AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-06-06

kategori2

Sağlık piyasasındaki yangın

Bursa'da Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'ndeki yangında yoğun bakım servisinde bulunan 16 hastadan 8'inin hayatını kaybetmesi vahim ötesi bir olaydır.
Hastanenin alt katlarında başlayan yangın kısa sürede söndürülmesine rağmen kayıp çok fazlaydı, 44 kişi de dumandan zehirlenmişti.
Tomografi odasındaki ucuz kabloların tutuşmasıyla ortaya çıkan duman, ortak havalandırmayla hastanenin içine dolmuştu.
Yoğun bakım servisi de etkilenmişti.
Yaşam destek ünitesine bağlı yaşamsallıklarını üst düzey koşullarla sürdüren hastalar, dumandan ve kesilen elektrikle solunumlarının durması, mobil solunum cihazlarının da bulunmaması nedeniyle hayatlarını kaybettiler.
Bursa'nın 'akıllı hastanesi' sahip olduğu teknolojiyi kullanamamıştı.
Tomografi odasındaki hizmeti veren taşeron firmanın maliyeti düşürmek için ucuz kablo kullandığı söyleniyor.
Neo-liberal politikaların en önemli uygulama alanı sağlık ve sosyal güvenlik, hızla ticarileşip, özelleştirildi.
Neo-liberal sağlık politikalarıyla hastanenin bir işletme olarak karlılığı, kamu hizmeti ilkesinin önüne geçti.
Piyasaya tabi olmaya başlayan hastaneler çoğu hizmeti daha ucuz olduğu için dışarıdan almaya başladılar.
Bazı klinikler taşeronlara verilmeye başlanmıştı, tomografi odasında yangın çıkan Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'nde olduğu gibi.
Ayrıca yoğun bakım, ameliyathane, yeni doğan üniteleri dahil temizlik, güvenlik, yemek servisi atık toplama, hasta transferi gibi uzmanlık gerektiren işler de taşeron firmalara veriliyor.
Taşeron firmalar ise istihdam ettikleri personele sigorta ödememek için kıdem alamayacak sürelerde hastanelerde çalıştırıyorlar.
Taşeron firmaların işçilerinin yasal hakları başka bir emek sömürüsü olarak devam ediyor.
Ucuz maliyet, ucuz emek, yüksek karlılık hastaneleri bir ticari kuruluşu yaptı.
En temel insan hakkı olan sağlık hizmeti almak ise bir müşteri -şirket ilişkisine dönüştü.
Yüksek teknolojiyi kullanamayacak bilgi ve tecrübeye sahip geçici kadrolarla nasıl göz boyandığı da açık...
Hastane inşaat ve mimarisinde tercih edilmeyen yanmaz ve duman geçirmez kapılar, yanınca duman çıkartmayan kablolar ortak havalandırmaya açılmayan havalandırma sistemi, mobil solunum cihazları belli ki maliyeti artıracak kalemlerdi.
Teknolojinin nasıl yönetileceği sorusunu boş bırakan zihniyet gün olur yoğun bakım servisinde kendisini de bulur.
Ölen hastaların beyin ölümünü bekleyen hastalar olduğu açıklaması da hazindir.
Ölümün mukadderat olduğunun inancını aklın ve vicdanın gereklerini yerine getirmiş olan taşır.
Piyasaya pazarlanan hastaneler parça parça özelleşirken sevinenlerin, öngörmediği daha bir dolu kaza ve afete açığız.
Kamusal sağlık anlayışının yerine piyasa işletmesinin verimlilik adına ne idüğü belirsiz standartlara ve karlılığa dönük yönetim anlayışı hepimiz için bir tehdit.
Vatandaşın vergileriyle finanse edilen kamusal sağlık kurumlarının, albenili standartlarının altındaki ticari zihniyetlerle Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'ndeki yangın da açıklanacaktır.
Soruşturma ve incelemeler birkaç çalışanın başını yakacak ama sağlık piyasa koşulları kendini daim edecektir.