Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Artık burada çalışamam

Acı bir gerçek ile karşı karşıyayım. Başıma bir illet geldi yıllar içinde maalesef  tipik bir Milliyet yazarının çalışma adetlerini edinmeye başladım. Oysa eskiden her şey ne kadar güzeldi, her ortamda her koşulda yazımı rahatlıkla yazabiliyordum. Şimdi ortalama bir Milliyet yazarı gibi yazıya başladığım zaman dünyada derin bir sessizlik, insana huşu, ilham veren bir ortam, new age müziği gibi insan beynini uyuşturabilen bir duygusal ortam filan isteyebiliyorum.
Bu illeti 'Kendimin Hasan Cemal'leşmesi süreci' olarak nitelendiriyorum. Bu bir anlamda kişisel bir felaket tabii ki... Ama yapacak bir şey de yok. Tabiat öcünü alıyor olmalı benden...
Geriye doğru evrimim tamamlandığında birbuçuk insanın Yazı İşleri programında yazılarımın istisnasız hepsinin büyük coşkuyla okunacağına da eminim.
Milliyet'in köşe yazarlarının oturduğu kat, hastaları uyuşturularak hepsi birden aynı anda uyutulmuş bir akıl hastanesine özgü sessizlik içinde olmalı. Ve her Milliyet yazarı ULU, YÜCE ve KENDİSİNE ZORMUŞ GİBİ GELEN görevine başlamak için bilgisayarının başına oturduğu zaman tuşlardan çıkan ses bile onun konsantrasyonunu bozuyor olmalı.
Ama benim böyle bir ortama kavuşma şansım yok. Burada artık çalışabilmem imkansız, nedenini de evdeki çeşitli seslerle ayrıştırdığım kategorilerle açıklayacağım size. Durumumu iyi anlayın diye de en ufak sesten en yüksek sese doğru gideceğim.

1- RANA'NIN DOĞAL KONUŞMA SES DÜZEYİ: Ne tür bir felaketle karşı karşıya bulunduğumu, evdeki en düşük ses kategorisinde onun sesinin bulunmasından anlayabilirsiniz. Normalde sevecen bir ses tonuyla 'Günaydın' dediği zaman bütün mahalleyi, bırakın mahalleyi, tüm semti uyandırabilen bir kadından söz ediyoruz burada.
Bir süre önce Taksim'de otururken sabah mahmurluğu içinde hafif bir şekilde 'Günaydın' demişti. O gün Nişantaşı'nda uyumakta olan insanların panik içinde uyandıkları hala daha konuşulur şehirde. Nişantaşılı Ahmet komşularının o günü 'Kıyamet günü' olarak andıklarını hala daha anlatıyor.

2- ÇIKITIP, ÇIKITIP, ÇIKITIP, ÇIKITIP: Bu, kedilerin mermer zemin üzerinde yürürken çıkardıkları ayak sesi oluyor. 'O da bir şey mi aman canım ne olacak kedi sadece' diyen varsa sıkıysa gelin de dinleyin bakalım, bu sese dayanabilecek misiniz? İnsan bu sese bir kez takınca dört dörtlük ruh hastası olabiliyor. Üstelik kedilerin hepsinin boynunda çanlar da var. Bunlar da sadist olan Rana tarafından takılmış durumda
Şimdi her adım attığında boynundaki çan çalan bir kediyi Milliyet'in yazarlar katına bıraksam ve onlar o MUHTEŞEM SAAT geldiğinde ULU, YÜCE ve kendilerine göre ÇOK GÜÇ OLAN görevlerini yapmak için bilgisayarın başına oturduklarında koridordan şöyle bir ses yankılanmaya başlasaydı ÇIKITIP ÇANNN ÇIKITIP ÇANÇAN (bazen kedilerin ayakları mermerde kayabiliyor ben ne yapabilirim ki?) ÇIKITIP ÇANN... Bunu duysalardı kolektif olarak beyinleri durabilirdi. (Aslında bu kendi başına çok kötü bir şey değil. En azından bu şekilde vahim durumlarını açıklamakta mazeretleri olurdu). Ama ne yazık ki onlarla aynı illete tutulduğumdan o sesi duyduğumda yazmam biraz aksayabiliyor

