Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Doğan grubuna transfer olmaya nihayet tamamen hazırım

Bir süredir fikir ortalıkta dolaşıyordu. Genetik deformasyonları nedeniyle olaÄŸanüstü dedikoducu olan gazeteciler hakkımda söylentiler dolaÅŸtırıp, yakıştırmalarda bulunuyorlardı. Bir süre asılsızdı bu söylentiler, çünkü zihinsel olarak hazır deÄŸildim transfer olmaya.
Ama ÅŸu an beynimin tam kıvama geldiÄŸini hissediyorum. Son adımı atmaya hazırım. DoÄŸan grubuna geçebilirim ÅŸimdi.
Ne yazık ki hepinizin tahmin ettiÄŸi gazeteye olmayacak transferim. Hürriyet'e gitmiyorum. Tuhaf bir ÅŸekilde Milliyet girdi devreye... Kader utansın; ne yapalım.
DediÄŸim gibi beynim kıvama geldi bu adımı atmak için ama o kıvam Hürriyet'e uygun bir kıvam deÄŸil. Milliyet'e çok uygun olduÄŸum ortaya çıktı.
Önceki gün birtakım olaylar oldu ve beynimin adeta emilip çekildiÄŸini hissettim. Büyük bir emiÅŸ sesinin sonunda kafamda beyin yerine sadece kara bir delik kaldı. O yaÅŸadıklarım hayat sevincimi de zekamla birlikte çekip aldı ve ben Sedat Ergin'in çok seveceÄŸi ve takdir edeceÄŸi bir Milliyet yazarı adayına dönüÅŸtüm... ErtuÄŸruk Özkök beni elinden kaçırdığın için üzülüyorsan, ben üzülme ve sabret derim. Çünkü bir gün zekam ve yaÅŸam sevincim geri gelirse Milliyet'in bünyesi zaten bana tahammül edemez ve kurtulmak ister benden. O gün de bir iç transfer ile bitiririz iÅŸi.
Önceki gün neler olduÄŸunu ve sabah normal kalktığım halde neden adım adım tükenerek bir tipik Milliyet yazarına dönüÅŸtüÄŸümü size ÅŸimdi anlatacağım:
Sabah kalktığımda kendimi çok iyi hissediyordum. Her okuduÄŸum yazıdan, her dinlediÄŸim haberden bir mizah yazısı aklıma geliyordu. Tam bir hergele, aşırı uçta bir fırlama gibi hissediyordum kendimi. Kötüydüm, insani duyguları tamamen bir kenara koymuÅŸtum. Dolayısıyla yazıya baÅŸladığımda mırıl mırıl ÅŸikayet eden, zırlayan cümlelerle yazmayacaktım. Yazar olarak sevdiÄŸim benliÄŸim dimdik ayaktaydı. Onun tüm kötülüÄŸü, acımasızlığı, vefasızlığı ile hazırdım yazıya.
Ve bilgisayarın tuÅŸuna tam vuracaktım, başıma bir felaket geldi. Rana odaya girdi 'Haydi dışarıya çıkıyoruz' dedi.
Önceden hiçbir uyarı yapmadan, benim ÅŸoka hazırlanmama hiç fırsat vermeden vurdu bana bu darbeyi...
Ne amaçla çıkarsak çıkalım, Rana ile dolaÅŸmak benim için baÅŸlı başına bir travma nedenidir ama bu kez olay çok daha da korkunçtu. Çünkü beni notere götürüyordu, düÅŸünebiliyor musunuz?..
Bende hiperaktivite ve rutine tahammülsüzlük vardır, rutin ve sıkıcı bir iÅŸ yapmak zorunda kaldığımda panik atakları geçiririm.
Notere gideceÄŸimizi duyduÄŸumda sadece bunun fikri bile bana ilk atağımı geçirtti. Nefesim tıkanıyor gibi oldu ve taÅŸikardi oldum.
Beni o korkunç yerlerden bir tanesine götürdüÄŸü takdirde kesin öleceÄŸimi söyledim, sadece 'Haydi fazla söylenme, gidiyoruz' dedi.
Bu noterler daima her gün ve her an mahÅŸer gibi kalabalık olur. O kadar insanın neden daima noterlik iÅŸi vardır, bu benim için meçhul. Ve üstüne üstlük bu kalabalıklar daima benim normal yaÅŸamımda sokakta bile rastlaÅŸmayacağım türden insanlardan oluÅŸur. Bunların önemli bir bölümü her an öÄŸle namazına baÅŸlayacaklarmış gibi davranır. DiÄŸer bölüm de rutin Türk üçkağıtçısı görünümündedir. Ve evet; hepsi de göbeklerini kaşır. Bu insanların hepsi de benden daha akıllılarmış gibi davranır ve kendilerine de saygı gösterilmesini talep ederler.
Bütün bu insanlık trajedisinin tüm karmaÅŸası sürerken noterde çalışan insanlar, ağır dozda uyuÅŸturucu almış gibi büyük bir sakinlikle hayatta düÅŸünebileceÄŸiniz en rutin ve detay iÅŸi büyük bir sabır ve dikkatle ve de yavaÅŸ yaparlar. Her biri bana ayrı panik atağı geçirten ayrıntılarda sorular sorarlar size. Babamın doÄŸum yılını filan isterler. Ben bu soruya daima '19'uncu yüzyıl içinde bir tarih' diye cevap veririm ve Rana daima laubaliliÄŸime kızar. Laubali de deÄŸilim üstelik sadece gerçekçiyim.

