalık ortalama reklam geliri: 1 milyon dolar... Yıllık kar hedefi 20 milyon dolar. Derginin 'pazar deÄŸeri' 10 yıl sonra 250 milyon dolar... İster halka aç, ister blok satış yap...
Nasıl hesap? Bizim Haluk'la bir 'nal' bulduÄŸumuz kesin. Geriye üç nalla bir at kalmış... Hepsi o...
TuÄŸçe Tatari'nin dün yazdığı gazete 'mavrası' gibi... İlk lafı Soner attı ortaya. Sonra makara sarıldıkça sarıldı. Amma teÅŸneymiÅŸiz hepimiz... Ben yazımı yazmak için Salomanje'nin salon kısmına geçtiÄŸimde onlar hala konuÅŸuyorlardı: Hıncal Uluç, Ahmet Hakan, Soner Yalçın, Oray EÄŸin, Serdar Turgut, AyÅŸenur Arslan, Defne Alphan ve tabii TuÄŸçe... Herkes ortak... (Ayrıntı için bkz. TuÄŸçe'nin dünkü yazısı...) Kimse yazacak deÄŸildi. Ama TuÄŸçe bu. KurÅŸun iÅŸlemez... Yazar...
İlahi TuÄŸçe...
Hayali cihan deÄŸer...

Yanlış bir suflörün
söylediklerini oynayanlar...

İletiÅŸim sistematiÄŸinin içindeki tüm süreçlerde duyguların rolünü öne çıkaranlardan hatta abartanlardan biri ola geldim hep. 'Tek yönlü-çift yönlü, simetrik-asimetrik', her tür iletiÅŸimde düÅŸüncelerden çok duygulara hitap edebilme yeteneÄŸinin iÅŸ ve özel hayatlardaki 'kolaylaÅŸtırıcı' etkisinden dem vurup dururum. 'İletiÅŸimin gönül penceresi'ni her daim güneÅŸte tutmaya nasıl da ihtiyacımız var.
İyi hoÅŸ da bu iÅŸin üstesinden sanıldığı kadar kolaylıkla gelinebilir mi?
Bir anlaÅŸmazlık durumunda sorunun, çok yakın zamanlardaki bir iletiÅŸimsizlikten ya da yanlış anlaşılmaktan kaynak bulduÄŸunu sanır ve bu sorunu çözmek için toplantı üzerine toplantılar düzenlerken, size tam anlamıyla 'kıl olan' birinin ortalığa yaydığı tezvirata kurban gittiÄŸinizi sezemiyorsanız, sevgili DoÄŸan Hızlan'ın ifade biçimiyle 'yanlış bir suflörün söylediklerini oynayanlar'dan biri olmanız kaçınılmaz.
Her iletiÅŸimcinin insan ruhunda ve bedeninde gizlenen 'duyguları' okuyabilme yeteneÄŸine sahip olabilmesi için edebiyat dünyasının sınırlarından içeri bodoslamadan, dolayımsız, pasaportsuz girmesi gerekiyor. Benim yaptığım gibi yapın. Alın elinize Selim İleri'nin Everest Cep Kitapları'ndan çıkan ilk romanı 'Destan Gönüller'in yeni baskısını... Önce DoÄŸan Hızlan'ın 1973 yılında yazdığı ve geçen zamana raÄŸmen daha da tazelenen o güzelim önsözdeki azla özü anlatabilme sanatının tadını çıkarın.
Elinizde eser, arkalı-önlü çift kapağı, her iki taraftan baÅŸla-nabilecek yapısı ile sürprizli bir kitap aynı zamanda. Kitabın diÄŸer yüzünde de Selim İleri'nin yirmi küsur yıl sonra yayımladığı ilk hikaye kitabı yer alıyor:'FotoÄŸrafı Sana Gönderiyorum'. İkinci önerim bu hikayelerin öncelikle sonuncusunu okumanız. 'Gregor Samsa'nın Elyazısı' adlı fotoÄŸraflı hikaye, kendini 'iletiÅŸim dairesi' içinde gören herkese lazım... Yazar, Aachen'deki mütevazı bir evin bahçesinde çekilmiÅŸ bir aile fotoÄŸrafını, önce yaÄŸmur ve buzla sislendirerek, sonra da parçalarına ayırarak 'okuyor' da, 'yazıyor' da. Bir an fotoÄŸrafın son parçalarından biri olarak ortaya çıkan hikaye kahramanı çocuÄŸun Selim İleri'nin bizzat kendisi mi, yoksa Kafka mı olduÄŸu konusunda kuÅŸkuya düÅŸüyor insan. İnternette biraz gezindim. Kafka'nın çocukluÄŸuna ne kadar da benziyor. Haliyle tavrıyla, yüzüyle kulağıyla...
Bana, öldükten sonra çıplak olarak bulunan Romy Schneider'ın sıkılı avucunun içinden çıkan kağıt parçasında yazılı babasının kendisine yazıp bir yaÅŸ gününde armaÄŸan ettiÄŸi ÅŸu cümleyi hatırlattı: 'ÇocukluÄŸunu al ve kaç! Eninde sonunda elinde kalacak tek ÅŸey odur.'
Hüzünlü ve aynı zamanda güçlü olabilmenin mümkün olduÄŸuna inanmak istemeyenler edebiyatın sınırlarını zorlayıp içine girmeliler. Bu kitap, hüzünlü olmak için tüm nedenler üstümüze gelirken, iletiÅŸimin gönül penceresini güneÅŸle doldurmak ve incelikleri 'okuyabilme' yeteneÄŸine sahip olanlar için... Allah'ın Resulü'ne tebliÄŸ edilen ilk Ayeti Kerime'nin anlamında 'okuma' yeteneÄŸine sahip olanlar için...



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3