AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-06-06
'Kendi ayağına kurşun sıkmak'. ABD Başkanı Barack Obama'nın yarın Mısır'da yapacağı konuşmayı en iyi tanımlayan tabir bu. ABD'li lider, Kahire'den İslam dünyasına 'büyük seslenişi' gerçekleştirecek. Ancak Mısır öyle bir ülke ki Obama burayı seçtiği için kendi ile ters düşmüş olacak.
Neden mi?
***
Bugün El Kaide'nin böylesine bir öcü olarak sahnede olmasının ve dünyanın '11 Eylül öncesi ve sonrası' olarak ikiye ayrılmasının baş sorumlusu Mısır da ondan!
***
Ülkeyi 1981'den beri Hüsnü Mübarek yönetiyor. Daha doğrusu 'dikte ediyor'. Üstelik bu durum Mısır'ın alışık olmadığı bir durum değil. Mübarek'ten önce, başta Enver Sedat vardı. O da 'esip gürleyen' bir liderdi. Kısacası bu ülke 'firavunlar'a alışık.
***
Sedat öldürüldü. Tetikçi, Halid el İslambuli adlı bir İslamcı idi ama onun öldürülmesini planlayan grup içinde Eyman el Zevahiri de vardı. Yani El Kaide'nin beyni. Zevahiri birkaç yıl hapiste yattı ve ardından serbest kaldı. O ve takımı daha sonra Usame Bin Ladin'e katıldılar. Gerisi malum... El Kaide böylece bugünkü El Kaide oldu.
***
O dönem Zevahiri ve adamlarının grubu bir karar almıştı: Mısır örneğine bakarak Arap dünyasındaki diktatörlüklere lanet ediyorlar ve bu diktatörlüklerin bitirilmesi için arkasındaki gücün (yani ABD'nin) yok edilmesi gerektiğini düşünüyorlardı. Ve o dönemden beri bir 11 Eylül planlıyorlardı.
***
Onları tetikleyen, Mısır'ın ABD destekli diktatör rejimiydi. O rejim İslamcı radikal gruplarda 'ezilmişlik' hissi yaratıyor ve onları provoke ediyordu.
***
Kısacası 11 Eylül'e sürükleyen psikolojinin altında Sedat ve Mübarek'in inkar edilemez etkisi var. Şimdi ABD Başkanı Obama,11 Eylül'ün etkilerini silmek ve yeni bir sayfa açmak için Müslümanlar'a yeniden barış çubuğu uzatmak istiyor. Ancak bunu 11 Eylül'ün kaynağı olan bir yerden yapıyor. Bu, olacak iş mi?
***
Üstelik Mübarek yönetimi Bush politikaları ile öyle iç içe geçmiş bir imaja sahip ki yeni Amerikan yönetimi ile bu imajı yeniden yaratması imkansız.
***
Obama bu konuşmayı Mısır'dan yaparak uğruna savaştığı idealler ile ters düşmüş olacak. Bu nedenle önümüzdeki dönemde inandırıcılık sorunu yaşayacak. Oysa 'büyük konuşma' Endonezya'dan yapılsa hayallere yaklaşılmış olurdu...
S.O.S! Cem Yılmaz'ın ismi var cismi yok
PAZARTESİ akşamı Habertürk televizyonunda Ayşe Özgün'ün sunduğu 'Hayatın İçinden' adlı program vardı. Zaplarken tesadüfen gördüm. Programın altında 'Cem Yılmaz Habertürk'te' yazıyordu. O yazıyı görünce Yılmaz'ı izlemek için durdum.
***
Bu arada Özgün'ün solunda Yaşar Nuri Öztürk oturuyor. Ekranda Özgün ve Öztürk görünüyor.
***
5 dakika geçti. 10 dakika geçti. Cem Yılmaz ortalarda yok. Bu arada Öztürk hiç durmadan konuşuyor. Yüce Allah'tan giriyor, Atatürk'ten çıkıyor. Özgün arada bir kelime etmek istiyor ama ne mümkün!
***
'Herhalde Cem Yılmaz daha sonra çıkacak' deyip başka kanala atladım. Aradan yarım saat geçti. Habertürk'e yeniden döndüm. Baktım hala 'Yaşar Nuri Öztürk monoloğu' devam ediyor. Ancak bu kez kameraman açıyı genişletmiş. Meğer Ayşe Özgün'ün sağında da Cem Yılmaz oturuyormuş!
***
Düşünsenize ünlü komedyeni programa getirmişler, alttan sürekli anonsluyorlar ama onun ismi var, cismi yok.
***
Saygıdeğer Habertürk yöneticileri: Acilen Yaşar Nuri Öztürk'e, tercihen televizyonun pek seyredilmediği bir saatte, tek başına program yaptırın. Bu program saatler sürsün. Aksi takdirde bu konuşma enerjisi tükenmez!
Bir de bizleri kuru kuru Cem Yılmaz ismi ile kandırmaya çalışmayın! Sıkıcı programları bu yolla cazip hale getirme taktiği yürümüyor!