AKŞAM GAZETESİ | Mehmet Kenan Kaya | 2009-06-08

kategori2

Televole Fazıl Tibet'e gitsin!

Saydım: Bozuk bir Türkçe ve çocuksu bir üslupla kaleme aldığı mektubu tam        6 bin 870 vuruş...
İlk cümlesi de şu: Mustafa Kemal Atatürk, bugün bu saatte yaşıyor olsaydı, muhtemelen: 'Akdeniz'deki ordular! İlk hedefiniz Anadolu'dur ileri!!! emrini verirdi...
Kim yazmış bu zeka fışkıran cümleyi: Türkiye'nin piyano dehası Fazıl Say...
Kime?
Yüzde 23 oy aldığı ve AKP'yi denize dökemediği için kızdığı CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a...
Çünkü yerel seçimde kıyı bölgelerini 'fetheden' Baykal, Anadolu'yu 'öteki'lere kaptırmış...
Bu da çok endişelendirmiş Bay Virtüöz'ü...
Ama bunun 'solo' bir endişe olmadığını, yaklaşık 20-30 milyon kişinin aynı durumda olduğunu da eklemiş.
Yani... 'Sayın Baykal, bana benzeyen, benim gibi yaşayan 20-30 milyon kişi endişe içinde... Ama siz hizaya getiremediğiniz için 'öteki 50 milyon' bize benzememekte ısrar ediyor' demiş.
Deha iteklemeli bir entelektüel olduğu için Atatürk'e ait olduğunu iddia ettiği bir sözle de yol göstermiş: Atatürk'ün 'Ben halkı niye dinleyeyim? Halk beni dinlesin!' diyen, 'cesur tip bir lider' olduğunu söylemiş.
Özetle: 'Seçim meçim tıraş, halk istiyor diye ülkeyi AKP'nin yönetecek hali yok ya... Tek Parti CHP'si iktidardayken, halkı ipliyor muydu? Siz niye ipliyorsunuz!' buyurmuş.
Bir de... Baykal'ın seçim kampanyası sırasında Erdoğan'a laf yetiştirmesine, 'at, eşek, katır' gibi sözcükler kullanmasına çok öfkelenmiş.
'Kendimi haftalarca 3 yaş zekasının içinde buldum' diyor (Diğer haftalardaki oran ne acaba?)...
Bunun açılımı da şu: O Kasımpaşalı olabilir, ama siz CHP elitisiniz! Tıpkı hizaya getirilmesi gereken halk gibi Kasımpaşa da 'öteki' çünkü!!
Ve daha bir süre herze...
Peki niye yapıyor Say bunu?
Neden yazmak ihtiyacı hisseti o mektubu?
Etik kötek, sanatçı duyarlılığı, halka yol gösterme misyonu falan tamam da...
Baykal'ı dinlerken dehası 3 yaş seviyesine çakılan Dahi, bir yıldır sistematik olarak sürdürdüğü bu 'çağdaş ve laik hassasiyet'in 'alt metni'nin okunamadığını, kendisini bir 'sahne adamı'ndan abuklayan bir muhalife, şuursuz bir aktiviste dönüştüren sürecin fark edilmediğini mi düşünüyor?
'Acıklı' olduğunu biliyorum ama kronoloji ne yazık ki şu:
l Fazıl Say, geçen yıl kendisini azınlık gibi hissettiği için bu ülkeyi terk edeceğini söyledi. Bu imaj çalışması için kızını afişe etmekten bile çekinmedi. 6 yaşındaki bir çocukla ülkesini karşı karşıya getirmeyi bile başardı.
l Provokasyon tuttu. Bir gazeteden ötekine, bir kanaldan diğerine koştu. Miting havasında geçen birçok konser verdi. Chopin'i, Mozart'ı kullanarak laiklik ayinleri düzenledi.
l 'Sivas 93'ün müziklerini yaptı. Kapalı gişe oynadı. Oyunu izleyip reklam katkısında bulunsun diye Orhan Pamuk'u davet etti. Pamuk, daveti nazikçe reddedince ortalığı birbirine kattı. Güya adını vermeden 'Nobel Ödüllü bir yazar benim oyunumu seyretmeye gelmedi' diye röportajlar verdi. Sanki Pamuk, onun oyununu seyretmeye mecburmuş gibi...
l Sabih Kanadoğlu'nun evinde yapılan aramada CD'lerine el konunca fırsatı kaçırmadı. Aramadan sonraki ilk konserine Kanadoğlu'nu davet etti. O konseri de bir siyasi gösteriye dönüştürdü.
l Geçen hafta da Baykal'a (anlamını bilmediği birçok sözcüğü yalan yanlış kullanarak berbat bir üslupla, provokatif bir mektup yazdı. Halkı hiçe saymadığı için Baykal'ı istifaya çağırdı.
Şimdi sözü hiç eğip bükmeye gerek yok: Fazıl Say, bütün bunları iki yıl önce üstüne yapışan ve bünyesinde ağır bir travmaya yol açan 'Televole Fazıl' imajını silmek için yaptı.
Çünkü...
2008-2009 sezonunda muhalif ve aktivist takılan Bay Virtüöz, 2007'de Türkiye'nin en dahi magazin figürüydü.
l Yaklaşık 6 ay Hande Ataizi ile büyük bir aşk yaşadı. Nişantaşı sokaklarında kameralar kayıttayken zilzurna sarhoş yerlerde yuvarlandı.
l Magazin eklerine sevgilisiyle röportajlar verip 'Hande ile biraz dağıtmak istiyoruz' dedi. Ve gerçekten dağıttı.
l Cimri ve sıkıcı olduğu gerekçesiyle terk edilince kendisine Japon bir aktrist buldu. Bir süre de o aşkın rantıyla idare etti.
l Sonra araya Aşık Veysel'in torunu Çiğdem Özer'i sıkıştırıp otantik reklama geçti.
l E, bu kadar magazine batınca da yüksek sanat yapan dahi piyanist algısı yerle bir oldu. 'Dünyaca ünlü piyanistimiz' imajı yerini 'beceriksiz sarhoş çapkın'a bıraktı.
İşin özeti şu: Bay Virtüöz, şimdi muhalif, laikçi ve aktivist takılarak magazin dünyasından yediği o golleri çıkarmaya ve yeniden 'dünyaca ünlü piyanist'e dönüşmeye çalışıyor.
Bunu yaparken de gevezelik edip saçmalıyor. Kafa şişirip zihin bulandırıyor.
Aslında o, 'Ya sev ya terk et' mağduru bir azınlık, anlaşılmamış bir sanatçı falan değil.
'Yatıyorsan katlan' kuralını eline yüzüne bulaştırmış bir çapkın olarak gündemi mağdur eden şımarık bir çocuk.
Galiba onun için söylenecek tek şey şu artık:
İyi bir şey yapmak istiyorsan, 'Televole Fazıl'ı unutturmak için bu ülkenin zaaflarıyla oynama...
Mesela Tibet'e falan git!
Magazinin kirinden arın öyle gel!   Olur mu?
Çünkü çok sıkıldık!

