AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2009-06-06
Üç hafta süren Gazze saldırısında İsrailliler, 1380 Filistinli'yi öldürüp 6 bin kadarını da yaralamıştı. Başta ABD olmak üzere Batılılar ve ofis ile okulları bombalanan BM tüm bu saldırı sırasında sesini çıkarmadı.
Türkiye'nin de çok aktif olarak katkıda bulunduğu barış görüşmelerinin sonucunda ateşkes sağlandığında İsrail saldırılarını durduracak, Gazze'ye yönelik ambargo ve kuşatmasını aşamalı olarak kaldıracak Hamas ise İsrail'e fırlattığı füzeleri durduracaktı.
Bu anlaşmanın imzalanmasından sonra neredeye dört buçuk ay geçti. Ancak İsrail ambargo ve kuşatmayı kaldırmadı ve Gazze'ye yönelik aralıklı olarak sürdürdüğü saldırılarında şimdiye kadar 17 Filistinli'yi öldürdü.
Peki ABD ve Avrupa ülkeleri ne yaptı?
Gazze'nin yeniden imarı için heyecanlı bir şekilde Mısır'da bir araya gelen bu ve yandaşı ülkeler milyarlarca dolarlık yardım sözü verdi ama şimdiye kadar beş kuruş göndermediler.
Binlerce Filistinli ise hala çadırlarda ve yıkık evlerde ilaçsız, yakıtsız ve çok zor koşullarda yaşmayı sürdürüyor.
Yani Batılılar geleneksel tavırlarını bir kez daha kanıtlayarak ne denli iki yüzlü, vicdansız ve insafsız olduklarını gösterdi.
Ocak 2006'da seçimi kazanan Hamas'ın radikal olduğunu söyleyerek Gazze'ye ambargo uygulayan aynı Batı radikallerin en radikali olan Evimiz İsrail Partisi'nin seçimi kazanması ve bu partinin lideri Liberman'ın İsrail Dışişleri Bakanı olmasına hiç tepki göstermedi.
Oysa Liberman, Gazze olayları sırasında dönemin hükümetini eleştirerek Filistinliler üzerine nükleer bomba atarak toptan yok edilmelerini istiyordu.
Şimdi bir düşünün, bir yanda 61 yıldır işgal altında yaşayan ve işgale karşı çok basit silahlarla mücadele eden ve mücadele ettiği için terörist ilan edilen bir Filistin halkı, öbür tarafta başka bir halkın toprağını işgal ederek o halka sürekli terör estiren ama Batılılar tarafından kabul gören bir İsrail.
Hamas'a terörist diyerek Filistin hükümetini tanımayan Batı hiç tereddütsüz Liberman'ı dünden itibaren misafir ediyor.
Liberman İtalya, Fransa, Almanya ve AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti'ni dolaşıyor. Üstelik Liberman bu tura çıkmadan Avrupalılara 'Bizi eleştirmekten vazgeçin yoksa sizi fena yaparız' türünden tehditler de savurmıştı.
Liberman'ın başbakanı ve onun gibi radikal olan Likud Partisi lideri Netanyahu ise 18 Mayıs'ta Beyaz Saray'da Obama tarafından misafir edilecek. Oysa aynı Netanyahu, Filistin ve Suriye ile asla barış yapmayacağını söyleyerek işe Kudüs'teki Filistinlilerin evlerini yıkmakla başladı.
Oysa Obama bölgede barış için mutlaka bir bağımsız Filistin devletinin kurulması ve İsrail ile Suriye'nin barışması gerektiğini söylemişti. Netanyahu ise ne Suriye'nin Golan bölgesinden ne Filistin'in Batı Şeria bölgesinin büyük bölümünden asla çekilmeyeceklerini söyleyerek tavrını peşinen koymuştu.
Arap ve İslam ülkeleri ise sesini çıkarmayarak durumu çaresiz izlemekle yetiniyor.
Olanlar ise Filistin halkına oluyor.
Toprağının yarısı 1917-1947 yılları arasında dünyanın dört bir yanından gelen Yahudiler tarafından elinden zorla ve kanla alınan ve geri kalan toprağı da 1967'de işgal eden Filistin halkı.
Şimdi bir düşünün; böyle bir halk ve onu temsil eden Hamas, Batılılar tarafından terörist kabul ediliyor ama bu halkın toprağını işgal ederek ona 90 yıldır esaret ve cehennem hayatı yaşatan İsrail aynı Batılılar tarafından baş tacı ediliyor.
İşte bu nedenle Gazze'de yaşananlar unutuldu.
Tıpkı 2006'de İsrail saldırısı sonucu Lübnan'da yaşananların unutulduğu gibi. O saldırıda da 1600 kadar insan öldürülmüş, binlercesi yaralanmış ve Beyrut'ın büyük bölümü yerle bir edilmişti.
Osmanlı'nın dediği gibi 'Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür'.
Yani insan yaşanan tüm acıları çabuk unutuyor.
Unutması da belki doğal ve zaman zaman da iyi olabilir.
Ama kötü olan yaşananlardan insanların, halkların ve devletlerin ders almamasıdır.
İsrail kurulduğu günden itibaren her tarafa saldırmakta ve başkalarının toprağını işgal etmektedir.
İsrail başından beri Filistin halkına çok büyük acılar yaşattı, yaşatıyor.
İsrailliler inandıkları Siyonist ideolojinden dolayı asla barış yapmaz. Çünkü barış, işgal altında tutulan Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarından çekilmeyi gerektiriyor. Oysa İsrail son yıllarda Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden gelen Yahudileri buralarda yerleştirmiş durumda ve bunlara 'hadi geri dönün' diyemez.
ABD ve Avrupa'daki Yahudi lobiler ise işin cabası.
Bu lobiler, İsrail-Arap gerginliğini bahane ederek Amerikan dış politikasını ve kamuoyunu ipotek altında tutuyor ve bundan da vazgeçmek istemez.
Başkan Obama'nın önündeki en önemli sorun budur.
Obama lobileri aşabilirse o zaman dünyada çok şeyin değişebileceğine inanabiliriz.
Yoksa Batı aynı Haçlı Batı olarak kalır ve bu Batı'nın dini lideri Papa 16.Benedikt bu hafta sonunda İsrail'e giderek Filistin halkına yaptığından dolayı kutlar ve kutsar.
Bu arada İsrail'in 2001 Cenin katliamları sırasında Hıristiyanların en kutsal mekanlarından biri olarak bilinen Beyt Lehim'deki Meryem Ana Kilisesi'ni de gezer!!