Dün bütün gazetelerde vardı. Bazı gazetelere de birinci sayfadan anonsu girmiÅŸti: Zeynep TokuÅŸ kocasından boÅŸanmış.
Ne Zeynep Hanım'ı tanırım ne de jinekolog olduÄŸu söylenen Alp NuhoÄŸlu'nu... Bence esas haber, gazetelerin bu olayı neden haber yaptığı!
NeymiÅŸ? BoÅŸanmayı Zeynep Hanım istemiÅŸ. Çocukların velayeti de onda kalmış. Zeynep hanım daha önce iÅŸadamı Bülent Helvacı ile evlenip boÅŸanmış. SöylendiÄŸine göre NuhoÄŸlu arada bir Zeynep Hanım'ı çırpıştırıyormuÅŸ. Bir süre ayrı kalıp 2006'da barışmışlar. Demek ki Zeynep Hanım çırpıştırma konusunda tolerans göstermeye karar vermiÅŸ. Psikolog yardımı almışlar. Zeynep Hanım altı buçuk aylık yani prematüre bir bebek dünyaya getirmiÅŸ. DoÄŸuma Alp Bey de girmiÅŸ. Bebek saÄŸlığına kavuÅŸmuÅŸ. Zeynep Hanım çırpıştırmayla ilgili ÅŸikayetini geri almış. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin geçen yıl aldığı bir karar nedeniyle NuhoÄŸlu tekrar yargılanmaya baÅŸlamış. Bundan sonra da olaylar hızla geliÅŸmiÅŸ ve çift tek celsede boÅŸanmış.
İki soru kafama takılıyor. Bir: Hiçbir haber deÄŸeri olmayan bu saçma sapan geliÅŸmeyi diyelim bir gazete haber yaptı, anlarım. Yahu bütün medya çarÅŸaf çarÅŸaf yer mi ayırır bu habere? İki: Bu soruyu aslında iki hocaya sormak istiyorum. Biri Prof. Dr.Yılmaz Esmer (Dünya DeÄŸerler AraÅŸtırması), diÄŸeri Prof. Dr.Tarık Yılmaz (Psikiyatrist). Soru ÅŸu: Bu ve benzeri haberlerin böylesine büyütülerek medyanın bu kadar öne çıkarmasının gençler üzerinde etkisi var mıdır, varsa nedir? Benzer bir soruyu gazetede dün Münevver K. ve Cem G. haberleri için de soruyorlardı.
Ben cahil cesaretimle birinci soruya kısa bir yanıt vereyim size... İşin çivisi çıkmış. Ne kontrol kalmış ne de otokontrol. Varsa yoksa tiraj ve reyting!
Bu arada ibreti alem için Kocam Size Emanet programını en az bir kez izleyin.
Allah'a emanet olun...
İçeriÄŸinde haklı üslubunda deÄŸil
Benim omurilikten AK Partili olmadığımı bilenler zırt pırt sorarlar: 'Niye AKP demiyorsun da, AK Parti diyorsun?'.
Ben de onlara partinin ismini yanlış ve yanlı söyleyerek yapılacak muhalefetin hiçbir iÅŸe yaramayacağı cevabını veririm.
Neden yanlış? Çünkü her parti Yüksek Seçim Kurulu'na baÅŸvururken kendi adının nasıl söylenmesini istediÄŸini, adının nasıl kısaltılacağını net bir ÅŸekilde ifade eder. ÖrneÄŸin CHP'ye, CeHePe denir; CeHaPe ya da CeHaÅŸPe deÄŸil. Turgut Özal Bey Anavatan Partisi'nin ANAP diye kısaltılmasına sinir olur, her söylendiÄŸinde Anavatan diye düzeltirdi.
İsmi farklı söyleyerek karşı tarafı tahkir etme veya safını belirleme PKK ile baÅŸlamıştır. PeKaKa yanlıları PeKeKe diyerek kendilerini ayırırlar, Türkiye'den de TeCe diye söz ederler.
AK Parti'ye AKePe diyen de var, AKaPe diyen de... Oysa parti, Yüksek Seçim Kurulu'na demiÅŸ ki: 'Benim adım AK Parti. Böyle kısaltıla!'
AK Parti'ye AKP diyerek onun oylarını düÅŸürebileceklerini zannedenler kendilerini aldatıyorlar, oy verenleri deÄŸil!
Tayyip ErdoÄŸan içerlemekte haklı... Ama üslubunda deÄŸil!