AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-06-06

kategori2

'365 gün seks' ödül mü, ceza mı?

ABD'de yaşayan 40 yaşındaki Charla, doğum günü için kocasına '365 gün seks' hediye etmiş. Sonra da yememiş içmemiş, o bir yıllık deneyimi kitap haline getirmiş. Kitap elimizde yok ama kadının sözleri var; kocası bu ödülden öyle bir mutlu öyle bir coşkuluymuş ki, ev işlerine bile yardım eder hale gelmişmiş. Fesüphanallah sevgili okur...
Amerikalı - orta sınıf - evli erkek esprilerinin başında gelir bu 'sevişmek isteyen adam ve yokuşa süren karısı' klişesi, ki yukarıdaki haber de bu tripten ilham alan bir 'Amerikan rüyası' olsa gerek...
'Erkek her zaman hazırdır ve kadınların daima koşulları vardır' durumu gerçek olmasına gerçektir ve atalarımızdan mirastır, kuşkusuz. Fakat burada ince bir olay var ki; erkeğin her zaman hazır olduğu şey, aynı kadınla bin beş yüzüncü kere sevişmek değildir maalesef. Onları 'hazır ol'a geçiren şey genellikle sürprizler...
Yolda tesadüf eseri önüne çıkan bir 'yırtmaç sürprizi'... İş yerinde yere düşen seloteybi almak için eğilen 'sekreter sürprizi'... Barda yalnız başına bira içen taş gibi bir 'sarışın sürprizi'... Küçücük geceliğiyle banyodan çıkan 'bakıcı sürprizi'... Bayi toplantısında tanışılan bir 'meslektaş sürprizi'... Uçakta yan yana oturulan hoş bir 'yabancı sürprizi'... Anlatabiliyor muyum?
Kimseyi gücendirmeden daha açık söylemek gerekirse; erkekleri 'hazır ol'a geçiren, her gece girdikleri iki kişilik yatak değil çoğu kez, maalesef. Onun için de '365 gün seks' diye bir hediye olmaz. Olursa da hediye olmaz. 'Kader kurbanı' filan denebilir o adama ille de bir şey denecekse (!)
Ha evlilikte, hayatın hay huyu arasında ihmale uğradığından falan, pek bir kıymetli görülebilir bu '365 gün seks' meselesi uzaktan ama kadın olsun erkek olsun, normal bir insan için çekilecek dava değil kanımca.
İnsan yorgun olur, kızgın olur, üzgün olur, canı istemiyor olur, olur da olur... Eh öyle bir zamanda zorla hediye vermeye çalışanı tepelemek de mübah olur!

Facebook'tan dayı silmek
Bu da ne demek, demeyin. Milliyet.com.tr'nin haberine göre; bu zamanda 'dayı' büyük tehlike...
Şöyle ki; en yaygın sosyal ağlardan Facebook'ta profil oluştururken girilen kişisel bilgiler, banka hesaplarında yolsuzluk yapmak için suiistimal ediliyormuş. Ad, soyad, doğum tarihi, doğum yeri bilgilerinize Facebook üzerinden kolayca ulaşan kötü niyetli kişiler, 'dayı'nızı keşfettiğinde ise kabus başlıyor... Çünkü dayınızın soyadı aynı zamanda sizin, 'anne kızlık soyadı'nız!
Dolayısıyla 'siz'miş gibi bankayı arayacak herhangi biri, personelin sorduğu tüm güvenlik sorularını geçebilir ve hesabınızı tamtakır kuru bakır hale getirebilir!.. Aman dikkat diyor, siz siz olun Facebook'tan dayınızı silin diye uyarıyor, 'Dayınızı silemiyorsanız da yakınlık derecenizi belirtmeyin' diye ekliyorlar.
Dayısını arkadaş listesine 'dayı' diye kaydeden var mı bilmiyorum. Fakat yediği, içtiği, giydiği, gezdiği ne varsa a'dan z'ye teşhir etmenin bu kadar meraklısı varken, bu işten nemalanmayı kafaya koymuş birileri için bağlantıları takip edip, değil 'anne kızlık soyadı'nızı, tüm hayatınızı santim santim öğrenmek çocuk oyuncağı maalesef. Aman sevgili okur, lütfen koru kendini...

Hafta sonu çantama giren kitap: Kiralık Adam
IssIz Adam'dan daha hoş geliyor kulağa... Gazeteci Yazgülü Aldoğan'ın ilk romanı 'Kiralık Adam'. Aşk ve cinsellik, gurur ve inat, gitmekle kalmak, iki sevgili arasında hiç bu kadar tartışılmamıştı, diyor kapakta.
Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği'nin (CETAD) medya mensuplarının da dahil edildiği bir projesinde yer aldıktan sonra karar vermiş Yazgülü, bu romanı yazmaya. Ve diyor ki; 'Bu kitap, kadın ve erkeğin ilişkisini anlamaya çalışmamıza yararsa ne mutlu bana'.
Siz bu yazıyı okurken ben Kiralık Adam'ı okuyor olacağım. İyi hafta sonları... 

Not: 'Kiralık Adam', Yazgülü Aldoğan, Alfa Yayınları