DAHA YARISINDA DA HASAN CEMAL OLDUM
İşlemimizin henüz yarısındayken beynimde müthiÅŸ bir 'Hüüüüüüp...' sesi duydum. Hani su dolu küvetten su boÅŸalırken en sonunda bir ses çıkar ya; ona benzer bir sesti bu. Beynim çekiliyor, çalınıyordu benden. O aÅŸamada noterden kaçsaydım belki Milliyet'e yeni bir Hasan Cemal olarak girecek kıvamda kalabilirdim. Ama ne yazık ki iÅŸlemlerimiz daha bitmemiÅŸti. Beynimdeki 'Hüüüüüp' sesi sürdü.
Bu arada, insanlar dışında cansız ÅŸeylere de takmaya baÅŸlamıştım. Noterdeki tüm makineler özellikle de fotokopi makinesi olaÄŸanüstü yavaÅŸ çalışıyordu. İçimden o makineleri sadece yavaÅŸ oldukları için tamamen kırmak arzusu yükseldi. Ya onları tahrip etmek zorundaydım ya da noterdeki  insanların tümünü öldürmeliydim.
Hiçbirimizin tahmin edemeyeceÄŸi, bana bile olaÄŸanüstü tuhaf gelen bir ÅŸey de oldu. 'Bana bile' diyorum çünkü ben Rana ile evli olduÄŸumdan tuhaflıklara kaÅŸarlıyım sanırdım. Ama deÄŸilmiÅŸim iÅŸte. Sokaktan ilk önce mobil bir overlokçu geçti sürekli anons da yapıyordu. Hemen fırladım dışarıya, böyle bir ÅŸey nasıl olabilir diye bakmak için. Adam bir kamyona overlok aletini yüklemiÅŸ ve mikrofondan da mahalle sakinlerinden iÅŸ talep ediyordu. Mikrofondaki kadın sesi, Oscar gecesi kırmızı halıya yaklaÅŸan starları sunan kadının sesi gibi seksiydi. Bir overlok makinesinin bu kadar seksi sunulmasına neden gerek olduÄŸunu düÅŸünüyordum ki; arkamda bir çan sesi duydum. Dondurmacı geldi sanarak arkama baktım ve hiçbirinizin tahmin edemeyeceÄŸi bir baÅŸka ÅŸey daha oldu. Sokaktan bana doÄŸru bir deve yaklaşıyordu... Tüm cesaretimi toplayarak devenin sahibi olduÄŸunu tahmin ettiÄŸim kiÅŸiye yaklaÅŸtım. Kendisinden çok daha iyi giyinmiÅŸ olan bu devenin neden orada bulunduÄŸunu soracaktım ama o aÅŸamada sinirlerim artık tamamen laçkalaÅŸtığından olmalı, adama devenin varlık nedeni sormak yerine 'Eskiden mahallelerde ayı dolaÅŸtırıp kadınların hamamda nasıl bayıldıklarının taklidini ayıya yaptırırlardı. Bugün onlar da gelecek mi buraya?' diye bir tuhaf soru çıkıverdi aÄŸzımdan ve adam 'Bilmiyorum' dedi, devesiyle birlikte overlok makinesinin arkasından yürüyüp gitti,
İşte tam da o aÅŸamada artık cilveleÅŸme sürecini sona erdirip DoÄŸan grubuna transfer olmaya karar verdim.
Beynim tamamen ortadan yok olmuÅŸtu.
Deveciye sorduÄŸum sorudan da anlaşılacağı üzere anlamsız cümleler de kurabiliyordum. Üstelik söylemek istediÄŸimden çok farklı ÅŸeyleri bilinçsizce söylüyordum
Overlokçuyu ve deveyi gördüÄŸümden yaÅŸam sevincim de kalmamıştı.
Artık Milliyet'te yazmaya hazırdım.

Atıldığıma çok mutlu oldum
AKÅžAM gazetesinin yayın yönetmenliÄŸinden alındığıma önceki gün gerçekten çok mutlu oldum. DüÅŸünsenize hala daha yayın yönetmeni olsaydım İsmail Küçükkaya yerine ben aynı uçakta Fehmi Koru ve Mehmet Altan ile seyahat etmek zorunda kalabilecektim. Üstelik gidilen yer de Irak olacaktı.
Hiçbir anında mutluluk yaÅŸama ihtimali bulunmayan bir seyahatti bu benim için. Üstelik Mehmet Altan'ı beslenme saatinde izleme zorunda kalmak gibi bir olaÄŸanüstü tehlike riski de mevcuttu. Onu beslenme saatinde izlemeye tahammül edebileceÄŸimi sanmıyorum. Halime ÅŸükrediyorum görevden alındığım ve bu badireden kurtulduÄŸum için...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3