AKŞAM GAZETESİ | Mehmet Kenan Kaya | 2009-06-08
Niyazi Çapa, 67 yaşında bir işadamı. Hayata eczacı çırağı olarak atılmış, ilaç mümesilliği yapmış. Şimdi Eskişehir'deki şirketinden 26 ülkeye protez ihraç ediyor.
Taşra ölçüsünde metroseksüel diyeceğim ama değil! İnce kravatları, L'Oreal siyahı saçı, dudak üstü bıyığıyla olsa olsa retroseksüel bir imajı var.
Ama 'iyi' biri galiba: Çünkü -ne demekse- Eskişehir'de iki kez 'Yılın Babası' seçilmiş, 45 kişi aval aval seyrederken denize atlayıp boğulmak üzere olan birini kurtarmış!
'İyi Baba'nın bir diğer özelliği de Söğütlü oluşu ki, bu çok önemli. Çünkü Osmanlı'nın filizlendiği yerde dünyaya gelen Niyazi Baba, aynı zamanda Osmangazi Kültür Dernekleri Federasyonu'nun da Başkanı.
Ama Başkanlık kesmemiş olacak ki, sanki padişah-mış gibi poz verip, kendisine bir sultan tablosu yaptırmış.
(İnanmayan arşiv tarayıp baksın! Başında Söğüt işi Osmanlı poşusu, yüzünde Ertuğrul Gazi özentisi bir vakur, sol kol kılıç tutar gibi yana açık. O kadar havaya girmiş yani...)
Sanki Sultan I. Niyazi! (Osmanlı'da Niyazi adlı bir padişah yok ne yazık ki, akıl etseler Sultan II. Niyazi daha karizmatik olurdu)...
Sultan Baba'nın kısa portresi böyle.
Ama asıl haber, 9 Ocak'ta Eskişehir'de yaptığı akla ziyan eylemin bu hafta karara bağlanmış olması...
Unutanlar için hatırlatayım: Sultan I. Niyazi ile maiyeti, o gün ellerinde birtakım pankartlarla dernek kapısı önüne yığılmış ve kimsenin anlamadığı bir şeyi protesto etmişti.
Pankartların bazılarında 'Bu kapıdan Yahudiler ve Ermeniler giremez', bazılarında da 'Köpeklere giriş serbest' yazıyordu.
Bunca süzme salaklık yetmezmiş gibi, maiyetten biri de kucağındaki Sibirya kurduyla gazetecilere sırıtıyordu.
Neyse ki, saltanat ve halifelik kaldırdıldığı, örfi hukuk tedavülde olmadığı için Sultan I. Niyazi, bağımsız mahkemelerde yargılandı ve geçen salı açıklanan kararla 'halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama' suçuyla 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dava sonunda Mahkeme Başkanı, hapsi 3 bin lira para cezasına çevirdiğini açıkladı.
'Bu dozda 'faşizm'e 3 bin lira... 26 ülkeye protez satan bir Sultan'a koymaz' diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Zira karara itiraz eden Sultan, temyiz için bir üst mahkemeye gidiyor.
Bence önemli olan da bu... Çünkü bazıları için toplumsal sorumluluk, yurttaş dayanışması da bu noktada başlıyor.
Hani, Varlık Vergisi'ni, 6-7 Eylül'ü, 1964 sürgününü görmezden gelip, Başbakan'ın 'Bu ülke azınlık vatandaşlarına faşizm uyguladı' sözlerine kızanlar var ya... Bu kutsal görev onların şimdi!
Bence hepsi Sultan I. Niyazi'nin etrafında kenetlenmeli, onu cesur direnişinde, zeka küpü eylemlerinde yalnız bırakmamalı...
Mesela birer Sibirya kurdu kapıp mahkeme salonlarına akın etmeli.
Çünkü nedir?
Cumhuriyet tarihinde bir tek Yahudi ocaklarda taş kırmamış, 6-7 Eylül'de Eleni'ye kimse el sürmemiş, Yorgo 1964'te tahta bavulla Atina'ya şutlanmamıştır.
Bütün bunlar gavur masalı ve bu ülkenin tek gerçeği 'Sultan I. Niyazi'dir.
Turşusunu kurun.
Çok yaşasın Padişahınız!
Haftanın sözü
'Eskiden takozla sevişirdik'
Müjde Ar... Yeşilçam'da kısa boylu
kadın oyuncunun uzun boylu jöne
nasıl yetiştiğini anlatıyor!
KAYBEDEN
1-'Başbakan arkamda olmasa ben bu koltukta oturabilir miyim? Arınç da istifamı istemedi' diyen RTÜK Başkanı Zahid Akman... Devlet görevini 'koltuğum' diye kodladığı, pişkinlikte ölçü tanımadığı, Arınç tarafından jet hızıyla yalanlanmasına rağmen bu sabah da 'koltuğu'nda oturduğu için...
2-26 yaşındaki Avrupalı gençlerden ücret almayan, başka kıtalardan gelen gençlere bilet kesen Louvre Müzesi yetkilileri... Avrupalılar kadar Ugandalılar'ın, Çinliler'in, Mısırlılar'ın da ufkunu genişleten Mona Lisa üzerinden 'faşizm' yaptıkları için...