3- ŞLAK, ŞLAK, ŞLAK, ŞLAK: Bin kez rica ettim Rana'ya, 'Evde çalışan kıza bir ev ayakkabısı al' diye ama yok almıyor ve kız da terlikli haliyle merdivenden aşağıya yukarıya koşup duruyor. Bu sesi tamamen durdurmak için bir çare var aslında. Odadan çıkıp o kızı hemen öldürebilirim tabii ki ama Rana da bazen terlikle koşup duruyor aşağıya yukarıya. Hatta o koşarken konuşabiliyor da, ŞLAK ŞLAK ŞLAK VUVUVUUUUUŞLAK ŞLAK... Ses de o zaman bu duruma dönüşüyor.
Evet bu işkenceyi durdurmak için onu da hemen öldürmem gerekiyor. Sadece sessizlik olsun diye seri katilliğin hakimler tarafından anlayışla karşılanacağını bilsem hiç düşünmeden yapardım bunu.

4- UMPF UMPF UMPF OHHHHH HAP HAP UMPF: Uzun yıllar önce Ertuğrul Özkök ile Washington'da hayvanat bahçesine gitmiştik. Büyük bir şans eseri iki hipopotamın seks yapmasını izlemiştik. Babam odama girip oturduğunda düzenli bir şekilde seks yapan su aygırlarının sesini çıkarıyor. Dinlenirken bile, rutin olarak yapabiliyor bunu. Bu neden böyle, neden o tuhaf sesler çıkabiliyor, ben anlayamıyorum. Yaşlı olmasına bağlıyor bunu. Ben de ona 'Sevgilinle otururken veya içki içiyorsan bu sesler hiç çıkmıyor, bana kastın ne? Ne yapayım yani; yazı yazmaya çalışırken sesini  kes diye kucağına kadın mı koyayım?' diyorum. O da 'Olur koy, o zaman nefesimi bile tutarım' diyor.

5- UMPF UMPF HOHO OHHHHHH UMPF: Dördüncü maddedeki sesleri sakin bir şekilde otururken çıkarabilen babam, birkaç gün önce bence mahşer olarak nitelendirilmesi gereken bir şey yaptı ve odamda otururken elma yemeye de başladı.
Bir defasında sadece elma yediği için bir sevgilimi boğmaya çalıştığımı da bildiğinden (seslere karşı biraz duyarlılığım olduğu söylenebilir) elmayı ağzını kapayarak çiğnemeye çalıştı. Bu ise burnundan çıkan sesi beş misline filan çıkardı ve ben yemin ediyorum o gün yıllar önce dişi su aygırının orgazm olurken çıkardığı o korkunç sesi tekrar duydum.
Hipopotamlar şöyle çiftleşiyor: Dişi su üstüne yatıyor, erkek üstüne çöküyor. Erkek her türde daha şişko daha kaba olması gerektiğinden dişi bütün seks boyunca suyun altında yatmak zorunda kalıyor. Velhasıl orgazm olacağı zaman da suyun altında bağırması gerekiyor.
Bu, babamın elmayı sıkıca kapadığı ağzında çiğnerken, yine de yükselen elma çiğneme sesinin burnundan gelen olağanüstü yüksek soluma sesiyle karıştığı zaman çıkan ses ile aynıydı. Odam Linda Blair'in içinden şeytan çıkarılırken son anda çıkarttığı hırıltılı ses ile dolmuştu. Elimde belge olsun diye teybe aldım. Bir gün Ertuğrul Özkök'e de baştan ne dinlemekte olduğunu anlatmadan dinleteceğim mutlaka. Nostaljik duygularla o hayvanat bahçesi ziyaretimiz gününü hatırlayıp duygulanacak ve bir ihtimal de ağlayacaktır.
Bu arada hipopotamların da elmayla beslendiklerini unutmayın. Acaba çiftleşirken de elma yiyorlar mıydı? Bu kafamdan tamamen çıkmış.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3