İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

2011'in siyasal dengelerine doğru

Bülent Arınç'ın kabineye girdiği günden bu yana kamuoyundaki görünürlüğüne ve 'gündem tayin ediciliğine' bakar mısınız...
Arınç, gün geçmiyor ki birinci sayfalara çıkmasın, en çok konuşulan demeçleri vermesin.
Üstelik bunların büyük kısmı 'iktidar partisini zorlayan Deniz Feneri' gibi kritik dosyalarla ilgili. İktidar, Deniz Feneri aşınmasından kurtulmak istiyor, bunu Arınç üzerinden yapıyor.
Sadece Arınç'ın yüklendiği 'misyon' bile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 29 Mart sonrası planlarının ipuçlarını göstermeye yetiyor.
Erdoğan'ın kabine revizyonuyla birlikte '2011 yılındaki genel seçimlere yönelik yeni stratejileri' sahaya sürdüğü belli. Başka adımlar da o büyük stratejinin küçük taktikleri.
Yedi yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dışında öyle çok parlayan, ahım şahım sivrilen başka bir siyasal figür görmedik. 
Erdoğan'dan başka gündem belirleyen isimler 'Gül, Arınç ve Şener' olmuştu. Yani iktidar partisinin 'dörtlü sacayağı'...
Bunların dışındaki partililer ya da bakanlar ne eylem ne de söylemleriyle kamuoyunun dikkatini çekebildiler. Elbette görevini çok iyi yapan bakanlar da var ancak iş 'popülerleşmeye, kalıcı-güçlü bir politik profili çizmeye gelince' olmuyor. Ne bileyim bir Adnan Kahveci çıkmıyor işte.
Gül'ün Köşk'e gitmesi, Şener'in başka denizlere açılması, Arınç'ın istirahate çe-kilmesi Erdoğan'ın işini zorlaştırmıştı. 'Tek adam' profili Erdoğan için yorucu, partisi için yıpratıcı oldu. Bu, 29 Mart sandığının sonucuydu, gereği için Arınç kabineye girdi. 
Seçİm sonrasI deĞİŞen tonlama
Genel seçimler 2011'de yapılacak, sonra yeni Cumhurbaşkanını halk seçecek. 2015 ve sonrasına giden dönem için kritik sınavlar. Pekala Türkiye başka bir hükümete, belki de koalisyona geçebilir. Çankaya Köşkü'ne hiç tahmin edilmeyen bir isim de seçilebilir. Türkiye'nin siyasal haritası tamamen değişebilir. Bu farkındalık Başbakan'a 'alarm zilleri' çaldırdı.
Yaşanmakta olan siyasal süreçteki gelişmelere dair her türlü okumayı bu eksende yapmak mümkün.
Arınç, ilginç bir şekilde radikal ve itici söylemlerinden uzaklaşmaya, kamuouyunun hassas olduğu dosyalarda çoğunluk adına 'vicdan sesi' olmaya başladı. Zahid Akman için daha ne desin?
Seçim sonrasında iktidarın ve Başbakan'ın bir tonlama değişikliğine gittiğine hiç şüphe yok. Gerginlik siyasetinin ülkeye zarar verdiği, sosyal katmanlar arasındaki kutuplaşmayı artırdığı, kendi partisini yorduğu ve herkes için büyük bir fatura çıkarttığını gördü. Erdoğan açık biçimde vites değişikliğine gidiyor, yeni rota belirliyor. 
Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde Koç Müzesi'nde İstanbul'un büyük sermaye sahipleriyle buluşması bu anlamda önemli ve kayda değerdi. Sonrasında ekonomik krize ilişkin belki ilk kez bu kadar kapsamlı bir çalışmayı geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiler. Daha önce parça parça, çeşitli paketler açıklanmış olsa da krizin etkilerini böylesine ciddiye aldıkları bence ilk paket.
Söylem merkeze, kadro köklere
IMF ile işbirliğine mesafeli durmaları 'siyasi endişelerle' ilgili. Yeni anlaşmanın ilk genel seçimlere gidilen 1.5 yıllık süreçte iktidarın elini kolunu bağlayacağından kaygılanıyorlar. Bence iktidar partisi IMF konusundaki yaklaşımıyla hata yapıyor. Dünya derin bir krizin ortasında. Bizim reel sektör büyük darbe yedi. Finansal anlamda iyi bir sınav versek de reel sektör odaklı yaklaşımlara ihtiyaç var. IMF anlaşması yararlı olur.  2001 sonrası bu ülkenin gösterdiği fedakarlıkların, yeniden yapılanma çalışmalarının meyvelerini toplama zamanı. O çabaların boşa gitmemesi lazım. IMF ile bir anlaşma yapılması sürecin daha sağlıklı yürümesi bakımdan güvence olur. Ne var ki seçimlerin ucu gözüktü. İlerleyen günlerde anlaşma yapılsa da yapılmasa da sandığa etkileri olacaktır.
2011 yılı seçimleri çok partili demokratik hayatın en çetin mücadelelerinden birine sahne olacak gibi. Erdoğan'ın hamleleri buna hazırlık amacı taşıyor.
Erdoğan'ın siyaset yapma biçimine göre, 'söylemde merkeze doğru yelken açtıkça', 'kadrolarda öze dönüş' yaşanıyor ya da tam tersi. Bir denge arayışı. Yeni kabine, Saadet tabanına dönük kaygıları da yansıtıyor.
İkinci dönem iktidarları zordur, Arınç 'bir bilseniz neler yaşıyoruz?' dedi geçenlerde. İktidarın kongrelerinde yer yer kavgalar çıkmaya başladı. Yeni partiler peş peşe siyaset sahnesine atılıyor. Cindoruk, Şener ve belki yenileri... Erdoğan, çok zorlu bir siyasal dönemece girdiğinin farkında. Seçim sonrasının tonlama değişikliği o virajların kazasız atlatılmasına dönük manevralar. Kan değişimi bürokrasiye yansımaya başladı. O ayrı bir yazı konusu.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3