AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-06-06
Münevver'in kara bir üzüm gibi bütün güzelliğiyle bize baktığı fotoğrafı öylece duruyor.
Fotoğrafın etrafında, her geçen gün yeni bir hikaye dilleniyor.
Yeni tanıklar, yeni ifadeler, son dakika gelişmelerle Münevver'in dehşet dolu katli medyanın büyük ilgisini çekiyor.
Sabah kuşağı kadın programları, haber saatleri, yazılı basın, Münevver cinayeti üzerinde, kendi meşrebince durdukça duruyor.
Olayın araştırılmasına katkıdan gittikçe uzaklaşılırken, ratingler patlıyor.
Vahim olan olayın, yeni bir reality show formuna yoğrulması.
Çünkü dizilerden daha etkileyic, sürükleyici gerçek bir trajedi içeriyor ve oldukça maliyetsiz.
Bunu nereden mi anlıyoruz?
Ekranlarda dakikalarca aynı görüntüler sarılırken araya reklamlar giriyor.
Ne idüğü belirsiz insanlar telefonlara bağlanıyor, ihbar yağmurları sürüyor araya yine reklamlar giriyor.
Sonra reklamlar bitiyor Münevver'in bir genç kız olarak mahremiyeti de bitiyor.
Onun küçücük masum hayatı didik didik ediliyor.
O kara saçları ve kara gözleriyle fonda bize bakıyor.
Bulunamayan katil zanlısı bahanesiyle Münevver'in görüntüsü ve öyküsünün trajik yanları süresizce kullanılıyor.
Bilgi vermenin ötesinde izleyiciyi etkileme ve ekran önüne yapıştırma kurgusu ağır basıyor.
Bu esnada da reklam ürünleri tekrar tekrar pazarlanıyor.
Üstüne üstlük konuyu sündürmek için 'O'nun kısacık ömrünü, kamu malı haline getiriyoruz, binbir meraklı soru şüphe adına ortalığa atılıyor.
Medyanın doymak bilmeyen elleri, kamu yararı veya sosyal hassasiyet adı altında maktulenin dünyadaki hatırasına da doymuyor.
Çünkü Münevver'in yaşı, öldürülme şekli, katil zanlısı ve kimliği medya iştahına ve fantezisine çok uygun.
O'nun başına gelenler sunulurken yeniden senaryolaştırılıp dramatize ediliyor
Sansasyonel görüntü ve hikayeler kan, suç, dram ve cinsellik içerdiklerinden çok kolay ve yoğun izleniyorlar.
Alt yazı ve müzik kullanımıyla ilgi doruğa çekiliyor.
Olayı daha fazla kitlelere izletebilmek için ağır tekrarlar ve' birazdan' anonslarına müracaat ediliyor.
Cinayetin adli ve hukuksal süreçleri sanki hiç işlemiyormuş gibi 'bilirkişilerden' fikir ve görüş alınıyor.
Bilirkişiler genel ve ortalama izahatlarla durumu geçiştirirken zaten program bitiyor.
Devamı yarına kalıyor, yarına yine esnetilecek kıvamda bırakılıyor.
Münevver'in defalarca dönen görüntüleri ve eşlik eden müzik de bitiyor.
Arkanıza yaslanınca Münevver'in kor bakışlarının nasıl bir pazar payına döndürüldüğünü anlıyorsunuz.
Utanabilsek utanırdık diye düşünüyorsunuz.
Bazı cinayetlerin medya tarafından derlenip toplumsal ilginin merkezine yerleştirilmesinde tek neden cinayetin 'vahşi şiddet'kullanarak işlenmesi oluyor.
Diğer kanallar da Münevver'in ölümüne saplanıp kalırken medyanın derdinin yeni ve farklı haber vermekten çok, birbirlerinden geri kalmamak olduğu da anlaşılıyor.
Bundandır aynı fasit daireye hapsedilmiş habercilik de bir adım bile atılamıyor.
Farklı habercilik yapmaya kalkmak ilahların lanetine uğruyor.
Aynı konunun benzer üslupla senaryolaştırılmış versiyonu bütün kanallarda yüzeysel ama ağdalı yorumuyla veriliyor.
Olmuş olayların, gerçeklerin medya tarafından yeniden uyarlanmaya en müsait olanları ve en sansasyonel olanları ayıklanıp, seçiliyor ve bize sunuluyor.
Ekranlar ve gazeteler başkalarının acılarının fotoğraf ve görüntülerinden besleniyorlar.
Acının mahremiyetini bir çırpıda harcayacak bir aymazlıkla...
Münevver'in trajik ölümü, yakalanamamış katil zanlısı kadar onun cinayetinin, rating canavarına tahvil edilmesi de bizim canavarlığımız oluyor.