AKŞAM GAZETESİ | Ali Saydam | 2009-06-06

kategori2

Bakalım İsmailov'a ne zaman vuracaklar

Adam gelmiş Antalya'ya iddialı bir otel dikmiş mi? Dikmiş...   Açılışında da bizim film festivallerinin bile getirmeyi beceremedikleri yıldızları havaalanında bizzat karşılayıp medyada başköşeye oturmuş mu? Oturmuş...
Otel çok mu lüks? Çok lüks...
Çok mu pahalı? Çok pahalı...
Peki adam da zengin mi? Zengin...
Çok mu zengin? Çok zengin...
Eh o zaman şimdi tam zamanı!... 'Usta gazetecilik' adına hiç öyle zaman kaybedilmesine gerek yok... 'Lüzumsuz araştırmalara' girişmeye de gerek yok... Azeri asıllı Rus işadamı Telman İsmailov'un bir iki açığını; ya da 'açıkmış izlenimi' yaratacak, 'açık olma olasılığı olabilme ihtimaline yakın (!)' bir tarafını bulduk mu yeter. Hemen yerden yere çalalım...
Tam fırsatı... Tiraj için bulunmaz Hint kumaşı...
İşte Telman İsmailov... Çakalım bir tane... Çakılmak için gerekli her şeyi var... Fazla kurcalamaya da gerek yok hani. Mesela Chelsea'nin sahibi Roman Abramovich gibi Oligark'tır mutlaka... Oradan 'girilebilir'... Ya da oğlu Antalyaspor'un yönetimindeymiş. Takımı satın almak istemiş de; belediye falan aslanlar gibi direnmiş... (İngilizler ona buna takımlarını, statlarını satıyorlar hani, akıllarını kaybetmişler herhalde) Buradan da bir iş çıkabilir... Sonra ailesine bakmalı... Varsa sevgililerine... Yatlarına, katlarına... Vardır mutlaka bir yamukluk... Peşine bir iki paparazzi takıp 'Özel haber' yapmalı... Tadından yenilmez...
Sonrasında bir şey çıkmayabilir. Olsun... Biz yaptığımız tirajla kalırız. Sonra adam itibarını toparlamak için ne yaparsa yapsın... Bize ne... Bir iki dava... Bir iki ceza... O da gazetenin 'pazarlama gideri' bütçesine yazılır zaten...
Bu muhteşem 'pazarlama iletişimi' olayında, üç şey dikkatimi çekti aslında:
Bir: O otel uzaydan getirilip dün oraya konmadı herhalde. İnşaatı sürerken, yatırım yapılırken, projesi, maketi ortadayken hiç mi haber değeri yoktu?.. İsmailov dün mü sahibi oldu otelin de, adam birden birinci sayfalardan girdi? Medyamızın bu konudaki 'pozisyonu' nedir acaba?
İki: Yaratılmak istenen izlenim şu: Bastırmışlar paraları. Richard Gere, Mariah Carey, Sharon Stone, Tom Jones, Seal, Monica Belucci eşlerini, sevgililerini, çocuklarını kapıp koşmuşlar otele... Satır aralarını okursanız başka bir manzara çıkıyor ortaya. Örneğin Richard Gere diyor ki:'Benim Tibet'teki vakfıma müthiş yardım yaptı. Onun için koşarak geldim...' Gelenlerin hepsinin bir şekilde geçmişten gelen uzun soluklu ilişkileri var, Rus işadamı ile... Demek ki, İsmailov uzun zamanlı iletişim ve ilişki yönetimi yatırımı yapıyor...
Üç: Bu tür işlerin PR'ı üç aşamalı yönetilir: Öncesi, sırası ve sonrası... Bunun öncesi hiç yoktu... Sırası, dört dörtlük... Bakalım sonrası nasıl olacak?.. 'Öncesi'ne bakınca pek ümitli değilim. Ama göreceğiz. İsmailov'a bu 'inanılmaz' derecede etkili ve iş hedefi dikkate alınırsa son derece ekonomik 'pazarlama iletişimi' projesinde hangi şirket ve/veya kişiler destek verdiyse helal olsun. Bir 'helal olsun'u da Telman İsmailov ile uzun bir röportaj yapacak ilk gazeteci arkadaşa saklıyorum...

Hiç yakışmamış...

Türkiye'nin uluslararası çapta yetiştirdiği üç profesyonel say deseler; biri hiç şüphesiz Cem Kozlu olurdu. Pek çok çevrenin güvenini kazanmıştır. Ne kadar istemişimdir, hangi partiden olursa olsun siyasete girmesini... Şu sıra Ahmet Davutoğlu'nun, Bülent Arınç'ın yapmaya çalıştığına benzer bir kalite anlayışı getirecekti o dünyaya...
Önümde Cem Kozlu'nun kitabının ilanı duruyor: Liderin Takım Çantası... Sol tarafımdaki kütüphanede ise Management Center Türkiye'nin Genel Müdürü Tanyer Sönmezer'in imzasını taşıyan iki kitap bana bakıyor: Yöneticinin Sırt Çantası, Yöneticinin Beslenme Çantası... Sonra Sönmezer'in Kobi Finans'ta kitaplarından da önce yayınladığı köşesinin adı geldi aklıma: Kobilerin Alet Çantası... 'Türkçe lastikli dildir; 'alet', 'takım' gibi kelimeleri kullanmamalı' diye konuştuğumuzu da hatırladım... Tanyer Bey'in bu yüzden kendini kahredeceğini sanmıyorum. Olgunlukla karşılayacaktır. Keşke Cem Bey'in yayınevi, internette küçük bir araştırma yapsaymış da başka bir ad verseymiş kitaba. Çünkü satacak olan zaten Cem Kozlu'nun markası, kitabın adı değil ki...