AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-06-06

kategori2

'Heykel'e ilgi, Aysun Kayacı'nın göğüsleri sayesinde artacak...

Şu 'heykel kısmı' hiçbir şeyden çekmedi bizim milletten çektiği kadar. Son olarak Müjde Ar, Anayasa Mahkemesi'nin önündeki heykelin göğüslerini Aysun Kayacı'nın göğüslerine benzeterek estetiğe bakış açısını bir kez daha gösterdi. Ondan önce Bekir Coşkun, 'Hukuku temsil eden gözü açık kadın heykeline bakıyorum, bağırmak geliyor içimden' dedi, kimseden çıt çıkmadı. Ama Müjde Ar, 'Göğüsleri Aysun Kayacı'ya benziyor' dedi, heykel manşete çıktı. Fena mı oldu? Hayır olmadı. İslamiyet'in figürlü anlatım yasağı yüzünden zaten Türk toplumuna geç giren bu sanat dalı, hiç değilse, Aysun Kayacı'nın göğüsleri sayesinde tüm gazetelerde neredeyse manşetten yer aldı.
Bu durum fena olmadığı gibi hayırlı da oldu aslında. Şimdi pek çok insan; 'Aysun'u göremiyoruz, bari gidip heykeli bir görelim' diyecek. Heykeli göğüslerden başlayarak incelemeye koyulacaklar. Aysun'unkileri (!)  tahayyül etmeye çalışırken, heykelin bel bölgesi ile eteğinin kıvrımlarındaki ustalığa dikkatleri çekilecek. Sonra, en kabız yanımız olan yorum getirme ihtiyacı doğacak birden; 'iyi ki heykelin gözü açık, hukuk uyumuyor' diyecekler. Kulağında 'ortam dinlemesi için' bir kulaklık, terazinin içinde de bir Jammer (sinyal bozucu) neden yok' diye soracaklar. Kim bilir belki de böylece hukuku sorgulama ile heykel sanatına ilgi duymanın ilk tohumları Aysun Kayacı'nın göğüsleri sayesinde atılmış olacak.
Hem bundan sonra halkımız, devlet törenleriyle yerleştirilip, en fazla 2 yıl sonra 'Ahlaka mugayir', 'Muzır', 'Edep dışı', 'Böyle sanatın içine tükürürüm' diyerek gece yarısı operasyonu ile sökülüp hurdalığa atılan heykellere de sahip çıkacak belki. Antalya'dan Samsun'a, Başkent'ten Zonguldak'a dek dört bir yandaki meydanlara bir koyulup bir kaldırılan heykeller selamete çıkacak böylece. 'Heykellerimizin selameti Aysun'un göğüslerindeymiş meğer' diyecek heykeltıraşlar da.

Anneye kalkan eller
70'li yaşlarını sürüyor olmalı ya da öyle gösteriyor. Bedenine bol gelen eteğini, erkek kemeriyle sıkıştırmış. Çoraplarının gevşemiş konçları, burunları açılmış asker botlarının üstüne yığılmış. Uzun eteğiyle botları arasından çelimsiz bacakları görünüyor. Sırtındaki erkek ceketinin cep ağızları yırtık, omuzları düşük. Soğuktan kızarmış ellerinin biriyle çantasını kurcalarken, öteki kolunu kafasına gelen yumruklara siper ediyor. Oğlan 25'inde var mıydı, hatırlamıyorum. Var gücüyle vuruyor teyzeciğin kafasına kafasına. Eşarbı açılmış, pamuk saçları darmadağın. Hani nerede benim duyarlı milletim? Müdahale eden yok, sadece şaşkın bakışlar var çevrede. Ellerim dosyalarla dolu. Yere atıversem hava yağışlı, yerler çamur. Öylece girdim araya. Oğlan nasıl da benziyor anacığına. Burnu ile gözlerinin yeşilini ondan almış. Sonra cesaretini toplayan iki delikanlı tuttu oğlanın kollarından. Hemen köşede polis kulübesi var. İçinde de iki polis. Genç olanı geldi, ağır adımlarla. Vukuata alışkın belli. Oğlanın kulağını çekti hafiften; 'Yürü karakola' diyecek ama anası izin vermiyor ki. 'Hayır şikayetçi değilim' dedi yaşlı kadın; 'İş bulamadı, parası yok. Para istedi. Bende de yok ama inanmıyor.'
Evladından arka arkaya yediği yumruklar, onun ana yüreğini katılaştıramadı. Çevredeki şaşkın bakışlı gözler sulandı. Zor tuttular kendilerini haykıra haykıra ağlamamak için. Aylarca gözümün önünden gitmedi Beyoğlu'nun göbeğinde evladından dayak yiyen yaşlı teyze.
Her Anneler Günü'nde tekrar tekrar geçecek o sahneler gözümün önünden. 'Kim bilir ne  yapıyor şimdi' diyeceğim.

Zeynep Tunuslu annemi giydirirse
Geçen hafta Londra'daki bazı mağazalarda gördüm, fikir çok hoş geldi. Daha uzun ya da zayıf görünmek için ne tür kıyafetler giyilmesi gerektiğinden tutun da, hangi renk kıyafetlerle daha enerjik göründüğünüze, kullanacağınız ayakkabı ve çanta modeline kadar danışmanlık eden kişiler bulunduruluyor. Bu kişiler bildiğimiz tezgahtarlardan çok farklı donanımda oluyor tabii. Bir gün önceden randevu alıyorsunuz. İki saat boyunca birlikte alışveriş yapıyor ve kendinize yeni bir imaj belirliyorsunuz. Yakındır, bize de gelir derken Capitol Alışveriş Merkezi'nde aynı uygulamanın bugün ve yarın Anneler Günü'ne özel olarak yapılacağı haberi geldi. Yalnız, Danışmanlık hizmetini 'çılgın modacı' Zeynep Tunuslu üstlenmiş. Annemle gittiğimi düşünüyorum da; kahverengi döpiyesin altında mor spor ayakkabı ve pembe puantiyeli kasket ile annemi görmek çok eğlenceli olabilir aslında.

Anne de olabilir insan aşık da
İkisi de birbirine benzer çünkü/ ikisi de birbirini besler/ İkisi de yeni şeyler sever.../ Ah benim herkes özgür olmadan/ Hiç kimsenin özgür olamayacağını/ Bir türlü öğretemediğim/ Ah benim! Ah benim hayatta en çok/ En çok sevdiğini üzenim...
Yarın farklı bir şey yapın. Ruhunuzu dinlendirin. Heyecanları çok gerilerde bırakmış annenizin, soğana, una bulanmış ellerine bu kitabı tutuşturun. Şair Nur Saka'nın 2008 Sevda Ergin Şiir Ödülü birinciliğine değer görülen bu şiirini siz okuyun annenize.