Çelik 'teneke' oldu
milletvekili de olur mu

Cumartesi günü Kelebek'te ultra Türk, ultra Kemalist ve ultra Dost Çelik'le yapılmış bir söyleşi yayımlandı. Haberden öğrendik ki, bir yandan 'cicili bicili kız' şarkıları söyleyip bir yandan 'Sanat dünyasında tek başına muhalefetim' diyen popçu, sonunda Azerbaycan'da oturma izni almayı başarmış.
Sırada da Azeri vatandaşlığı varmış.
Çelik, Bakü'ye giderken İBDA-C'den ölüm tehdidi aldığını, karısından da bu yüzden boşandığını söylemişti ama... Başı bu kadar dertteyken koruma isteğinin Vali tarafından reddedilmesi de tuhaftı tabii. Ya Vali böyle bir bu sorumluluğu alacak kadar maceraperest ve cesurdu ya da Çelik abartıyordu.
Neyse... Mesele bu değil. Mesele söyleşide 'Amacım siyasete atılmak. Kesinlikle devlet içerisinde görev alacağım' diyen Çelik'in korkutucu sinyaller veren zihin bulantıları... İşte kendi sözleriyle 'muhalif sanatçı, siyasetçi namzeti ve müstakbel Azeri'nin '1 ayak üstünde 40 yalan açıklamaları':
l Karımın ve çocuğumun can güvenliğini sağlamak için Seray Sever'i kullandım.
l (Aynı röportaj, iki paragraf sonrası) Seray haber sızdırma konusunu çok iyi biliyordu. Ben de diğer haberlerden kurtulmak için Seray'ın beni kullanmasına izin verdim. 
l Eğer bu haberler üzerine tek kelime ederse ona ayakkabılardan bahsederim. O mesajımı alır. Evet, bu tam olarak bir tehdit...
Özay Şendir, geçen gün bu olaydan söz ederken 'Çelik değil tenekeymiş' yazmıştı ya... Galiba az söylemiş. Ama benim aklıma başka 'metal' gelmiyor, ne kötü!

'Öldürme, azcık korkut
bi kere bedavaya versin'

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi, iki hayat kadınına tecavüz edip para ve cep telefonlarını çalan çeteye 2 ila 32 yıl arasında değişen hapis cezası verdi.
Üstelik hayat kadınlarının şikayetten vazgeçmesine rağmen (Tehdit, Çelik'in tekelinde değil, sonunda çeteler de yapabiliyor bu işi)... Mahkemeye bravo!
Çünkü... Bu ülkede hayat kadınlarına tecavüz edip öldüren adamlar, müstakbel tecavüzcüler tarafından internet sitelerinde mercek altına alınıp gıptayla inceleniyor. Forumlara şöyle laflar kusuluyor:
Hayat kadınıymış tamam. Hadi tecavüz ediyon da niye öldürüyon, azcık korkut bi kere bedavaya versin.