3-Hala kalbi çarpan bir bebeği 'Öldü' diye reçel kutusuna koyup annesine veren Balıkesir Doğumevi yetkilileri... İhmal, sorumsuzluk, vicdan gibi sözcüklerin içini boşaltıp bir anneye iki kez ölüm acısı yaşattıkları için...
4-İlk yangında 8 kişiye mezar olan 'gerizekalı sağlık binası'nı 'akıllı hastane' diye yutturmaya çalışan Sağlık Bakanlığı... 'Akıl, gel şeyime takıl' mantığıyla sağlık politikası ürettiği için...
5-Sanki şık ve zarif Nimet Çubukçu'nun değil, Rahşan Ecevit'in halefi gibi davranan Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf... Çok demode, çok zevksiz giyindiği, erkek Meclis'ini dönüştürme görevini ihmal ettiği için...
KAZANAN
1-Babası Vedat Türkali'nin son romanını 'maço' ve sıradan bulan sinemacı Deniz Türkali... Dedikodu yazarlarının bile 'cemaat'leştiği bir ortamda babasını eleştirebilecek kadar birey olduğu için...
2-Yumurta ve şemsiye tacizinden bunalan İslamcı yazar Hüseyin Üzmez'in 5 koruması... 14 yaşındaki bir çocuğu taciz etmekle suçlanan ve her açıklamasıyla yeni bir skandala yol açan bir adamı para karşılığı korumayı kabul edip, krizin sürtünmediğini ispatladıkları için...
3-Türkiye'de 3 büyük takımda çalışıp 3'üne de şampiyonluk sevinci yaşatan Mustafa Denizli... Türk futbol tarihinde bir ilke imza attığı, herkese profesyonellik dersi verdiği ve başarıyı şova dönüştürmediği için...
4-Bu hafta 5 yaşına basan İstanbul Modern'in kurucusu Oya Eczacıbaşı... 5 yılda vazgeçilmez bir marka yarattığı, kentin sanat yaşamına yön vermeyi başardığı için...
5-Bahçeşehir vahşetinin izini süren ve meslektaşlarına haber atlatan AKŞAM muhabiri Ercan Öztürk... Muhabirliğin gazetecilikteki en heyecan verici iş olduğunu bir kez daha kanıtladığı için...
Magandalarımız Jancis Hanım'ın poposunu neden çimdiklemedi?
Jancis Robinson, The Financial Times'ın şarap eleştirmeni...
60'lı yaşlarda, bakımlı lakin alımlı olmayan bir kadın.
Geçen cuma, 37 yıl sonra yeniden ülkemize geldi ve ayağının tozuyla şu tespitte bulundu:
Türkiye çok değişmiş çünkü kimse popomu çimdiklemedi (Neyse ki, 'Ben de yaşladım galiba' diye de eklemiş).
Jancis Hanım Oxford'da matematik, üstüne de felsefe okumuş.
Ama iyi bir gözlemci değil galiba.
Tespiti kısmen doğru ama çok eksik.
Evet, o 37 yılda Türkiye çok değişti ama bu değişime magandalarımız da kayıtsız kalmadı.
Memeye balkon, popoya çimdik aşıldı. Artık mevzuya direkt giriliyor:
İslamcı dedeler sübyanlara takılıyor, lumpenler 1000 lira için 44 darbeyle travesti bıçaklıyor, halk arasında pandik, degüstatör dilinde 'çimdik' diye tabir edilen eylemler ise Cumhuriyet kutlamaları, yılbaşı eğlenceleri ve 1 Mayıs yürüyüşlerinde yapılıyor. Hatta toplumsal infiallere yol açan cenazelerde bile...
Özetle: Magandalığın hareket alanı genişledi, nüfus gençleşti, istihdam arttı.
Yani!
Lady Degüstatör, Türkiye'de poponuza çimdik yemediyseniz üzgünüm ama galiba değil, gerçekten yaşlandınız demektir.
Orhan Pamuk nasıl öpüştü?
Orhan Pamuk'un geçen hafta La Repubblica'da 'Venedik'te Öpüşmek' başlıklı bir yazısı yayımlandı. Pamuk İtalyan okurlarına, gençken doya doya öpüşemediğini, 'yapay'lık mağduru olduğunu anlattı.
Ama neredeyse öpüşmekten başka bir sözcüğün geçmediği yazıdaki canlı alıcı cümle şuydu: 'Bir akşam bir çiftin öpüşmesine tanık oldum. 'Acaba kameralar nerede?' diye sormadan edemedim.'
Dünyanın herhangi bir yerinde Nobelli falan değilse öpüşen çiftlerin peşinde kameramanların koşturmadığını...
Ve yazarların gerçeği gerçek değil-miş gibi göstermekteki ustalığını düşünürsek.
Bu cümleden şunu kestirebiliriz galiba:
O gün öpüşen herhangi bir çift değil, Orhan Pamuk ile sırılsıklam aşık olduğu Hintli sevgilisi Kiran Desai'ydi.
Geç ama güzel: Pamuk yapay öpüşme sendromundan 57 yaşında kurtuldu.