AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-06-08
Vefa'da oynarken ayağı kırılınca Beşiktaş'ta oynama şansını yitiren Ömer Güvenç'le başlayacağız. Maç sonu Mustafa Denizli'ye sordu: 'Hocam ağlıyor musun?'. Bu işi yaparken öyle bir haldeydi ki, gözyaşları daha fazla akan kendisiydi. Birbirlerine sarılmalarına çok az kaldı. Sanırız, yayından sonra bu işi tamamlamışlardır. Beşiktaş'a 'Duble yaptıran' Teknik Direktörü'nün içdökmeleri etkiledi bizi. Geçen yıl toprağa verdiği 'Büyük Kartal Ağabeyi'ni anımsattı ve patladı; 'Ben dört yaşından beri Beşiktaş'lıyım. Bu takımı sevmek için illa formasını giymek şart değil'.
'Ben görevdeyken, bu kapıdan giremez' diyen Yıldırım Demirören'e kefalet verenlerden biriydik. 'Denizli Beşiktaş'lıdır' deyip Çeşme anılarımızı aktarmıştık. Yeri gelmişken takım ilk yarıyı 6. tamamlayınca en ağır eleştirileri yolladığımızı itiraf edelim. O dönem 'Beşiktaş şampiyon olur' diyenlerin sayısı hayli azalmıştı. Liderleri ise Ali Şen'di. Bunu da, hakça kayda geçelim. Tıpkı Başkana 'Sultan Kabus'un oğlu' dememiz gibi.
Lucescu'nun görevi reddedişi, belki de çifte mutluluğun başlangıcıydı. İbrahim'lerin öldüresiye Kickbox'u hatırdan çıkmadı. Devre arası alınan Ernst ve yine aynı dönemde gelen 'Dinlen dinlen oyna' Yusuf, yeniden kazanılan Cisse duble yaptırdı. Büyük Final'de Şansal Büyüka'ya siyah-beyaz elbise ve kravat buldurdular ya, emeği geçen herkese helal olsun.
Bizim mesleğin hastalarını da unutmayalım. Rıdvan Akar, Zafer Arapkirli, Rauf Tamer, Halis Güler, Cihangir Özbay, Göktuğ Sevinçli, Sedat Ergin, takımın en genci İsmail Küçükkaya ve diğerleri. Muhasebemizin en eli sıkısı Semahat Çolak'a da göndermemizi yapalım. Mevcut kadronun Şampiyonlar Ligi'nde gruptan sıyrılmasının zor olduğunu herkes bilmeli. Savunmanın göbeğine çok iyi bir takviye öncelik olmalı. Esas yol, alt yapıdan geçmekte. Barcelona'nın kapısından dönen 'Küçük Muhammet' gibi yeteneklere özel ilgi gösterilmeli. Messi'ye uygulanan metot bire bir kopya çekilmeli. İşte o zaman 'Yıkılmaz Armada' dönemi yeniden başlar.
Daha önce -Yaralı günlerimizde- yazdığımız 'Kartal'ın hayata dönüş öyküsü'nü özetle tekrarlamak istiyoruz. İçimizden geldi:
Kuşlar aleminin Kralı uzun ömürlü olmayı, bir dizi işkence çekmeyi göze alarak sağlar. 35-40'ını devirdiğinde, tüyleri basıklaşır, uçuşunu engeller. Gözleri daha az görmektedir. Pençeleri kireçlenmiştir. En önemlisi, gagası avlanma yeteneğini kaybetmiştir. Koca Kuş, yüksek rakıma çekilir. Uygun kayayı seçer. Günlerce vura vura gagasını koparır. Sabırla yenisinin uzamasını bekler. Bu işlemi tamamlayabilenler hayat unsuru kalmamış tüylerini kopartıp, yenilere yol açarlar. Ölümcül acıya göğüs gerebilenler, ömürlerini ikiye katlamış olarak, zirveden süzülürler.
Dünyanın en büyük hayvanat bahçelerinden biri Washington DC'dedir. Her canlı için özenle ayrı ayrı yerler hazırlanmıştır. En büyüğü ise ABD'nin sembolü beyaz kafalınındır-Kel Kartal-. Stad büyüklüğündeki bu alanda rahatça uçma imkanı sağlanıp, ona torpil geçilmiştir.
Yıllar önce Sinop-Ayancık arasındaki gördüğümüz bir traktör romorkünün arkasındaki yazıya bayılmıştık; 'Kargalar sürüyle, Kartal yalnız uçar'. Hala bu felsefeye inananlardanız. Çünkü, altında asalet yatıyor.